Birinci Dünya Savaşı sonrası özellikle ekonomik kayıpların oluşturduğu saldırgan tutum ile birlikte bazı devletler siyasi yönden değişime uğramıştır. Bu devletlerden biri olan İtalya’da; Faşizm, Almanya’da ise Nazizm rejimleri doğmuştur. Peki bu rejimlerin en büyük ortak özelliği neydi?
Savaşların toplumları genel olarak olumsuz yönde etkilediği bir gerçek. Birinci Dünya Savaşında yaklaşık 9 milyon insanın öldüğü bilinmektedir. Ülkelerin tarumar olduğu ve geride birçok acının bırakıldığı bu savaş ortamı sonrası İtalya’da diktatörlüğünü ilan eden faşist lider Mussolini Scala nutkunda şunları söylemiştir: ‘’Her şey devlet için ve devlet dışında başka hiçbir şey için değildir. Birey devletle uyumlu olduğu sürece önemlidir. Sürekli barış ne mümkün ne de faydalıdır. Sadece savaş insan enerjisini en yüksek gerilimde tutar. Savaş dışındaki diğer bütün sınavlar insanı önemli kararlar almak zorunda bırakmaz. Yalnızca savaş, yaşama ya da yok olma kararlarının alındığı durumdur.’’
Savaşı bu kadar yücelten bir diğer rejimde Hitler’in sahip olduğu Nazizm ideolojisi idi. Barışı sağlamak için atılan adımlardan biri olan Milletler Cemiyetinden çekilen Almanya, saldırgan bir politika izleyerek birçok yeri işgal etmiştir. Ve sonrasındaki tüm gelişmeler yeni bir savaşa; İkinci Dünya Savaşına neden olacaktır.
Peki dünya üzerinde bunlar olurken ülkemizde durum neydi? Savaş sonrası bizler barıştan yana mıydık yoksa bazı şeyleri savaş yoluyla elde etme düşüncesinde miydik? Savaş bizlere neyi öğretmişti? 1. Dünya Savaşının yıkıcı etkisini millet olarak yaşadığımız günler bizlere bir kez daha gösterdi ki; savaş zaruri ve hayati olmadıkça cinayetti. Ve sadece Çanakkale cephesinde bile 220.000’den fazla askerimizi kaybettik. Bunların yaklaşık 80 bini ise ya lise ya da üniversite öğrencisi idi. Bir nesli sonuçları kimseye bir şey kazandırmayacak olan bir savaşta kaybettik düşünebiliyor musunuz?
1930lu yıllarda dünya barışı adına attığımız birçok adım oldu. Özellikle Atatürk Döneminde; Cenevre Silahsızlanma Konferansı, Briand Kellog Paktı, Litvinof Protokolü, Milletler Cemiyeti, Balkan Antantı, Akdeniz Paktı, Sadabat Paktı, Nyon Konferansı gibi siyasi oluşumlara katıldık. Amacımız elbette ki ‘Dünya Barışı’ydı. Günümüzde de süren birçok savaşa şahit olduğumuz şu günlerde Atatürk’ün manidar sözünü aklımızdan çıkarmamak da fayda var: yurtta sulh, cihanda sulh…