Yaşamın sürdürülebilmesi ve sağlığın korunması bakımından güvenli ve dengeli beslenmek zorundayız. Güvenli gıda tüketimi sağlıklı yaşamamızı sürdürebilmesi bakımdan önemli bir gereksinimdir. Oysa ki, yaşamımızın temel maddesi olan gıdalar tarladan tüketime kadar geçen aşamalarda hijyenik ve doğal yapısının korunması gerekiyor. Bu koşulların yeterince sağlanamaması nedeniyle zararlı ve toksik hale gelebilmektedir.
Bu durumda sağlığımız için ciddi bir tehlike oluşturuyor. Tüketiciler olarak gıda güvenliğin sağlanmasında başta devlet olmak üzere üretici, satıcı ve aracılarda sorumluluklarını ve görevlerini etkin yapmalarını bekliyoruz. Devlet ilgili gıda yasasını yürütmeye koyar ve denetler. Üreticisi veya imalatçısı ilgili gıda yasasının yönetmelikler direktifi doğrultusunda uygun koşullarda iyi gıda üretmek ve satmak zorundadır. Yani üretici her aşamada kontrolünü ciddi sürdürmekle mükelleftir. Yani tarladan çatala kadar her aşamada ilgili müessese objektif olarak son kontrollerini mutlak yapacaklar. Tüketiciler ise subjektif olarak en son kontrolleri yapabilmekteler. Tüketiciler için nasıl bir gıda üretiliyor. Esasen tehlikelerin ve risklerin de bilinmesi gerekiyor. Üretilen gıdanın yapılışında grubuna göre riskli olan katkılar nedir? ve hijyen sanitasyon koşulları sağlanmış mı? Ayrıca ciddi etkin denetim yapılmış mı? Bu soruların muhatabı ise devlet, üretici ve tüketici üçlüsüdür. Gıda kaynaklı mikrobiyoljik riskler gıda kaynaklı hastalıkların giderek arttığı da malum bir gerçek. Bir taraftan hazır gıda talebi gittikçe artıyor. Diğer yandan da toplu yemek yeme yerleri artıyor. Ayrıca çarpık kentleşme sonucu kirliliği beraberinde getiriyor. Öbür tarafta turistik ve ticari seyehatlar artmış durumda olması da toplu yemek yenen yerlerde gıda zehirlenmesi vakalarının artırdığını da biliyoruz. Ayrıca güvenli olmayan genetik çalışmaları sonucunda genetiği değiştirilmiş gıdaları tüketmek durumunda kalıyoruz. Bu gelişmelerde insanın bağışıklık sisteminde düşüşler oluşabiliyor. Gelen verilerde Ülkemizde hepatit virüsünün arttığı yazılıyor. Ayrıca da ağır metaller kontaminasyonlara neden oluyor...katkı ve koruyucular alerji ye yol açıyor. Özellikle de pestitler mikro organizmalara göre çok daha riskli. Pestistler(kimyasal ziraat ilaçları) toprağımızı suyumuzu ve gıdamızı kirleterek insan sağlığını tehdit ediyor. Bu tehdite karşı en savunmasız olanlar ise bebekler, çocuklar ve yaşlılar ne yazık ki. Bilimsel veriler gıdalarda pestisit kalıntıların yaygın olduğunu ve bazı pestistlerin hormonal sistemi bozduğunu ve gelişimi olumsuz etkilediğini açıklıyor ve ciddi sağlık riskleri de taşıdığını vurguluyor. Tüketici bilinci olarak bu lanet kimyasallara karşı çok daha hassas olunması gerekiyor. Sağlıklı güvenli bir çevrede yaşamak ve iyi kaliteli gıda ile beslenmek her insanın hakkıdır der Anayasamızın 56.maddesi Bunu ilgili 5179 sayılı gıda yasası da destekler. Sağlıklı güvenli gıdaya ulaşmak temel bir hak ve yasal bir gerçektir. Tüm ilgili resmi kurumların, üreticilerin sorumluluğun bilincinde görevlerini etkin yapmaları ve tüketicilerde pestist tehditine karşı daha duyarlı hareket etmek zorundalar.