Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt Haberes Dergisi’nin 70’nci sayısına konuk oldu. Genel Yayın Yönetmenimiz Ayhan Aydıner ile keyifli sohbet eden Kurt; “Kreşler bizim en önemli uygulamamızdır. On yedi kreşimiz yarı zamanlı ve tam zamanlı olarak hizmet vermektedir ve yaklaşık binbeşyüz öğrencimiz bulunmaktadır. Bunu iyi ki başlatmışım diyorum; çünkü benden önce Eskişehir’de belediye kreşi yoktu" dedi.
Eskişehir’in taş sokaklarında sabah serinliği dolaşırken, Odunpazarı’nın tarih kokan evleri arasından yükselen bir ses var: sakin ama kararlı, yumuşak ama dirençli. Yıllardır hem kürsülerde hem meydanlarda hem de sokakta halkın arasında duyulan bu ses, siyaseti yalnızca bir makam meselesi değil, bir vicdan meselesi olarak gören bir isme ait. Dört kız kardeşin arasında büyüyen bir çocuğun öğretmenlik hayaliyle başlayan yolculuğu; hukuk sıralarından belediye başkanlığına, parti içi mücadelelerden kentin sokaklarına uzanan uzun bir hikâyeye dönüşmüş durumda.
Kazım Kurt’la yaptığımız bu söyleşide; çocukluk düşlerinden gençlik arayışlarına, hukukun belediyeciliğe kattığı perspektiften Eskişehir’in geleceğine dair kaygı ve umutlarına kadar geniş bir çerçevede konuştuk. Kimi zaman bir kreşin kapısında çocuk sesleri eşlik etti sözlerine, kimi zaman Eskişehirspor tribünlerindeki coşku… Bazen adalet vurgusu ağır bastı, bazen ince bir tebessüm.
Bu röportaj, bir belediye başkanının yalnızca projelerini değil; kırılma anlarını, kızgınlıklarını, umutlarını ve hayata bakışını da satır aralarına taşıyor. Çünkü bazı şehirler, yöneticilerinin cümlelerinde şekillenir; bazı cümleler de yaşanmışlıkların izini taşır. Bu söyleşi, tam da o izlerin peşinde.
Kazım Kurt nasıl bir çocuktu? Çocukluk yıllarınızdaki en büyük hayaliniz neydi?
Kazım Kurt, dört kız kardeşin arasında tek erkek çocuk olarak büyüdü. Ailenin tek oğlu olduğu için şanslıydı ve el üstünde yetiştirildi. En büyük hayalim önceleri öğretmen olmaktı. İstanbul Haydarpaşa Lisesi’ne gidince öğretmenlik hayalimden vazgeçtim; hukukçu ya da kaymakam olmayı hayal etmeye başladım.
Gençlik yıllarında nasıl bir figürdünüz? Hayaliniz, hedefiniz ve amacınız neydi?
Başarılı sayılan bir öğrencilik hayatım vardı; ancak lise 1’de sınıfta kaldım. Daha sonra aklım başıma geldi ve yine başarılı sonuçlar elde ettim. Hem çok okudum hem de yavaş yavaş sol düşünceyi öğrenmeye başladım. Avukat olmayı hedef koydum ve bu hedefimi gerçekleştirdim.
Avukat olmanızın Belediye Başkanlığınıza olumlu etkileri nelerdir?
Hukuku bilmek, kanunları doğru yorumlamak ve vatandaşın ne beklediğini anlayabilmek büyük bir avantajdır. Bu nedenle hukukçu olmanın çok yararlı olduğunu düşünüyorum. Yaptığımız işin büyük bir bölümü mevzuatla ilgilidir. “Uygun mu değil mi, doğru mu yanlış mı?” diye değerlendirme yaparken hukuk bilgisinin avantajlarını kullandım.
Odunpazarı halkı sizi üç defa üst üste Odunpazarı Belediye Başkanı seçti. Bu başarınızın sırrı nedir?
Öncelikle belediye yönetimi sırasında daha objektif ve halka dokunan hizmetler yapmış olmamız etkili olmuş olabilir. İkincisi, Türkiye siyasetinin şartları bu sonucu doğurmuş olabilir. Cumhuriyet Halk Partili olduğumu, partimin iktidar olması için çalıştığımı ve yıllardır sol, sosyalist ve sosyal demokrat düşünce adına üretmeye çalıştığımı çekinmeden ve samimiyetle anlatmam, halkın bana bakışını değiştirmiş olabilir.
Kazım Kurt, Eskişehirli hemşerilerini nasıl tarif eder?
Eskişehirli hemşerilerimiz oldukça kültürlü, aydın ve yeniliklere açık insanlardır. Çalışkan olduklarını söyleyebilirim. Şehirdeki göçmen kültürü Eskişehir’i harmanlamış ve ayrımcılığı ortadan kaldırmıştır. En çok özenilmesi gereken nokta da budur.
Odunpazarı Belediye Başkanlığınız döneminde birçok projeyi hayata geçirdiniz. Bunlar arasında “İyi ki bunu yaptım” dediğiniz proje hangisidir?
Kreşler bizim en önemli uygulamamızdır. On yedi kreşimiz yarı zamanlı ve tam zamanlı olarak hizmet vermektedir ve yaklaşık 1.500 öğrencimiz bulunmaktadır. Bunu iyi ki başlatmışım diyorum; çünkü benden önce Eskişehir’de belediye kreşi yoktu. Türkiye’de de çok örneği bulunmuyordu. Biz kreş konusunda ısrar edince, diğer belediyelerin seçim beyannamelerinde de kreş sözü ön plana çıkmaya başladı.
Sizce Eskişehir, sanayisi hızla büyüyen ve büyük göç alan bir şehir mi olmalı, yoksa mevcut konumunu koruyan huzurlu ve güvenli bir şehir mi kalmalı?
Çok yoğun sanayi planlaması yapılamıyor. Şehrin planlama sorunu var; çünkü yasal düzenlemeler oldukça karmaşık. İmar düzenlemelerinde ilçe belediyesinin yetkisi ayrı, büyükşehir belediyesinin yetkisi ayrı, organize sanayi bölgelerinin yetkisi ayrı; ayrıca Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın yetkileri farklıdır. Bu yasal karmaşa ortadan kaldırılmalı ve planlama tek ya da merkezi bir biçimde organize edilmelidir. Halkın ve sivil toplum örgütlerinin katılımıyla farklı bir planlama yapılırsa sanayi kontrollü biçimde büyüyebilir. Ancak Bursa ya da Kocaeli gibi bir model olacaksa bunun doğru olmadığını düşünüyorum. Yavaş ama emin adımlarla büyümek daha doğrudur. Son istatistiklere göre Eskişehir’in nüfusu yaklaşık 10 bin artmıştır. Bu artış kontrollü olmalıdır. Odunpazarı’nda 5.071, Tepebaşı’nda ise 3.395 kişilik artış olmuştur. Bu göçün nitelikli göç olduğunu düşünüyorum; eğer öyleyse uzun vadede Eskişehir için olumlu olacaktır.
Sizce Eskişehir’in en büyük sorunu nedir? Geleceğini nasıl görüyorsunuz?
Eskişehir’in en büyük sorunu, şehrin ortasından geçen ve bir türlü genişletilemeyen çevre yoludur. Yeni dönemde çözülmesi zor görünüyor; çünkü devletin yatırım programlarında yer almıyor. Büyükşehir Belediyemiz ‘Kuşak yollar’ adı altında bir çalışma başlattı; ancak tasarruf genelgesine takılabilir ya da ekonomik sıkıntılar yaşanabilir. Bu durum gelecekte sorun yaratabilir. Eskişehir daha çok emekli ve öğrenci kenti hâline gelmiştir. Üreten ve çalışan nüfusun çoğunlukta olduğu bir şehir hâline gelmesi faydalı olacaktır.
Hep halkın içindesiniz. Devamlı onları ziyaret edip, sorunlarını dinliyorsunuz. Halk sizden en çok neyi istiyor?
Şu anda Türkiye’de ciddi bir ekonomik sıkıntı var. Halk geçim sıkıntısından şikâyet ediyor. En büyük sorunlardan biri istihdamdır. Vatandaş kendisi ya da çocuğu için iş talep ediyor. Emekli olmuş ama çalışmak istiyor; işten ayrılmış ama yeniden çalışmak istiyor. Ne yazık ki bu sorunu çözmeye yönelik hükümetten ciddi bir adım göremiyoruz.
CHP’nin Cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu’nun yaşadıkları hakkında ne düşünüyorsunuz? Türkiye’de adaletin olduğunu düşünüyor musunuz?
Ekrem İmamoğlu, “Cumhurbaşkanı adayıyım” dediği için tutuklandı. Adaylığını erken açıkladığı için bu durumun yaşandığını söyleyenler var. Oysa demokrasilerde bir kişi Cumhurbaşkanlığına aday olduğunu söyleyerek yıllarca çalışabilir; bunda bir sakınca yoktur. Hatta böyle olması gerekir; çünkü ülkenin kaderini belirleyecek bir kişi seçilecektir. Seçmenlerin o kişiyi iyi tanıması önemlidir. Ancak bu erken açıklama bazı çevrelerde rahatsızlık oluşturdu. Diplomasının iptali, haksız tutuklamalar, uzun süre iddianamenin hazırlanmaması, hazırlanan iddianamenin kendi içinde çelişkiler barındırması ve davaya bakan hâkimlerin sık sık yer değiştirmesi Türkiye’de adalet konusunda ciddi sıkıntılar olduğunu göstermektedir.
Özgür Özel ile CHP’nin geleceğini nasıl görüyorsunuz?
Özgür Özel’i çalışkan ve başarılı bir genel başkan olarak görüyorum. Dilerim ki 31 Mart 2024’te elde ettiğimiz başarıyı genel seçimde de sürdürürüz.
Eskişehir’de mülteci sorunu var mı? Belediye olarak çalışmalarınız nelerdir?
Eskişehir’de şu anda halkı rahatsız eden belirgin bir mülteci sorunu görünmüyor. Ancak Türkiye, Suriye ve Afgan mülteciler konusunda doğru bir yönetim ve organizasyon sağlayamadı. Son dönemde Hindistan ve Malezya’dan çalışmak için getirilen işçilerle ilgili bir sıkıntı yaşanmaya başladı. Organize sanayi bölgelerinde yabancı işçilere yönelik avantajlı uygulamalar söz konusu ve sayıları artıyor. Bu durum Türk çalışanlara zarar verebilir. Kendi vatandaşımıza iş bulamazken yabancı işçi çalıştırılması sıkıntı yaratmaktadır.
Hayatınızdaki kırılma noktası neydi?
Siyasette en güçlü olduğum dönemde, il başkanlığına aday olduğum ve kongreyi kazanacağımın kesin olduğu bir süreçte partiden ihraç edilmem önemli bir kırılma noktasıydı. Daha sonra Yılmaz Hoca’nın çağrısıyla belediye meclis üyesi olmam da hayatımda büyük bir değişim yarattı.
En son ne zaman ağladınız?
Çok ağlarım; duygusal bir insanım. İki gün önce Eskişehirspor maçında sahada ve tribünde gördüklerim gözlerimi yaşarttı.
En çok neye kızarsınız?
Çok sinirlenen biri değilim; ancak insanların yalan söylemesine ve başkalarını kandırmaya çalışmasına çok kızarım.
En çok neye gülersiniz?
Aşırı gülen biri değilim; ancak ince ve akıllı esprilere gülerim. Ne yazık ki bu tür espriler çok sık yapılmıyor.
“Asla yapmam.” dediğiniz bir şey var mı?
Yalan söylemem. İnsanların da yalan söylemesini istemem.
Hangi konu açıldığında sıkılırsınız?
Eskiden yoktu; ancak son zamanlarda Eskişehir’de yaşanan bir tartışma nedeniyle artık o konuyu konuşmamaya karar verdik. Kapattık.
Zor bir insan mısınız?
Hayır, zor bir insan değilim. Herkesle uzlaşabilen, rahatça iletişim kurabilen ve insanların sorunlarına çözüm bulmaya çalışan biriyim.
Haberes okurlarına son mesajınız nedir?
Tüm okurlara saygı ve sevgilerimi iletiyorum. Eskişehir’de özgür basının desteklenmesi gerektiğine inanıyorum. Ancak basın çalışanlarının ve sahiplerinin de mesleklerini özgürce sürdürebilmeleri gerektiğini vurgulamak isterim.