İngiliz uzmanlar, hazırladıkları 10 maddelik bir mutluluk reçetesini üç ay süreyle bir pilot kentin ahalisi üzerinde denemişler. Ve bu araştırmalardan da çok olumlu sonuçlar almışlar, Slough kentinde yapılan mutluluk deneyi dört bölümlük belgesel halinde BBC2 de yayınlandı.

Çok basit 10 maddeden oluşan mutluluk deneyini yöneten Dr. Richard Stevens ve ekibi 50 gönüllüden oluşan çekirdek gruba “Mutluluk tohumları” ektikten sonra bu grubun yüklendiği mutluluğu çevreye nasıl saçtığını memnuniyetle gözlemişler. Mutluluk tohumları denilen 10 maddelik reçete ise şöyle;
- Doğaya uygun yaşayan mutlu olur. “Ağaç ve çiçek dikin büyütün”
- Her günün sonunda en az beş şeye şükredin.
- Konuşmaya vakit ayırın. “Her hafta sevdiğiniz biriyle bir saat konuşun”
- Uzun zaman görmediğiniz bir dostunuzla buluşup güzel şeyler paylaşın.
- Her gün zevkinize uygun bir şey yapın. “Hobileriniz olsun”
- Her gün en az bir kere adamakıllı gülün.
- Her gün en az bir yabancıya selam verin. “Her şeyden önce gülümsemeyi unutmayın”
- Haftada üç kez yarımşar saat egzersiz yapın.
- Aile ve akraba ilişkilerinize önem verin zaman ayırın. Komşularınızla diyoloğunuzu geliştirin.
- Ve son olarak her gün birine iyilikte bulunun.

İngiliz uzmanların önerdiği bu mutluluk reçetesini dikkatlice incelediğinizde şu gerçek ortaya çıkıyor.
“Mutluluk tohumları” denilen bu tavsiyeler, bizim topluluğumuzda var olan geleneklerimiz ve kültürel değerlerimiz aslında... Yüzyıllarca önceden toplumumuzda benimsenmiş “dayanışma, paylaşma ve yardımlaşma” gibi erdemli davranışlarımız. Bir anlamda “Toplumların mutluluğu için var olması gereken” ve bilimsel olarak da kanıtlanan bizim öz kültürel değerlerimizi İngiliz sosyoloji bilimcileri daha yeni yeni fark etmişler. Bizim toplum olarak kültürel değerlerimizde iyi günde, kötü günde paylaşma ve dayanışma olması mutluluğumuza değer katıyor. Mutlu milletler arasında yer almamız ve krizlerden kaosa sürüklenmemizin nedeni de bu olsa gerek. Komşu, eş, dost ve akrabalarla bir sofrada oturup yemek yemek keyif aldığımız bir geleneğimizdir. Eski arkadaşlarla, dostlarla buluşup konuşmaktan büyük haz alırız. Bütün bu hazların temelinde de yaşama sevinci yatıyor. Mutluluk dediğimizde bu hazları ve keyifleri yaşamak, neşeyi ve sevinci duymak, yaşamın sıcaklığına dokunmak ve paylaşmak, işte toplum olarak en büyük kültürel zenginliğimiz bu kaybedersek vay halimize...