Bir şeyi artık birbirine karıştırmayalım. Sendikalar… Esnaf odaları… Ziraat odaları… Kooperatifler… Bunlar siyasi partiler değildir. İktidarın arka bahçesi de değildir, muhalefetin seçim bürosu da değildir. Sizler, temsil ettiğiniz insanların hakkını savunmanız için seçildiniz.

O koltuklara otururken kimse size “Git bir partiyi destekle” demedi.

Bu millet size, “Bizim sesimiz ol” dedi.

“Bizim derdimizi anlat” dedi.

“Bizim hakkımızı ara” dedi.

Çünkü siz de bizim içimizden çıktınız.

Bizim gibi tarlada alın teri döktünüz…

Bizim gibi dükkân açtınız…

Bizim gibi tezgâh başında emek verdiniz.

Onun için sizi o makamlara taşıdık.

Bugün dönüp etrafımıza bakıyoruz.

Esnaf borç içinde…

Çiftçi üretmekte zorlanıyor…

İşçi geçinemiyor…

Emekli ay sonunu getiremiyor…

Üretici maliyetlerin altında eziliyor.

Peki siz neredesiniz?

Sizin sesiniz neden duyulmuyor?

Temsil ettiğiniz insanların bu kadar büyük sıkıntılar yaşadığı bir dönemde suskunluk kime fayda sağlıyor?

Koltuklar, sessiz kalmak için verilmez.

Koltuklar, “Aman kimseyi kırmayayım, makamımı kaybetmeyeyim” diye oturulacak yerler değildir.

O koltuklar gerektiğinde iktidara da yanlışını söylemek, gerektiğinde muhalefete de eksiğini hatırlatmak için vardır.

Çünkü sizin sadakatiniz bir siyasi lidere değil, sizi seçen insanlara olmalıdır.

Bir oda başkanı, bir sendika yöneticisi, bir kooperatif başkanı ya da bir meslek kuruluşunun temsilcisi önce üyelerinin sözcüsüdür.

Sessizlik bazen taraf olmaktır.

Haksızlık karşısında susmak, haksızlığın büyümesine ortak olmaktır.

Eğer temsil ettiğiniz insanların sesi olmayacaksanız…

Eğer onların hakkını aramayacaksanız…

Eğer koltuğunuzu korumayı insanların ekmeğinden daha önemli görecekseniz…

O zaman insanlar da doğal olarak şu soruyu sorar:

“Biz sizi neden seçtik?”

Temsil edilmeyen bir toplumun, temsilcisine ihtiyacı kalmaz.

Çünkü makamların değeri, üzerindeki tabeladan değil; o makamda oturanın gösterdiği cesaretten gelir.

Unutmayın…

Bu millet size alkış tutmanız için değil, gerektiğinde yumruğunuzu masaya vurmanız için yetki verdi.

O yüzden bugün herkes aynı soruyu soruyor:

Siz gerçekten temsilci misiniz, yoksa sadece koltuğun bekçisi mi?