Güftesi, oğlunu kaybeden bir babaya, bestesi de Türk Musikisinin en önemli solist ve bestekârlarından Alaeddin Yavaşça’ya ait hicaz makamında bir şarkıdan bahsedeceğim sizlere.

Bu eser, hikâyesini bilerek dinleyeni mutlaka etkileyecek kadar hüzünlü bir eserdir.

‘’Kimseyi böyle perişan etme Allah’ım yeter!

Uyku tutmaz, bir ümit yok, gelmiyor artık hiçbir haber.

Ağlamaktan gözlerim görmüyor etrafı artık,

Hazreti Yakup’a döndürdü beni hükmü kader’’

Bu dizelerin sahibi Dr. Rahmi Duman (1908-1985) Kayseri’de dünyaya gelmiştir. Babası köyde tüfekçi ustasıdır. Kurtuluş savaşının en hızlı zamanlarında askere çağırılmış ve şehit düşmüştür. Rahmi Bey babasız ve çok zor şartlarda büyümesine rağmen asla yılmamış ve 1933 senesinde tıp fakültesini bitirmiştir. Hemen akabinde yurt dışına giderek nöroloji ihtisası yaparak 1940 yılında yurda geri dönmüştür. Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi’nde çalışmaya başlamıştır. Rahmi Bey döneminin en önemli ve popüler bir hekimidir.

Yine aynı hastanede çalışan Cemile Hanım ile evlenmiştir. Rahmi Bey ile Cemile Hanım arasında çok büyük bir yaş farkı olmasına rağmen hayatlarının sonuna kadar birbirlerine aşkla bağlı kalmışlardır.

Bu evlilikten de bir oğulları olmuştur. Oğulları Hakan’da baba mesleğini seçmiştir.

1970’li yılların siyasi kargaşa ve anarşi dönemlerinde Türkiye Halk Kurtuluş Ordusu (THKO) üyeleri o dönemin popüler doktoru Rahmi Beyin köşküne nakit para vardır diye baskın yaparlar. Fakat Rahmi Bey evde yoktur. Evdeki herkesi rehin alıp beklerlerken polis eve baskın düzenler. Örgüt üyeleri kendi güvenlikleri için 15 yaşındaki Hakan’ı rehin alıp kaçarlar. Bir süre haber alamaz Rahmi Bey ve Cemile Hanım çocuklarından. Hatta bir ara ümitsizliğe bile düşerler. Bir müddet sonra Rahmi Beyi arayan örgüt üyeleri yüklü bir miktarda fidye istemişlerdir. Rahmi Bey fidyeyi ödemiş ve oğullarına kavuşmuşlardır.

Oğlunun bu şekilde kurtulmasına şükreden Rahmi Bey bu üzüntüsünü dizelere dökerek yakın dostu Alaeddin Yavaşça’ya verir. “Oğlum kaçırıldığında tek bir haber almadan geçen üzüntülü günlerimi ve içimdeki hüznü bu dizelere döktüm. Belki beğenir bestelersin” der.

Bir babanın evlat sevgisini ve özlemini en güzel şekilde anlatan bu güfteyi de üstat Hicaz makamında besteler…