Nevruz yeni gün anlamına gelir. 21 Mart’ta gece ve gündüzün eşitlendiği, baharın gelişini tabiatın uyanışını, bolluğu ve bereketi simgeleyen bir bayramdır. Bütün Türk dünyası tarafından büyük bir coşkuyla kutlanan özel bir gündür. Türklerde Ergenekon’dan çıkış ve özgürlük sembolü olarak değerlendirilen bir gündür.

Kışın bitip baharın başlaması tabiatın yeniden canlanması, yeni yılın başlangıcı olarak kabul edilir. Türk kültüründe Ergenekon’dan çıkışı yani demir dağlar eritilerek özgürlüğe kavuşma temsil edilir. O gün büyük bir nevruz ateşi yakılır üstünden atlanır, böylece kötülüklerden arınılır. O gün evler temizlenir yeni kıyafetler giyilir, güzel yemekler hazırlanır.

UNESKO tarafından nevruz, balkanlardan orta Asya’ya kutlanan, insanlığın somut olmayan Kültürel Mirası Temsil Listesine alınmıştır.

Nevruz aynı zamanda 12 hayvanlı Türk Takvimine göre yılın ilk günüdür.

Türk Cumhuriyetlerinde yıllardır büyük coşkuyla kutlanır. O gün Türk topluluklarında her devlet kendi bayraklarıyla, tören için hazırlanan ekipler, belirlenen meydanlarda programlarını sunarlar. Herkes bu kutlamalara katılır.

Bizde son yıllarda kutlanır hale geldi. Partiler sivil toplum örgütleri bu güne özel hazırladıkları programlarını Ay yıldızlı al bayrağımızın eşliğinde sunarlar. Genellikle güneydoğuda Kürt vatandaşlarımız bu konuda daha hassastırlar. Yıllardır sevinçle heyecanla kutladılar. Maalesef özellikle son yirmi yılda bu nevruz programları PKK terör örgütünün propagandasına dönüştü.

Son yirmi yılda güneydoğuda her nevruz kutlaması devlete isyan, PKK bayrakları ellerde teröristler iş başında, devletimizi yıkmanın provasını yaptılar. Her sene dozunu arttırarak devam ettiriyorlar.

İstanbul Fatih ilçesinde Yenikapı Meydanı’nda Özgürlük ve demokrasi nevruzu Adında düzenlenen mitingde konuşan DEM eş başkanı Tülay Hatimoğulları Kürt halkı kendi ülkelerinin başkentleriyle demokratik entegrasyona hazırdır, yasal adımlar atılmalıdır diyor.

Diyarbakır’ da yapılan nevruz kutlamalarında çocuk katili Apo’nun mesajı okunuyor. Mitinge katılanların ellerinde 2024 TUSAŞ saldırısında biri başmühendis beş vatandaşımızı şehit eden PKK‘lı katillerin resimleri boy gösteriyor. Devamlı bölücü sloganlar atılıyor. Ve alanda bir tek Türk bayrağı yok.

Eskişehir’de DEM’lilerin yaptığı sözde nevruz kutlamalarında da aynı manzara vardı. Türk bayrağı yok, bölücü sloganlar ve katillerin fotoğrafları ellerdeydi.

En üzücü olanı da iktidar da ana muhalefet de bu tabloya karşı Kürtlerin Nevruzunu kutladılar. Bu bayramın aynı zamanda bu ülkenin kurucu unsuru olan Türk milletinin Nevruzunu kutlamadılar.

Sözde Kürtlerin temsilcisi DEM’liler şimdiye kadar düşüncelerinden yaptıklarından ve yapmak istediklerinden en ufacık taviz vermeden yollarına devam ediyorlar. Buna karşılık sanki savaş kaybetmişiz gibi Devletimiz bunlara taviz verme yarışına girdi. Vatandaşımıza alıştıra alıştıra ülkemizin bölünmesine gidecek bu gidişata alıştırılmaya çalışılıyor.

DEM parti Anayasanın ilk dört maddesinden sonra 66. Maddede yazan ‘Türk devletine vatandaşlık bağıyla bağlı olan herkes Türk’tür’ ifadesinden Türk kelimesinin çıkarılmasını istiyorlar. 42. maddenin anadilde eğitim hakkına çevrilmesini istiyorlar. 127. maddenin yeniden düzenlenip yerel yönetimlerin yetkilerinin artırılmasını böylelikle eyalet sistemine geçişin önünü açmak istiyorlar.

177 maddeden oluşan 82 anayasasının 96 maddesi değiştirilmiş. Yani muhtemelen meclisin büyük çoğunluğuyla günün şartlarına göre değişmesi gereken maddeler değişmiş. Buna karşılık yeni anayasa yapmaktan söz ediliyor.

ABD’nin Suriye özel temsilcisi ve Ankara büyükelçisi Tom Barrack Çözüm süreci dört ülkedeki Kürkleri bir araya getirecek diyor’ diyor.

ABD’nin ‘maça kızı’ diye adlandırılan bir dışişleri bakanı vardı 'Condoleezza Rice' yakın zamanda Türkiye dahil 22 İslam Ülkesinin Sınırları Değişecek" demişti.

İşte bu ilanın, Türkiye-İran-Irak-Suriye versiyonu, "Terörsüz Türkiye" kılıfıyla uygulamaya konulduğu zaman dilimindeyiz.

Kervan düzülmüş yol alıyor. Neleri eşit değilse! "eşit yuttaşlık" yalanıyla göstermelik komisyon hız kesmeden ve millet uyanmadan hedefe doğru hızla ilerliyor. Dindar, milliyetçi, sağcı, solcu, sağır, dilsiz ve körlerin duyacağı ve anlayacağı şekilde bağırarak ilan ediyorlar.

Allah Kuran’ı Kerim’de uyarıyor:

"Siz hiç akletmez misiniz!"

Yazımı Cengiz Han’ın bir sözüyle bitiriyorum. ’İçindeki düşmanı yenemeyen bir millet, ordusu ne kadar büyük olursa olsun asla zafer kazanamaz."

Sevgiyle kalın!