Bugün adında ‘adalet’ olan bir partinin iktidarında; onlara karşı muhalefet eden siyasetçi, gazeteci ve sanatçıların birer kulp takılarak tutuklandığı, bağımsız olması gereken yargının bir araç olarak kullanılıp seçimle kazanamadıkları belediyelerin hukuksuz şekilde ele geçirilmeye çalışıldığı berbat bir dönemi yaşıyoruz. İstanbul Üsküdar’ın Eskişehirli Belediye Başkanı Sinem Dedetaş ve İzmit Belediye Başkanı Fatma Kaplan’da ne yazık ki bundan nasiplerini aldılar.

İki başarılı kadın belediye başkanı AK Parti rozeti takmadıkları için kelepçelendi. Sinem Dedetaş Haberes Dergisi'nin Mart 2023 (35'nci) sayısına konuk olmuştu. Fatih Sultan Mehmet’in 1455’de kurduğu dünyanın yaşayan en eski tersanesinin Kaptanı, 175 yıllık bir geçmişe sahip İstanbul Şehir Hatlarının ilk kadın Genel Müdürü Eskişehirli Sinem Dedetaş ile İstanbul’da Haliç manzaralı odasında keyifli bir röportaj gerçekleştirmiştim. Bu özel röportajımız “Fatih’in Kurduğu Tersanenin Eskişehirli Kadın Kaptanı” başlığıyla dergimizin ana kapağı olmuştu. Dedetaş’ın memleketi olan Eskişehir’in basınına ilk ve tek röportajı bu olmuştu. Sinem Dedetaş, 1 yıl sonra İstanbul Üsküdar Belediye Başkanı seçildi.

Sinem Dedetaş, 2019’dan önce Haliç Tersanesi’nin AVM yapılmasına karşı çıktığı için AKP’li İstanbul Büyükşehir Belediyesi yönetimi tarafından tesise girişi yasaklanan bir gemi mühendisiydi. 2019’da Ekrem İmamoğlu tarafından Haliç Tersanesi’nin bağlı olduğu Şehir Hatları’na Genel Müdür olarak atandı. Kapısından giremediği tersanenin amiri oldu. Haliç Tersanesi’nin cirosunu 1 milyon TL’den 130 milyon TL’ye çıkardı. Aynı başarısını Üsküdar Belediye Başkanı olarak da devam ettirdi. AK Partili Belediye Başkanı döneminde Ensar, TÜRGEV gibi yandaş dernek ve vakıflara bedelsiz verilen taşınmazları onlardan geri alarak, kamuya kazandırdı. Üsküdar’da insan ayrımı yapmadan herkese eşit hizmetin götürülmesini sağladı. Bu yapılanlar kötülükten beslenen çıkar gruplarının işlerine hiç gelmedi. Tabi ki Çağdaş Cumhuriyet Kadınının bu başarısı cezalandırılmalıydı. Saray’ın emrinde yargıyı kullanarak, muhalefeti dizayn etmek isteyenlerin hedefi haline geldi. Eskişehirli hemşerim olmasından dolayı gurur duyduğum naif ve dürüst insan Sinem Dedetaş ‘Örgüt lideri’ diye tutuklanması Türkiye’de hukukun nasıl ayaklar altına alındığının son göstergesi oldu.

1831 yılında Fransa Kralı Louis-Philippe kendini çok iyi hissetmektedir. Tahta geçtiğinde ‘yaşanan siyasi ve ekonomik kargaşa’ yerini refaha ve istikrara bırakmış, atadığı başbakan ve emrindeki yöneticiler oldukça başarılı olmuşlardır. Ülke gezilerinde ‘taşralı orta sınıf tarafından bir halk kahramanı gibi’ karşılanmakta, büyüyen kişisel serveti, karısı ve çocuklarının sevgisi ile Kraliyet Sarayı’nda muhteşem bir hayat sürmektedir. Ancak Louis-Philippe’in huzurunu kaçıran bir şey vardır.1830 sonlarında ‘Charles Philipon adında pek tanınmayan’ bir sanatçı çıkardığı ‘La Caricature’ adlı bir hiciv dergisinde, Kral’ı ‘son derece ahlaksız ve beceriksiz bulduğunu’ yazmış, kralın kafasını ‘armut’ şeklinde çizmiştir. Philipon’un karikatürleri, pek de hoş olmayan bir biçimde Kral’ın şişkin yanaklarını ve çıkık alnını akla getirmektedir. Aynı zamanda Kral için Fransızcada aptal ya da ahmak anlamına gelen ‘poire’ sözcüğünü kullanarak saygısızca davranmaktadır. Kral çok kızar. Derginin çıkmasını engeller ve bütün dergilerin satın alınmasını sağlar. Ancak bu çabalar Philipon’u durdurmaya yetmez. Bunun üzerine karikatürist “Kral’ın şahsiyetine hakaret etme” suçundan mahkemeye çıkarılır. Tıklım tıklım dolu bir salonda konuşan Philipon savcılara: “Benim gibi tehlikeli bir adamı yakaladığınız için teşekkür ederim. Ancak Kral’ı küçültücü harekette bulunan asıl suçluları tutuklamadınız.” der ve devam eder. “Armut biçimindeki her şey bir an önce tutuklanmalı, hatta armutların hepsi tutuklanıp bir hücreye kapatılmalı. Fransa’daki ağaçlarda binlerce armut var, bunların her biri tutuklanmayı gerektirecek bir suç işlemiştir.” Philipon kendisine karşı açılan davayla resmen dalga geçer. O’na göre krala benzeyen tüm armut şekilliler tutuklanmalıdır. Ancak mahkeme heyeti hiç eğlenmiş görünmez. Philipon’a altı ay hapis cezası verir. Philipon ertesi sene armutlu karikatürü yeni bir dergi olan ‘Le Charivari’de tekrar çizer, bu sefer yargılanmadan hapse tıkılır. Kral’ın yüzünü bir meyve biçiminde çizdiği için toplam iki yıl hapis yatar.

TOPRAKLARINI KORUYAN TEYZELERİN DÖVÜLDÜĞÜ KARANLIK BİR DÖNEM

Tarım arazilerini, zeytin ağaçlarını, ormanlarını rantçılara karşı korumak isteyen teyzelerin, emeklerinin karşılığını almak için yürüyen madencilerin kolluk güçleri tarafından dövüldüğü büyük bir utanca ne yazık ki şahitlik ediyoruz. Cumhuriyet, kadın ve çocuk karşıtı tarikatların dilediği gibi yürüyüp; 'şeriat' diye haykırırken; o karanlık zihniyetlerini yaymaları için okullarımızda cirit atmalarına izin verildiği cahiliye dönemini bize dayatıyorlar.

Bugün masallarla, hamasi nutuklarla uyutulanlar ne kadar kötü bir kara dönem yaşadıklarını belki de 10-15 yıl sonra farkına varabilecek. “Yaşanan hukuksuzluklara karşı neden sessiz kaldım” diye Martin Niemoller gibi pişmanlık duyacaklar. Tüm baskıların olduğu bu dönemde korkmayarak; hukuksuzluklara karşı sessiz kalmayanlar bunun onurunu ömür boyu yaşayacak. Ülkemizde bugün hukuku ayaklar altına alanlara tavsiye ediyorum. Saraya kulluk etmeyen Türkiye'deki tüm armutları tutuklayın(!)