Türk toplumu tarih boyunca kadınlara verdiği önemle, onlara verdiği haklarla öne çıkmıştır. Türklerin İslamiyet öncesi ve sonrası kurduğu devletlerde kadınlar, sosyal hayatta ve ekonomik hayatta aktif rol almışlar. Kültürümüzde de aile içinde kadın güçlü pozisyondadır.



Eski Türk devletlerinde kadın erkeğin yanında eşit statüde yer alırdı. Hükümdarın eşi olan Hatun sadece bir eş değil, aynı zamanda devlet yönetiminde söz sahibi bir figürdü. Bu da kadına verilen değerin bir göstergesiydi.
Eski Türklerde kadınlar çocukların eğitiminden sorumluydu. Tarım, hayvancılık, el sanatları gibi alanlarda ailenin geçimine katkıda bulunurdu. Günümüzde hala köylerimizde bu durum devam ediyor. Aile içindeki her faaliyet kadından sorulur. Hatta erkekler arasında espri konusudur. Gelirken iç işleri bakanından izin aldın mı diye sorulur.
İslamiyetin kabulüyle Türk toplumunda kadının statüsünde bazı değişikler yaşanmışsa da kadınlar birçok alanda etkili olmaya devam etmektedir.
Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulmasıyla kadın hakları alanında birçok reform gerçekleştirilmiştir. Ata’mız kadınların toplumdaki yerini güçlendirmek için köklü değişiklikler yapmıştır.
Cumhuriyetimizin ilk yıllarında kabul edilen Türk Medeni Kanunu ile boşanma, miras konularında eşit haklara sahip olmuştur.1934 yılında Türk kadınına seçme seçilme hakkı verilmiştir. Türk kadını bu hakka sahip olurken sözde medeni Avrupalı kadınların böyle bir hakkı yoktu. Dünyada bu hakkı en erken veren ülkeyiz.
Cumhuriyet döneminde eğitim hayatında da büyük gelişmeler kaydedilmiştir. Eğitimde cinsiyet eşitliği sağlanmış, kız çocuklarımın okutulması teşvik edilmiştir. Bu sayede kadınlar eğitim alanında büyük başarılara imza atarak ülkemizin gelişimine katkıda bulunmuş, bulunmaya da devam etmektedir.
Günümüzde Türk kadınları iş dünyasında önemli yerlerde görev yapmakta, yönetici olarak, girişimci olarak ekonomi hayatımıza yön verir durumdadırlar.
Bu güzel geçmişimize rağmen son yıllarda artan kadına şiddet ve kadın cinayetleri yüreğimiz yakıyor. Bunun en temel sebebi cehalet sonra ekonomi, örf-adetler diye sıralanabilir.
Arap dünyasında kadınlar tarih boyunca ayrımcılığa uğramışlar. Özgürlükleri kısıtlanış, haksızlığa şiddete maruz kalmışlar. İslamiyet öncesi de Arap toplumunda kadınlar mirastan pay alamaz, sosyal hakları kısıtlı mal gibi görülen bireylerdi. Kız çocuklarını diri diri torağa gömüyorlardı.
Bu uygulamalar zaman zaman dine dayandırılmış fakat esas sebebin Arap örf ve adetlerinden geldiği bilinmektedir. İslamiyet öncesi kadına hiç değer vermeyen, kadını hiç saymayan İslam öncesi Arap kültürü İslam’ı kabulünden sonra kadına değer vermeye başlamış tır.
Peygamberimiz, kadınlara değer verilmesini, onlara şefkat ve sevgiyle muamele edilmesini, haklarına riayet edilmesini öğütlemiştir. "Sizin en hayırlınız, kadınlarına iyi davranandır" diyerek güzel yaklaşımı telkin etmiştir. "Hanımını döven, Allah'a ve Resûlüne asi olur. Kıyamette onun hasmı ben olurum "demiştir.’ Cennet anaların ayaklarının altındadır’ demiştir.
Arabistan’da Emeviler döneminde, İslam anlayışı Arap milliyetçiliğini ön plana çıkarmış, kaderci anlayış benimsenmiş; din, siyasi çıkarlar doğrultusunda yorumlanmış. Bu anlayış günümüzde ülkemizde maalesef çok yaygın. Buna dayalı İslam öncesi Arap aleminin kadına bakışı da sanki İslam anlayışı gibi insanlara anlatılıyor. Sosyal medyada, ne oldukları belli olmayan sakallı cübbeli hoca kılıklı birileri tarafından kadınlara yönelik din kisvesi altında, kadına şiddeti artırıcı yönde fetvalar vermekteler. Bunlar da toplumun önemli bir kesimini etkilemekte.
Bilindiği üzere ‘8 Mart Dünya Kadınlar Günü’ Uluslararası kabul edilen bir gün. Bu simge günler önemli. Bu gün ve hafta boyunca kadın hakları konuşuluyor; kadına şiddet, kadın cinayetleri dillendiriliyor, bu şekilde toplumsal duyarlılık artırıyor. Ülkemizde kadınların yaşadığı problemler az veya çok hemen hemen bütün dünya ilkelerinde yaşanıyor maalesef. Dünya ve ülkemiz genelinde özellikle sivil toplum örgütleri tarafından yapılan programlarla kadınlarımız için daha yaşanır bir dünyayı inşa etmeye çalışılıyor. Toplumsal problemlerin çözümü biraz zaman alıyor maalesef.
İnsanlarımızın bilinçlendiği, kadın hakları başta olmak üzere herkesin birbirinin hakkına saygı duyduğu güzel günlere en kısa sürede ulaşmak dileğiyle ‘8 Mart Dünya Kadınlar Günü’ kutlu olsun.
Sevgiyle kalın.