Heybeliada Ruhban Okulu 1844 yılında Osmanlı döneminde, Rum Ortadoks Patrikhanesi tarafından İstanbul’un Heybeliada adasında kurulmuştur. Okulun amacı Rum Ortadoks Kilisesi için rahip ve din adamı yetiştirmek. Okul mezunları Osmanlı döneminde ve sonrasında Rum Ortadoks kiliselerinde din adamı olarak görev almışlar.
Okul Heybeliada’daki yüksek bir noktada denize hakim konumda inşa edilmiştir. Okul bir kompleks şeklindedir. Burada kilise, derslikler yatakhane yemekhane kütüphane bulunmaktadır.
Cumhuriyet kurulduktan sonra azınlık okulları için yeni düzenlemeler getirildi. Ruhban Okulu faaliyetlerini sınırlı şartlarda sürdürmeye başladı.
Yaptığım araştırmada, 1955 senesinde Selanik’te Türkiye Cumhuriyetinin kurucusu Atatürk’ün doğduğu ve çocukluğunu geçirdiği ev kundaklanmış, bu kundaklanma olayının Türkiye'de radyolarda duyulması ve basında "Atatürk'ün Evi Bombalandı" şeklinde yer alması, halkı galeyana getirmiş. Tarihe 6-7 Eylül olayları diye geçen olaylar meydana gelmiştir. Başta İstanbul'dakiler olmak üzere azınlıklara yönelik büyük çaplı saldırı ve yağmaların başlamasına neden olmuştur.
6-7 Eylül olaylarına ilave olarak, adı tarihe kanlı noel olarak geçen 1963 senesi, 20 Aralığı 21 Aralığa bağlayan gece, Kıbrıs Rum’ları tarafından Kıbrıs’ta yaşayan Türklere karşı çatışmalar başlatılıyor. Türkleri adadan silmeyi hedefleyen bu çatışmalarda 364 Kıbrıs Türk şehit ediliyor. 174 Kıbrıs Rum’u ölüyor. Bu çatışmalarda binlerce Türk evlerini terk etmek zorunda kaldı. Ada fiilen bölünüyor. Bu çatışmalar 1964 yılında da devam ediyor.
Yukarıda yazılan iki olay ve Heybeliada Ruhban okulunun Türkiye aleyhine ajanlık yaptığı, Türkiye aleyhine faaliyetlerde bulunduğu gerekçesiyle 1971 senesinde kapatılmıştır.
Heybeliada Ruhban Okulu birçok ünlü yetiştirmiştir. Rum kökenli Türk vatandaşlarının yanı sıra çok sayıda Yunanistan başta olmak üzere birçok yabancı ülkelerden öğrencilere eğitim vermiştir. 1970’li yıllarda Kıbrıs’ta soy kırım yapan Makaryos, şimdiki Rum Ortadoks kilisesi patriği Bartholomeos bu okul mezunudur.
Fener Rum Patriği Bartholomeos yıllardır siyasi çıkışlarıyla dikkat çekmekte, başına buyruk hareket etmektedir. Bağlı olduğu izin alması gereken yer Fatih Kaymakamlığı olmasına rağmen kimseden izin almadan yurt dışı seyahatlere çıkıp çeşitli devlet adamlarıyla görüşme yapmakta, Türkiye aleyhtarı çalışmalar yürütmektedir. Ayrıca belki en önemlisi kendisini Dünya Ortadokslarının başı kabul ederek, ‘Ekümenik’ ilan etmiştir.
Türk Ortadoks Patrikhanesi Basın Sözcüsü Sevgi Erenol, Barthomoleos’u haddini aşan çalışmalarından dolayı eleştirmekte, Rum Ortadoks Patrikhane’sinin ABD’nin denetiminde olduğunu belirtmektedir.
Sevgi Erenol’a göre öncelikle Fener Rum Kilisesinin durumunun doğru saptanması gerektiğini belirterek, Türkiye’de Kurtuluş Savaşı’nın ardından Lozan Anlaşmasıyla Fener Rum Patrikhanesi’nin çerçevesinin ‘Azınlık Kilisesi’ olduğunu anlatan Erenol ABD’nin, Fener Rum Ortadoks Patrikhanesini, Ortadoks dünyasındaki çıkarları için kullandığını değerlendirmiştir.
Sevgi Erenol, Lozan devletimizin tapusudur, Fener Rum Patriğinin İstanbul Rumlarının dini ihtiyaçlarını karşılamakla yükümlüyken, devletlerarası siyasete karıştığını, çekişmelere taraf olduğunu bunun da suç teşkil ettiğini belirtmiştir. Erenol açıklamalarına devam ederek Fener Patriğinin attığı adımların hiç birisin yasal olmadığını belirtmiştir.
Fener Rum Patriği Bartholomeos,25 Eylül 2025 tarihinde Atina’da yaptığı açıklamada Heybeliada Ruhban Okulu’nun 2026 Eylül ayında açılacağını söylemiştir.
Heybeliada Ruhban Okulu, 26 Eylül 2025’te Beyaz Saray’daki AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile ABD Başkanı Donald Trump’ın görüşmesine de damga vurmuştu. Erdoğan, “Heybeliada’daki Ruhban Okulu ile ilgili üzerlerine ne düşerse yapmaya hazır olduklarını” söyledi.
Bu gelişmelerden sonra Türk Ortadoks Patriği basın sözcüsü Sevgi Erenol, 'Laik devlette bir papaz devlet siyasetini yönlendiremez' diyerek eleştirdi. Bartholomeos'un ekümenikliğini sürekli ABD ve Batılı egemen güçlerin dile getirdiğini anımsatan Erenerol bu yolla Ortodokslar üzerinde hakimiyet kurmayı amaçlandığı görüşünü dile getirdi
Sonuçta ekonomik, sosyal, kültürel olarak her yönden kuşatılmış durumdayız. Bilinen sebeplerle ABD ve Batı’nın bütün talepleri yenine getiriliyor.1971 senesinde Ruhban Okulu’nun kapatılma sebepleri hala geçerliyken, Patriğin Ülkemiz aleyhine faaliyetleri artmışken okulun açılması kabul edildi ve önümüzdeki Eylül ayında bu Türk düşmanı Türkiye düşmanı şer yuvası okul açılacak.