Bazı vedalar vardır; alkışla değil, iç çekişle yapılır. Bazı isimler vardır; çok konuşmaz ama iz bırakır. Eskişehir Valisi Hüseyin Aksoy’un vedası işte tam da böyle bir veda…

Bu şehir, çok yönetici gördü.
Ama azı devleti temsil etti, azı makamı değil sorumluluğu taşıdı.
Azı, adını afişlere değil, hafızalara yazdırdı.

Vali Aksoy, Eskişehir’e geldiğinde kimse büyük laflar duymadı.
Ama herkes şunu gördü:
Devlet ciddiyetini, vakarını, mesafesini…
Ve en önemlisi, liyakatini.

Çünkü onun liyakati;
bir partiye, bir gruba, bir kişiye değil,
devletin kendisineydi.

---------

Sessiz Güç, Sağlam Duruş

Eskişehir’de kriz anları oldu.
Acılar yaşandı, zor günler geçti.
Ama o günlerde devlet; bağırarak değil,
soğukkanlı ve adil durarak oradaydı.

Ne popülizm yaptı,
ne kameralara oynadı.
Devlet nasıl durmalıysa, öyle durdu.

Valilik makamını;
siyasetin tartışma alanı değil,
hukukun ve kamu vicdanının merkezi olarak gördü.

İşte bu yüzden Eskişehirli biliyor:
Bu veda, bir tayin vedası değil sadece…
Bu veda, işini doğru yapan bir devlet insanına edilen veda.

------------

Liyakat Dediğin Budur

Bugün ülkede en çok eksikliği hissedilen şey ne diye sorsalar,
tek kelime yeter: Liyakat.

Ve liyakat bazen şudur:
Adını çok duymayız,
ama yokluğunu hemen anlarız.

Vali Aksoy’un ardından söylenen ortak cümle bu:
“Devlet vardı.”

Bu cümle, bir vali için söylenebilecek
en büyük iltifattır.

---------

Bir Şehri Kırmadan Yönetmek

Eskişehir zor bir şehir değildir;
ama bilinçli bir şehirdir.
Herkes her şeye itiraz eder,
ama adaleti görünce de hakkını teslim eder.

İşte o dengeyi tutturmak kolay değildir.
Ne halktan kopacaksın,
ne devlet ciddiyetinden taviz vereceksin.

Bu dengeyi tutturabilenler,
koltukla değil, izle gider.

----------

Güle Güle Sayın Valim

Bu şehir sizi;
yüksek sesle değil,
saygıyla uğurluyor.

Gittiğiniz yerde de şundan eminiz:
Devlet yine devlettir,
liyakat yine liyakattir.

Eskişehir,
kendisine devlet gibi davranan
bir valiyi unutmaz.

Yolunuz açık olsun.
Bu şehir, hakkınızı helal eder.