Son iki gündür Şanlıurfa ve Kahramanmaraş da henüz çocuk yaşta olan öğrencilerin gerçekleştirdiği iki saldırı sonrasında cevabını sorguladığımız tek soru vardı: "Neden?" Cevabı aslında çok uzakta aramamak gerek. Son yıllarda artan şiddet vakalarının en büyük nedenlerinden biri çocuklarımıza sevgiyi, merhameti, vicdanı öğreten ebeveynler olamamak ama en mühimi de toplum olarak tüm bu şiddet olaylarından sorumlu oluşumuz.

Şiddet olaylarının her geçen gün artması aslında beklenen bir durumdu. Neden mi? Bunu anlayabilmek için ne sosyolog ne psikolog olmaya gerek var. Bir kaç saat televizyon kanallarına göz gezdirmek, çocukların daha küçücük yaşlardan itibaren maruz kaldıkları şiddet içerikli bilgisayar oyunları ve ne yazık ki bencil ve yalnızca kendi hayatına odaklı çocuk yetiştirmeyi marifet sayan ebeveynlere bakmak yeterli. TV kanallarında insanlığa, merhamete, iyiliğe dair TV programları görmek artık ne yazık ki çok zor. Çoğu TV kanalı aile kurumunu bitirmeyi amaç edinmiş, aldatmalar, cinayetler , kadına şiddet olaylarının apaçık gösterildiği bir platform haline gelmiş, getirilmiş... Çocuklarını sırf zaman geçirmesi için bilgisayarlara telefonlara mahkum etmek de yaşanan olayların bir diğer nedeni ne yazık ki. Çok küçük yaşlarda sanal medyaya maruz kalan, özellikle şiddete dayalı bilgisayar oyunları oynayan çocuklar beyinlerinin tam da gelişme evresinde hayatı farklı algılamaya başlıyor. Kendilerini bu sanal dünyaya hapsetmiş zihinlerden sağlıklı bir insan davranışı beklemek ne yazık ki çok zor... Ve bu durumda tek sorumlu ise ailedir. Ama en genel haliyle bakarsak bencil yaşam tarzları, sürekli benmerkezci yaklaşımdır bu duruma sebep olan. Doğan Cüceloğlu'nun çok sevdiğim bir sözü var: "mükemmel değil merhametli çocuklar yetiştirin. Ağaç dallarını kırmayan, karıncaları ezmeyen, çiçekleri ezip geçmeyen, sevgiyi hisseden ve hissettirmeyi bilen çocuklar..." Bizler son iki yıldır sistemli şekilde önce sokak hayvanlarını yok etmekle başlayan, Allah'ın yaratmış olduğu bir canı gözünü kırpmadan hayattan kopartan , topluma bu anlamda cesaret ve güç vermiş bir durumu eleştirirken aslında tam da toplumumuzda yok edilmeye çalışılan MERHAMET ve VİCDAN kavramlarından bahsediyorduk. Mesele sokak hayvanlarından çok öteydi aslında. Mesele toplumsal çürümenin yavaş yavaş başlatılmış olmasıydı. Bir toplumdan insanlığı, merhameti, vicdanı alırsak da geriye kalan buydu: küçücük çocukların bir canavara dönüşmesi hali... Düşünebiliyor musunuz daha 14 yaşında bir çocuk tam 10 kişiyi hayattan koparttı. O kadar acı ve bir o kadar da ürkütücü ki... Toplum olarak bize dayatılan her şey bizim yararımıza mıydı sorgulamadan aldık kabul ettik. Hani çocuklarımız sokak hayvanları sokaklardan yok edildiğinde daha güvenli bir ülke olacaktık? Sokaklar daha güvenli mi sizce de artık? Çoğu aile çocuğunu kendi evinden sonra en güvendiği okullara göndermeye bile çekinir hale geldi. Demek ki mesele sokak hayvanları filan değilmiş... Asıl mesele yok edilmeye çalışılan merhamet duygusu imiş...