1839 yılında Tanzimat Fermanı'nın ilan edilmesiyle birlikte Osmanlı Devletinde toplumsal hayatta birçok değişim yaşanmaya başlanmıştır. Bir taraftan siyasi değişim kararları alınıp sosyal hayatın bir düzene konulmaya çalışıldığını, diğer taraftan ise bu düzenlemelerin topluma anlatılması ve benimsetilmesi için etki gücü her zaman yadsınamaz bir gerçek olan gazeteden yararlanıldığı görülür.
Türk aydınının çıkarmış olduğu ilk özel gazete ve modern Türk Edebiyatı'nın da ilk yayın organı olarak kabul edilen Tercüman-ı Ahval’dir. Tercüman-ı Ahval 1860'da Agâh Efendi ve Şinasi tarafından yayınlanmıştır.
Tanzimat Döneminde Türk edebiyatında görülmeye başlayan yeni türlerin içinde diğerlerine kıyasla gazeteciliğin yeri oldukça önemlidir. Gazete, her gün bir toplumdan bir sorun üzerinde herhangi bir fikir ve görüşe sahip ikinci bir toplum çıkarabilecek güçte bir çözümleme ve birleştirme aracıdır.
Osmanlı Türk kadınının, toplum yaşamına dâhil edilmesi ve kadına bir statü kazandırılması gerektiği Tanzimat Döneminde ciddi anlamda bir tartışma ortamı oluşturmuştur. İlk defa Osmanlı kültür tarihi içinde kadın gündeme gelmiş ve kadınlara yeni bir kimlik kazandırma arzusu sistematik bir şekilde yürütülmeye çalışılmıştır. Bu anlamda kadın yazarların, kadın hakları noktasındaki yapılanmaları ve kadın dergilerinin bu oluşuma katkıları yadsınamaz. Gazetecilik kültürünün Osmanlı Devleti'nde etkin bir yer edinmesiyle kendilerini ifade etmek ve görünürlük kazanmak isteyen kadın yazarlar, çeşitli gazete ve dergilerde yazı ve şiirleriyle bir varlık alanı oluşturmuşlardır.
Osmanlı Türk kadınının basın hayatında görünürlüğü ile kadınlar arasında başlayan uyanış aristokrat kesimden halk tabakasına doğru kaymaya başlamıştır. Böylelikle kadınlar, sosyal yasamda etkin özne olarak kendi varlıklarını inşa etmenin temellerini atacak bir oluşumun sureci içerisine de adım atmışlardır.
Bu değişim ortamına basın aracılığı ile katılan ilk kadınlardan biri de tarihimizde ilk Türk kadın gazeteci kabul edilen Selma Rıza Feraceli’dir. Selma Rıza Sorbonne Üniversitesi’nde eğitim görmüştür. Kardeşi Ahmet Rıza ile birlikte, Paris’te “Meşveret” adlı bir gazete çıkartmışlardır.
Selma Rıza, Meşrutiyetin ikinci kez ilanı üzerine İstanbul’a dönüşünün ardından kadın derneklerine katılmış ve “Hanımlara Mahsus Gazete”, “Kadınlar Dünyası” gibi gazetelerde makaleler yayınlamıştır. Tanınmış bir tarihçi olan Ahmet Cevdet Paşa’nın kızı Fatma Aliye’nin yazdığı Muhadarat ile birlikte Selma Rıza’nın Uhuvvet isimli romanları Türkiye’de kadınlar tarafından yazılmış ilk romanlar olarak kabul edilir. Eser, 472 sayfadan oluşur ve Sultan Abdülhamit dönemi İstanbul ve Beyrut’unda geçer. Bu dönem İstanbul’u Osmanlı İmparatorluğu’nun başkentidir ve Avrupa etkisi altında bir sosyal değişim süreci içindedir.
Selma Rıza’nın Uhuvvet adlı romanı Nebil Fazıl Alsan tarafından günümüz Türkçesine çevrilmiş ve yayınlanmıştır. Osmanlı toplumunun son yüzyılında kadınların sorunlarını ve toplum içindeki konumlarını yansıtan güzel bir ayna durumunda olan roman, Bedrettin Aytaç tarafından ayrıntılı olarak incelenmiştir. Bedrettin Aytaç’ın belirttiğine göre Selma Rıza romanda, geleneksel Osmanlı toplumunda kadının sosyal konumunu sergilemiştir. Romanda verilmeye çalışılan mesaj; kadınların sosyal ve ekonomik açıdan özgür olmaları gerektikleri ve kendilerini her alanda ifade etmeleri gerektiğidir.
Selma Rıza ve birçok kadın yazarın bu anlamdaki çabaları akıllara şu soruyu getirebilir: ‘’Osmanlı toplumunda kadınlar yeteri kadar özgür değil miydi?’’ sorusunu. Aslında bahsettiğimiz dönemde kadınların toplumsal hayatta var olabilmeleri sorunu sadece Osmanlı toplumuna özgü bir durum değildir. Çünkü o dönemin şartlarını düşündüğümüzde Avrupa tarihindeki kadınlarıyla karşılaştırdığımızda Osmanlı hanımlarının onlara göre daha özgür oldukları Osmanlı toplumunda yaşama şansı bulmuş birçok Avrupalı seyyah tarafından da dile getirilmektedir. Ancak özgürlük konusunun şimdi bile tartışmalı olduğunu göz önüne alırsak: ‘’kime göre neye göre özgürlük?’’
İlk Türk kadın gazetecimiz Selma Rıza ve onu örnek alarak fikirsel anlamda eser ortaya koymuş kadın gazeteci ve yazarlarımız günümüz gençliğine örnek teşkil etmesi açısından büyük önem taşımaktadır.