Osmanlıda Türk sorunu vardı. Türk savaşır, vergi öder, ikinci sınıf vatandaş muamelesi görürdü. Halil İnalcık: “Osmanlıda Türklere şu denilirdi; Türküm deme devletin parçalanır.” Türk bu korkuyla kendi kimliğinden korkar ve kaçar oldu. Devlet etnik gruplara hoşgörülüydü, devlete iyi niyetli bakarlar diye düşünüldü. Onlara her türlü hürriyet tanındı. Onlara her türlü hakkı verildi. Türklere verilmedi.

Araştırmacı yazar Cengiz Özakıncı; “Osmanlıda Türkler ikinci sınıf vatandaş muamelesi görürdü. Cumhuriyetle Atatürk sayesinde yeniden birinci sınıf vatandaş olduk. Son dönemde yapay bir Kürt sorunu icat ettiler asıl Türk sorunu var.”

Türkler Osmanlıyız ya da Müslümanız derken, içimizdeki Araplar, Rumlar Ermeniler kendi etnik kimliklerini kullandılar. Ama ne zaman devlet tökezledi hepsi devlet içinde devlet oldular ve Türk’ün karşısına çıktılar.

Türk hazırlıksız şaşkın ve kimliksizdi. Bu arada kendisine anlatılan din kardeşliği masalı da bozulmuş yaralı bereli Anadolu’ya sıkıştı. Sonra buraya gelip Türk’ün gırtlağına sarıldılar.

Nihayet 1920 itibariyle Ata’mızın etrafında kenetlenerek kimliğini bulmaya başladı. Atatürk'ün en önemli işlerinden biri kimliksizleştirilen Türk milletine yeniden Türklük kimliğini kazandırmasıdır. Buna ilave bu coğrafyada yaşayan halka Türk Milleti denir diyerek bir üst kimlik kazandırmıştır.

Osmanlıda Türkler 8-12 yıl askerlik yaparlardı. Rumlar Ermeniler Yahudiler azınlıklar yapmazdı. İşine gücüne bakar zengin olurlardı. Otuzlu yaşlardan askerden dönen Türk, mahalle arkadaşı Yorgo’nun yanında işçi olarak işe başlardı.

Bugün de ABD ve Batı emperyalizminin yıllar önce başlattığı uygulama devam ediyor. Sona yaklaşılan BOP projesi kapsamında, Anadolu coğrafyasını Türksüzleştirmek için yoğun bir çaba içerisinde hareket ediyorlar. Yıllar önce “Türküm doğruyum çalışkanım” diye başlayan andımızı okullardan kaldırdılar. Devlet kurumlarının tabelalarından T.C. ibaresini kaldırdılar. Yıllardır Diyanet hutbelerinde vaazlarında şuurlu bir şekilde Türk kelimesini kullanmıyor. Milli bayramlarımız öncesinde okunan hutbelerde yapılan vaazlarda Türk, Atatürk, Cumhuriyet kelimeleri itina ile kullanılmıyor. Her fırsatta idare edenler tarafından Türk, Türklük, Atatürk aleyhtarı söylemleri devamlı duyuyoruz.

Kürtçülük yeşertilirken Türk milleti kimliksizleştirilmeye çalışılıyor.

Bugün Türkiye de Kürtlerin birinci ihtiyacı Kürtçenin ikinci dil olması değildir. Türkiye’de kız çocuklarının en az okutulduğu, kız çocuklarının küçük yaşta evlendirildiği, akraba evliliklerinin en fazla olduğu yer güneydoğudur. Kadına şiddetin yaygın olduğu, kadın istihdamının en az olduğu, köy ağalığı, aşiret reisliğinin olduğu yer güneydoğudur. DEM’ liler PKK’lılar bunları konuşmazlar. Burada yaşayan Kürt vatandaşlarımızın da Kürt Türk diye bir problemlerinin olmadığını biliyorum. Kürt vatandaşlarımız da bu gidişattan çok rahatsızlar. O bölgede en çok da Kürt vatandaşlarımızın katili Öcalan, İsrail in ABD’nin kucağında emperyalizmin projesi olduğunu artık herkes biliyor.

İran’da sıradan memur olamayan Kürtlerin devletle savaştığını hiç duydunuz mu? Halepçe de Saddam tarafından, kimyasal silahla katledilen Kürtler Türkiye’ye sığındı. Buna rağmen Saddam’a karşı savaşan Kürt duydunuz mu?

Ben yıllarca öğretmenlik yaptım, okul müdürlüğü yaptım, kimseye sen hangi dindensin, hangi mezheptensin, hangi millettensin diye sormadım, kimse de bana sormadı. Türkiye’de bakan olan, başbakan cumhurbaşkanı olan, hakim savcı asker polis iş adamı olan, bürokrat olan kısaca hiç kısıtlaması olmayan Kürtler özgürlükleri için savaşıyorlar sözü büyük bir yalandan ibarettir. Bu sebeple Kürt vatandaşlarımızın çok uyanık olması lazım. Yoksa Kürt vatandaşlarımız başta olmak üzere hepimiz bugünleri arar hale geliriz. Bu savaş bu coğrafyada gözü olan emperyalizmin savaşıdır.

ABD de, beyazlar, siyahlar, Asyalılar, kızılderililer, Avrupalı milletlerden meydana gelen bir devlet. Resmi dilleri İngilizce, Rusya da 192 etnik grup var resmi dilleri Rusça. Bu örnekler Avrupa ilkelerinin hemen hemen hepsi için geçerli. Bu ülkelerdeki etnik gruplar bu durumdan hiç şikayetçi değiller, çok da memnunlar.

İkinci resmi dil demek kesinlikle ülkemizin bölünmesi demektir. Birde yeni anayasa söylemleri gündemde, bu da aynı amaca hizmet ediyor. Kullandığımız 1982 anayasasının 177 maddesinin 134 maddesi yani dörtte üçü değiştirilmiş, daha hangi yeni anayasadan söz ediliyor. Amaç değiştirilemez denilen ilk dört maddenin değiştirilmesi ve ülkenin bölünmesinin önünün açılması.

Sevgiyle kalın