Bizim oralarda bir laf vardır: Ağa satar, maraba susar. Ama bu memleket o düzen yıkılsın diye Cumhuriyet kurdu.
Cumhuriyet, ağanın malı artsın diye değil;
maraba insan olsun diye kuruldu.
Kul değil yurttaş olsun diye,
pay eşit dağıtılsın diye kuruldu.
Ama bugün bakıyoruz,
zihniyet yine aynı zihniyet.
Bizim ağa oturmuş yukarıda,
devletin malını kendi çiftliği gibi görüyor.
Fabrika mı var? Sat.
Liman mı var? Sat.
Elektrik mi var? Ver.
Yetmedi…
Şimdi otoyol satıyor, köprü satıyor.
Satmakla da kalmıyor;
geçenin parasını alan yetmiyor, geçmeyenin parasını da alıyor.
Hani masalda vardı ya,
köprünün başında bekleyen Deli Dumrul…
Geçenden de alır, geçmeyenden de.
Bugün de aynı düzen:
Kullanmadığın yolun parasını öde.
Geçmediğin köprünün garantisini öde.
Ama buna “model” de.
Maraba kim?
Emekli.
Asgari ücretli.
Çiftçi.
Şoför.
Esnaf.
Geçmediği köprünün parasını ödeyen maraba.
Kullanamadığı otoyolun garantisini ödeyen maraba.
Ama karar masasında maraba yok.
Bizim ağa diyor ki:
“Devlet işletmez, ben bilirim.”
İyi de ağa,
devlet senin babanın çiftliği değil.
Bu millet senin maraban değil.
Cumhuriyet tam da bunun için kuruldu.
Birileri “sen çalış, ben karar veririm” demesin diye.
Birileri “ben satarım, sen ödersin” demesin diye.
Bu ülke ağalık düzeni bitsin diye bedel ödedi.
Cephede maraba öldü,
Cumhuriyet’te yurttaş oldu.
Ama bugün yine yukarıdan bakılıyor.
Halka “sabredin” deniyor,
kendileri sabrı hiç denemiyor.
Kemer sık deniyor,
kemer hep aynı belde sıkılıyor.
Bizim ağa satıyor,
maraba ödüyor.
Adına da “ekonomi modeli” diyorlar.
Deli Dumrul modeli…
Cumhuriyet modeli bu değil.
Cumhuriyet;
eşit yurttaşlıktır.
Eşit paylaşımdır.
Devlet malının üç-beş kişiye değil,
millete ait olmasıdır.
Yol milletindir.
Köprü milletindir.
Devlet milletindir.
Bu memleket maraba düzeniyle değil,
eşit yurttaşlıkla ayakta durur.
Ve şunu herkes bilsin:
Bu halk maraba değildir.
Bu halk Cumhuriyet kurmuş halktır.
Ağa gibi satanlara da,
maraba gibi görenlere de
bu halkın itirazı vardır.