Yıllarca bu ülkenin gençlerine aynı cümle kuruldu: “Oku… Üniversiteyi bitir… Meslek sahibi ol… Geleceğini kurtar.”

Milyonlarca genç buna inandı.

Aileler çocukları okusun diye tarlasını sattı, traktörünü sattı, emekli maaşını çocuklarının eğitimine harcadı. Gençler yıllarca ders çalıştı, sınavlara girdi, uykusuz geceler geçirdi. Hayatlarının en güzel yıllarını bir diploma uğruna verdi.

Çünkü devletin verdiği söze güvendiler.

Ama mezun olduklarında karşılarına yeni bir duvar çıktı.

“Diploman yetmez… Bir de merkezi sınava gireceksin.”

İşte asıl soru burada başlıyor.

Madem verdiğiniz diplomaya güvenmiyorsunuz…

Madem üniversitelerinizin mezun ettiği hukukçunun, eczacının, psikoloğun, öğretmenin, mühendisin yeterliliğinden emin değilsiniz…

O zaman bu fakülteleri neden açtınız?

Her ile üniversite açmakla övünürken sorun yoktu da, mezun olunca mı gençler yetersiz oldu?

Bugün hukuk fakültesini bitiren bir genç avukat olabilmek için yeniden sınava girmek zorunda bırakılıyor.

Yarın aynı uygulama başka mesleklerde de karşımıza çıkacak mı?

O halde üniversitelerin verdiği diplomanın anlamı nedir?

Sorun gerçekten gençlerde mi?

Yoksa yıllardır plansızca açılan üniversitelerde, kontrolsüz artırılan kontenjanlarda ve eğitimi nitelikten çok sayıya dönüştüren anlayışta mı?

Eğer eğitim sistemine güvenmiyorsanız bunun bedelini neden gençler ödüyor?

Fakülteleri onlar açmadı.

Kontenjanları onlar belirlemedi.

Eğitim politikalarını onlar hazırlamadı.

Yanlış planlamanın hesabını neden diplomayı alan genç veriyor?

Sonra dönüp soruyorsunuz:

“Bu gençler neden yurt dışına gidiyor?”

Çünkü burada sadece sınava girmiyorlar…

Umutları da sınanıyor.

Birçok genç bugün yüksek lisansını, ihtisasını ya da meslek hayatını başka ülkelerde kurmanın hesabını yapıyor. Çünkü emeğine güvenilen, liyakatin esas alındığı bir gelecek arıyor.

Sonra adına “beyin göçü” diyorsunuz.

Hayır…

Bu sadece bir beyin göçü değildir.

Bu, umut göçüdür.

Bir ülke gençlerini kaybediyorsa, geleceğini kaybediyor demektir.

Gençler bu ülkenin yükü değildir.

Onlar bu ülkenin yarınıdır.

Yarınına güvenmeyen devlet, geleceğini inşa edemez.

Diplomasına güvenmediğiniz gençlerden güçlü bir ülke kurmalarını bekleyemezsiniz.

Önce üniversitelerinize güvenin.

Önce kendi eğitim sisteminize güvenin.

Çünkü güvenmediğiniz diplomaları siz verdiniz.

Ve unutmayın…

Gençlerine sürekli şüpheyle bakan bir devlet, bir gün geleceğine de şüpheyle bakmak zorunda kalır.