Son günlerde yine aynı filmi izliyoruz. Kimi mahkeme koridorlarından, kimi siyasi kulislerden, kimi ekranlardan, birileri CHP’yi kuşatabileceklerini sanıyor.
Geçen gün köy kahvesindeyiz. Her zamanki gibi çaylar masada, okey taşları elde, memleket meseleleri havada uçuşuyor. Televizyonda yine siyaset. Yine soruşturmalar. Yine operasyonlar. Yine adaylar. Yin...
Geçen gün köy kahvesine bir çiftçi girmiş. Koltuğunun altında bir çuval buğday. Kahveci sormuş: “Hayırdır ağam, harmandan mı geliyorsun?” Çiftçi demiş: “Yok usta, çay içmeye geldim.”
Yıl 2010… Ama hikâye aslında çok daha önce başladı. Gençlik kollarında sabahlara kadar bayrak astığımız günlerde… Bir avuç idealist gençtik. Hayalimiz makam değildi, mevki değildi, koltuk değildi. Biz...
CHP’yi yıllardır dışarıdan yenemeyenler şimdi başka yol deniyor. Sandıkta olmadı… Milletin vicdanında olmadı… Şimdi içeriden karıştırarak, kayyum hesaplarıyla, aparat siyasetçilerle sonuç almaya çalış...
Bindik bir alemete… Gidiyoruz kıyamete… Eskiden bu söz söylenince millet gülerdi. Bir türkü gibi söylenirdi. Biraz dalga, biraz kader, biraz hayat yorgunluğu… Şimdi insanlar birbirine bakıyor: “Harbid...
Memlekette yıllardır aynı tartışma dönüyor. Kim daha Atatürkçü… Kim daha Cumhuriyetçi… Kim daha Kemalist…
Çıkmışsınız yine kameraların karşısına… Vergi diyorsunuz. Kayıt dışı diyorsunuz. Denetim diyorsunuz. Sanki bu memleketi batıranlar mahalledeki küçük esnafmış gibi…
Pir Sultan Abdal’ın yüzyıllar önce söylediği söz, bugün siyasetin tam ortasında duruyor.
Eskişehir siyasetinde bir dayımız var. Canı sıkılınca ortaya çıkar, mikrofon görünce ceketini düzeltir, sonra başlar memlekete ayar vermeye…
Bir şehir düşünün… Sadece binalardan, asfalt yollardan, kaldırımlardan ibaret olmayan bir şehir.
Eskişehir’de siyaset bazen kovboy filmine dönüyor. Bir bakıyorsun kasabanın havalı saatli şerifi çıkmış meydana… Göğsünü gere gere belediyelerin sattığı yerleri sıralıyor. Sanki elinde tapu defteri, d...
Bu bağlantı sizi https://www.haberes.com.tr dışındaki bir siteye yönlendiriyor.