CHP, yıllardır AKP iktidarını yolsuzluk, hukuksuzluk ve güvensizlik üzerinden eleştiriyor. Ancak her sert çıkış, her iddia, her dosya garip bir şekilde dönüp dolaşıp CHP’nin hanesine eksi olarak yazılıyor.

Soru basit.

Neden?

Türkiye siyasetinde uzun süredir tuhaf bir döngü yaşanıyor. Ana muhalefet partisi Cumhuriyet Halk Partisi, iktidardaki Adalet ve Kalkınma Partisi’ni yolsuzlukla, israfla, liyakatsizlikle ve devletin çürümesiyle suçluyor. Dosyalar açıklanıyor, raporlar hazırlanıyor, basın toplantıları yapılıyor. Ama sonuç? Siyasi skor tabelasında golü yiyen taraf neredeyse her seferinde CHP oluyor.

Bu bir iletişim kazası mı, yoksa yapısal bir siyasal problem mi?

Toplumun geniş kesiminde yolsuzluk algısı tarihsel zirvelerinden birine oturdu. Kamu ihaleleri, kayırmacılık, denetimsizlik ve cezasızlık duygusu, devlet-toplum ilişkisini zehirlemiş durumda. Ekonomik krizin derinleşmesiyle birlikte “adalet” duygusu da hızla eriyor. İnsanlar sadece fakirleşmiyor; aynı zamanda kandırıldıklarını düşünüyorlar.

Bu tablo, teoride muhalefet için altın değerinde bir siyasi zemin yaratmalı bence ama pratikte olmuyor.

Bana göre eleştiri var ama inandırıcılık yok.

CHP’nin temel problemi tam da burada başlıyor. Eleştiriler doğru olabilir, belgeler gerçek olabilir, rakamlar çarpıcı olabilir. Ancak toplum nezdinde bir karşılığı yok.

Sorun AKP’nin anlatma şekli değil CHP’nin güven hikâyesini kuramaması.

Seçmen olarak şu soruyu sormak istiyorum.
“AKP kötü, peki sen ne yapacaksın?”
Bu soruya net, sade, tekrar edilen ve herkesin anlayacağı bir cevap gelmediği sürece, en sert yolsuzluk dosyası bile havada kalacaktır. Zaten öyle de olmuyor mu?

AKP’nin bugün hâlâ ayakta olmasının temel nedeni, kusursuz bir iktidar performansı sergilemesi değil. Tam tersine, muhalefetin iktidar alternatifi olamaması. CHP her sert eleştiride aslında çıtayı yükseltiyor ama altını dolduramıyor.

“Evet, sorunlar var ama bunlar gelirse daha mı iyi olacak?” algısı hâkim toplumda.

İşte o an, atılan her şut AKP’nin kalesine değil, CHP’nin kendi kalesine giriyor.

Türkiye’de güven, artık en kıt siyasi kaynak. İktidar yıpranır ama devlet gücüyle ayakta kalır. Muhalefet ise güven vermezse tamamen etkisizleşir. CHP’nin yaşadığı tam olarak bu. Yolsuzluğu anlatıyor ama temiz yönetimi temsil ettiğini hissettiremiyor. Hukuksuzluğu eleştiriyor ama kendi içindeki çelişkileri çözemiyor.

Ve seçmen olarak ben şunu çok net görüyorum maalesef.
Eleştiri var, çözüm yok.
Öfke var, umut yok.

CHP, AKP’yi eleştirdikçe neden gol yiyor sorusunun cevabı karmaşık değil. Çünkü siyaset sadece rakibini kötülemekle kazanılmaz. Seçmen, daha iyisini görmek ister. Güvenmek ister. İnanmak ister.

Bu sağlanmadığı sürece, yolsuzluk ne kadar büyük olursa olsun, güvensizlik ne kadar derinleşirse derinleşsin, tabela değişmez.

Ve CHP, eleştirdiği her başlıkta gol yemeye devam eder.