Mahzuni’nin “Zalım” türküsünü dinlerken düşünüyorum: Biz ne zaman bir hırsızlık iddiasını konuşmadan önce, suçlananın hangi partiden olduğuna bakar olduk? Önce onu öğreniyoruz. Sonra kimimiz öfkeleniyor, kimimiz susuyor, kimimiz de savunacak bir gerekçe arıyor. Böyle hukuk olur mu? Böyle vicdan olur mu?
Belediyede mi olmuş? Araştırılsın. Bir fonda mı olmuş? Araştırılsın. İktidara yakın birinin adı mı geçiyor? Ona da sorulsun. Muhalefetten birinin adı mı geçiyor? Aynı sorular ona da sorulsun.
Biz halkız. Herkese aynı hukukun işlemesini istiyoruz.
Kimseyi partisine bakarak suçlu ilan etmeyin. Kimseyi partisine bakarak korumayın. Delil varsa üzerine gidin; suç kanıtlanırsa hesabını sorun. Delil yoksa insanları siyasi hesaplarla suçlu diye dolaştırmayın.
İstediğimiz bu kadar açık!
Ama siyasetin bir kısmı, mesele kendi kapısına dayanınca bukalemun gibi renk değiştiriyor. Dün başkasına söylerken mangalda kül bırakmayanlar, bugün aynı soruyu duyunca konuyu değiştiriyor.
Dün “Milletin parası nerede?” diye bağıran, bugün “Şimdi sırası mı?” diyor.
Dün bir iddiayı hüküm gibi anlatan, bugün ortaya çıkan belgeyi görmezden geliyor.
Biz böyle siyasetçi istemiyoruz!
Doğruyu söylerken karşısındakinin rozetine bakanın adaletine nasıl güveneceğiz?
Bir de şu anlayış var: “Bizimki ama… Bak, parayı da geri getirdi!”
Ne güzel memleket! Parayı götürürken yanlış, geri getirince kahraman!
Parayı geri getirmek, o paranın neden götürüldüğünün hesabını ortadan kaldırmaz. Milletin kasası, isteyenin alıp işi bitince yerine koyacağı bir emanet dolabı değildir.
Belediyenin parası belediye başkanının değildir. Devletin parası iktidarın değildir. Bir makamın başına geçmek, o makamın kasasının sahibi olmak değildir.
Oradaki her kuruşun sahibi bu millettir.
Bu yüzden “Bizim hırsız iyidir” diyenle de “Onların hepsi hırsızdır” diyenle de adalet kurulmaz. Biri suçu örter, öteki suçun kanıtlanmasına bile ihtiyaç duymaz. İkisi de hukuku kendi siyasi hesabına göre eğip büker.
Sonra birbirimize dönüp “Bir gün seni de soyar” diyoruz.
Daha neyi bekliyoruz? Milletin parası çalınıyorsa zaten hepimiz soyuluyoruz! Kamu kasasından çıkan para, hepimizin ortak hakkından çıkıyor.
Halk soyuluyorsa devlet soyuluyor. Devlet soyuluyorsa bunun hesabını sormak da hepimizin meselesidir.
Ben, hırsızlık iddiasının üstüne gidilmesi için önce parti genel merkezlerinden işaret beklenen bir Türkiye istemiyorum.
Savcının dosyaya, hâkimin delile baktığı; makamın, servetin, siyasi yakınlığın kimseye dokunulmazlık sağlamadığı bir Türkiye istiyorum.
Kendi partisindeki yanlışa da karşı çıkabilen siyasetçi, kendi desteklediği kişiye de hesap sorabilen vatandaş istiyorum.
Çünkü adalet, yalnız rakibimize uygulansın diye savunulmaz.
Benim istediğim, benim tarafımın kazandığı bir hukuksuzluk değil; herkesin aynı hukuk önünde hesap verdiği bir Türkiye’dir.
Hırsızın partisini sormayı bırakın. Milletin parasının hesabını sorun!