Hayat nasıl orada? Milletin kürsüsünden bakınca bu ülke hâlâ güllük gülistanlık mı görünüyor? Çarşıya çıkıyor musunuz Pazara uğruyor musunuz? Bir emeklinin ay sonunu nasıl getirdiğini, bir çiftçinin borcunu nasıl çevirdiğini, bir işçinin maaşıyla ayın kaçıncı gününde cebinin boşaldığını görüyor musunuz? Yoksa bunları sadece sosyal medyada paylaşıp, “Sıkıntınızı anlıyorum" demekle mi yetiniyorsunuz?

Çünkü artık bunu herkes yapıyor.

Sosyal medyada milyonlarca insan birbirine “Seni anlıyorum” diyor.

Biz sizi bunun için seçmedik.

Biz sizi dert dinleyin diye değil, dert çözün diye vekil yaptık.

Sayın iktidar milletvekilleri…

Millet sizi Meclis’e kendi sesi olun diye gönderdi.

Ama siz, sizi seçen milletin sesini değil, partinizin sesini dinlemeyi tercih ediyorsunuz.

“Reis ne diyorsa doğrudur” diyerek her sözü alkışlıyorsunuz.

Peki ya sizi oraya gönderen insanlar?

Onların sesi ne olacak?

Sayın muhalefet milletvekilleri…

Siz de her eleştiride aynı cümleyi kuruyorsunuz.

“Mecliste konuştuk.”

“Önerge verdik.”

“Basın açıklaması yaptık.”

İyi de vatandaş artık bunları ezbere biliyor.

Emeklinin maaşı önergeyle artmıyor.

Çiftçinin ürünü konuşmayla para etmiyor.

Esnafın kepengi basın açıklamasıyla açık kalmıyor.

Halk sonuç görmek istiyor.

Şimdi ortaya garip bir tablo çıkıyor.

İktidar diyor ki:

“Biz haklıyız.”

Muhalefet diyor ki:

“Biz de görevimizi yaptık.”

Madem herkes haklı…

O zaman bu ülkede geçinemeyen kim?

Bu kadar dert, bu kadar sıkıntı, bu kadar umutsuzluk nereden çıktı?

Yoksa suçlu yine biz miyiz?

Demek ki biz bu ülkenin insanları olarak bir türlü doğru insanları seçmeyi öğrenemedik!

Yoksa siz vekil olduğunuzu mu unuttunuz?

Sizi o koltuklara oturtan, size yetki veren bu millet değil miydi?

Partilerinizin genel başkanlarına, liderlerinize “En doğrusunu siz bilirsiniz” diyerek biat ederken, sizi seçen asilleri mi unuttunuz?

Unutmayın…

Siz asil değilsiniz.

Siz vekilsiniz.

Asil olan bu millettir.

Vekâletin sahibi de millettir.

O vekâlet; lidere sadakat göstermek için değil, millete hizmet etmek için verildi.

Bu halk sizi alkışlamak için değil, hesap sormak için de seçti.

Çünkü demokrasilerde vekiller, asiller adına görev yapar.

Asiller unutulursa, vekâletin de anlamı kalmaz.

Ve şunu hiç unutmayın…

Bu millet sabırlıdır.

Zor günlerde dişini sıkar, fedakârlık yapar, devletine sahip çıkar.

Ama kimin kendisini dinlediğini de, kimin sadece koltuğunu koruduğunu da hafızasına yazar.

Sandık günü geldiğinde ise o hafıza konuşur.

Çünkü bu halk, kendisini unutanı da, sesini duymayanı da, aldığı vekâleti millet yerine başka yerlere kullananı da unutmaz.

Siz vekilsiniz.

Asıl olan ise her zaman millettir.