Güzel soru. Hatta sorulması gereken soru. Depremin siyaseti olmaz. Enkazın altında AK Partili, CHP’li, MHP’li diye insan ayrılmaz. Bir canın hesabı parti hesabıyla tutulmaz. O nedenle belediyelere sorun Sayın Hatipoğlu. Eksikleri varsa hesabını da sorun. Ama… Soruyu yarım sormayın. Çünkü Eskişehir’in deprem meselesinde yalnız belediyeler yok.

Devlet var.

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı var.

AFAD var.

Kentsel Dönüşüm Başkanlığı var.

TOKİ var.

Merkezi bütçe var.

Ve en önemlisi, devletin elinde belediyelerin sahip olmadığı çok önemli yetkiler var.

O halde siz belediyelere:

“Ne yaptınız?” diye soruyorsanız, biz de size soralım:

Siz ne yaptınız Sayın Hatipoğlu?

Daha doğrusu;

23 yıldır ülkeyi yöneten iktidarınız Eskişehir’in deprem güvenliği için ne yaptı?

Bakın, meseleyi siyasi laflarla değil, somut örneklerle konuşalım.

Gündoğdu Mahallesi…

Odunpazarı Belediyesi buradaki yaklaşık 27 hektarlık bölge için riskli alan teklifinde bulundu.

Devlet de 2013 yılında burayı “riskli alan” ilan etti.

Bölgede yüzlerce bina, binlerce insan vardı.

Buraya kadar tamam.

Belediye demiş ki:

“Burada risk var.”

Devlet bakmış ve demiş ki:

“Evet, burası riskli alan.”

Peki riskli alan ilan edilince ne olmuş?

Planlama ve proje yönetimine ilişkin önemli yetkiler Bakanlığa geçmiş.

Yani devlet artık seyirci değil.

İşin doğrudan içinde.

O halde şimdi soruyoruz:

2013’ten 2026’ya kadar ne yaptınız?

13 yıl…

Az zaman değil.

Bir çocuk doğduysa bugün ortaokulu bitirmek üzere.

Peki Gündoğdu’nun dönüşümü nerede?

Kaç bina dönüştürüldü?

Kaç aile güvenli konutuna kavuştu?

Bakanlık buraya kaç lira kaynak ayırdı?

Hangi proje tamamlandı?

Hangisi bekliyor?

Bekliyorsa neden bekliyor?

Belediyeye dönüp:

“Niye yapmadın?”

demek kolay.

Ama belediyenin riskli olduğunu tespit ettiği, devletin de riskli alan ilan ettiği yerde yıllar geçmişse vatandaşın devlete:

“Sen niye yapmadın?”

diye sorması da hakkıdır.

Üstelik mesele yalnız Gündoğdu değil.

2017 yılında Gündoğdu, Emek, Yenidoğan ve Erenköy mahallelerini kapsayan yaklaşık 66,89 hektarlık başka bir bölge daha riskli alan ilan edildi.

Aradan dokuz yıl geçti.

Soruyorum:

Ne oldu bu alan?

Risk ortadan kalktı mı?

Binalar güvenli hale getirildi mi?

Dönüşüm tamamlandı mı?

Tamamlanmadıysa neden?

Eğer yetki belediyedeyse açıklayın:

“Şu işi belediye yapmadı.”

Biz de belediyeye soralım.

Ama yetki Bakanlıktaysa onu da açıkça söyleyin.

Çünkü deprem üzerinden siyaset yapacaksak önce kimin hangi yetkiye sahip olduğunu vatandaşa doğru anlatmak zorundayız.

Bir de rezerv alan meselesi var Sayın Hatipoğlu.

Asıl onu merak ediyorum.

Çünkü kentsel dönüşüm yalnız:

“Evini yıkıyorum” demek değildir.

Vatandaş sorar:

“Peki beni nereye götüreceksin?”

İşte bunun için rezerv yapı alanları vardır.

Bakanlık 2013 yılında Kocakır mevkiinde yaklaşık 770 hektarlık Hazine arazisini rezerv yapı alanı olarak belirledi.

770 hektar!

Üstelik devlet bunu yaparken Eskişehir’deki zemin ve yapılaşma risklerini de gerekçe gösteriyordu.

Yine tarih 2013.

Bugün 2026.

Yine 13 yıl.

Şimdi Eskişehirli adına soruyorum:

Nerede bu 770 hektarlık rezerv alan?

Ne yaptınız oraya?

Kaç konut yaptınız?

Kaç riskli binada yaşayan aileyi buraya taşıdınız?

Eskişehir’in dönüşümünde bu alanın ne kadarını kullandınız?

Kullanmadıysanız neden 2013 yılında rezerv alan ilan ettiniz?

Kullandıysanız çıkın rakamları açıklayın.

Biz de alkışlayalım.

Çünkü bizim derdimiz:

“Devlet hiçbir şey yapmadı” demek değil.

Yapılan varsa söyleyelim.

Riskli yapılar tespit edildi.

Yıkımlar gerçekleştirildi.

Kira yardımları yapıldı.

Bunları inkâr etmiyoruz.

Ama mesele birkaç yüz binanın yıkılması değil.

Mesele şu:

Eskişehir bugün büyük bir depreme hazır mı?

Ve daha önemlisi:

Devlet, Eskişehir’in hazırlanması için belediyelere ne kadar yardımcı oldu?

İşte ben Sayın Hatipoğlu’ndan bunun cevabını bekliyorum.

Son 20 yılda merkezi hükümet Eskişehir’in kentsel dönüşümüne kaç lira kaynak aktardı?

Belediyelere ne kadar hibe verdi?

Kaç dönüşüm projesine finansman sağladı?

Kaç rezerv alan tahsis etti?

Belediyelerin Bakanlığa gönderdiği projelerden kaçı kabul edildi?

Kaçı bekledi?

Kaçı reddedildi?

Bakanlığın yetkisine geçen riskli alanlara devlet bütçesinden ne kadar yatırım yapıldı?

Bunları açıklayın.

Hem de yuvarlak siyasi cümlelerle değil.

Rakam rakam açıklayın.

Çünkü milletvekilliği yalnız muhalefetin yönettiği belediyeye:

“Sen ne yaptın?” diye sormak değildir.

Milletvekilliği gerektiğinde Ankara’ya dönüp kendi iktidarına da:

“Benim şehrim için sen ne yaptın?” diye sorabilmektir.

O nedenle Sayın Hatipoğlu…

Sorunuzdan rahatsız değiliz.

Tam tersine, sorun.

Belediyeleri sorgulayın.

Büyükşehir ne yaptı?

Odunpazarı ne yaptı?

Tepebaşı ne yaptı?

Sorun.

Ama gelin aynı masaya bir sandalye daha koyalım.

O sandalyeye de devleti oturtalım.

Sonra aynı soruları ona da soralım.

Belediye riskli alanı gösterdi mi?

Gösterdi.

Devlet riskli alan ilan etti mi?

Etti.

Yetki Bakanlığa geçti mi?

Geçti.

Rezerv alan belirlendi mi?

Belirlendi.

Aradan 9 yıl, 13 yıl geçti mi?

Geçti.

O zaman geriye tek bir soru kalıyor:

SİZ NE YAPTINIZ?

İşte Eskişehirlinin bilmek istediği budur.

Çünkü yarın Allah korusun büyük bir deprem olduğunda enkazın başında vatandaşa:

“Belediye yapacaktı…”

“Bakanlık onaylayacaktı…”

“Yetki bizde değildi…”

“Para gelmedi…”

“Proje bekledi…” diye anlatamazsınız.

O enkazın başındaki bir anne size kanun maddesi sormaz.

Bir baba yetki tartışması yapmaz.

Size yalnızca şunu sorar:

“Madem yıllardır buranın riskli olduğunu biliyordunuz, neden yapmadınız?”

İşte ben o sorunun depremden sonra değil, bugün sorulmasını istiyorum.

Belediye dosyasını koysun masaya.

Bakanlık dosyasını koysun.

AFAD koysun.

Milletvekilleri de Ankara’dan Eskişehir’e ne kadar kaynak getirdiklerini koysun.

Kim yaptıysa teşekkür edelim.

Kim yapmadıysa hesabını soralım.

Ama kimse sorumluluğunu başkasının kapısına bırakmasın.

Çünkü mesele AK Parti’nin haklı çıkması değil.

CHP’li belediyelerin haklı çıkması da değil.

Mesele Eskişehir.

Mesele insanlarımızın canı.

Mesele depremden sonra enkaz kaldırmak değil, o enkazın oluşmasını önlemek.

Sayın Hatipoğlu belediyelere sordu:

“Eskişehir’i depreme ne kadar hazırladınız?”

Şimdi Eskişehirli de Ankara’ya soruyor:

“Peki siz Eskişehir’i depreme ne kadar hazırladınız?”

Cevabınızı bekliyoruz.