Bu ülke kolay kurulmadı. Bu topraklar masal anlatılarak, nutuk atılarak, talimat verilerek vatan olmadı. Bu ülke acıyla, kanla, fedakârlıkla kuruldu. Genciyle, yaşlısıyla… Kadınıyla, erkeğiyle… Çocuğuyla…

Cepheye silah taşıyan analar vardı bu topraklarda.
Mühimmat sırtlayan çocuklar vardı.
Ayağında çarık olmayan ama yüreği vatan sevgisiyle dolu bir millet vardı.

Çanakkale’de tarih yazıldı.
Sakarya’da ölümüne direniş gösterildi.
Düşman denize döküldü çünkü bu millet inancını zorla değil, vicdanla taşıdı.

Bugün bir bakan çıkıp “Çocuklarınızı camiye götürün, özellikle 4–6 yaş arasındakileri” diyebiliyor.
Oysa bu yaş, zorla yönlendirmenin değil, bilinçle tanıştırmanın yaşıdır.
Bu yaş, korkuyla değil tarihle, değerle, aidiyetle büyütülmesi gereken bir yaştır.

4–6 yaşındaki bir çocuk camiden önce Çanakkale’ye götürülmelidir.
O çocuk, yaşıtlarının nasıl top mermisi taşıdığını görmelidir.
Nasıl aç kaldıklarını, nasıl üşüdüklerini, nasıl şehit düştüklerini bilmelidir.

Çünkü bu toprakların kurucusu Mustafa Kemal Atatürk ne diyordu?

“Türk çocuğu ecdadını tanıdıkça daha büyük işler yapmak için kendinde kuvvet bulacaktır.”

İşte mesele budur.
Çocuk ecdadını tanımalı.
Kim olduğunu bilmeli.
Bu vatanın bedelini öğrenmeli.

Bu topraklarda sadece askerler şehit olmadı.
Babalar şehit oldu. Analar şehit oldu.
Evlatlar yetim kaldı.

Ve bu acıyı en derin şekilde anlatanlardan biri Mehmet Akif Ersoy’dur.

“Sen şehit oğlusun, incitme yazıktır atanı.”

Şehidin emaneti olan bir çocuğu, zorla bir inancın içine itmek vicdanla bağdaşmaz.
İnanç baskıyla değil, bilinçle doğar.
Sevgiyle, örnekle, anlayarak yeşerir.

Çocuklarımızın zihnine korku değil, onur yerleştirelim.
Boyun eğmeyi değil, sorumluluk almayı öğretelim.
Sessizliği değil, hakikati gösterelim.

Bu millet tarih boyunca en zor anlarda bile dimdik durdu.
Çünkü kimliğini bilen çocuklar yetiştirdi.

Bugün de aynısını yapmak zorundayız.
Çocuklarımızı önce tarihle, sonra vicdanla, en son özgür iradeleriyle buluşturmalıyız.

Çünkü bu ülke, zorla inananların değil
ne uğruna yaşadığını bilenlerin omuzlarında yükseldi.

Ve en sonunda…

Anıtkabir’e götürün çocuklarınızı.

Teşekkür etmek için…