Eski Türkiye ile yenisi arasında toplumlarda büyük farklılıklar yaşadığımız bu yüzyılda neler değiştiğini de sorgulamak gerekiyor. Bilim ve teknoloji alanındaki gelişme ile birlikte tüketim alışkanlığımızda da önemli bir değişim oldu. Kapitalist erklerin pompalamasıyla toplum borç harç çılgın tüketimin rüzgarına kapıldı.
Neo libarelist anlayış bu düzen yarışında ekonomiyi yönlendirmek ve piyasaya hakim kılma hareketidir. Tüm ülkelerde uyguladığı bunun amacı ekonomi politikası ile büyük balık küçük balığı yutma strateji ile vahşi kapitalistin emellerine ulaşması...Ve dünya ekonomi piyasasına hakim olmak.
Teknoloji gelişmelerin getirdiği dijital dünyadayız artık. Cazip teknoloji araç ve gereklerini tüketicilerde talebi yaratarak insanların çılgınca tüketme politikasını arz etmek projesidir bu plan... Zaten dünya politikasını da bu emperiyal kapitalist üst akıl yönetir. Kapitalist düşüncenin dayattığı bu sömürü düzeninde çılgın tüketimle beraber insanı daha çıkarcı ve bencil yapıyor.
İnsanların iç dünyasında farklı düşüncelere ve beklentilere sahip olması normaldir. Ancak toplum içinde ki bireyin maddi ve üretim tüketim hallerine bakıldığında maddi kazanç farklılığına göre koşulların eşit olmaması da bir gerçek. İnsanların bu durumda çeşitli davranış içinde olduklarını gözlemek mümkün.
Doğal olarak bilim ve teknoloji gelişiyor ama neoliberal kapitalist sistemde bireyleşmede artıyor. Empati yapma ve vicdan yoksunluğu da teknolojinin paralelinde hızla artıyor. Ve insanı yalnızlaştırıyor.
Toplumda hoş görü, şefkat ve vicdan yani insanı insan yapan erdemleri de kaybettiriyor. Bu düzen bu proje bize ait değil. Emperyalist üst aklın çizdiği tasarladığı ve dayattığı kapitalist düzenin ta kendisi. Bu da demektir ki neo kapitalist düzende yaşamaya mecbursunuz.