Eskişehir Valisi Dr. Erdinç Yılmaz Haberes Dergisi’nin 72’nci sayısına konuk oldu. Genel Yayın Yönetmenimiz Ayhan Aydıner’e çarpıcı açıklamalarda bulunan Yılmaz; “Eskişehir halkı hakkında edindiğim en temel izlenim; bu şehrin insanının yüksek bir şehir bilincine ve derin bir nezakete sahip olmasıdır. Eskişehir, Anadolu’nun ortasında sadece coğrafi bir merkez değil, aynı zamanda bir zarafet ve hoşgörü adasıdır. Eskişehir bir zarafet harmanıdır” dedi.

Eskişehir’de daha önce Sivrihisar ve Tepebaşı Kaymakamlığı yaptınız. Kaymakam ve Vali olarak görev yaptığınız yerlerde hep güzel izler bıraktınız. Bu başarınızın sırrı nedir?

Başarı, sadece rakamlarla veya tamamlanan projelerle ölçülemez. Benim için asıl başarı, görev sürem bittiğinde bu şehrin sokaklarında yürürken bir vatandaşımızın gözündeki içten bir tebessümde, bir telefonun sıcaklığında yer bulabilmektir. Eskişehir gibi vizyoner bir şehirde iz bırakmanın yolu, halkın taleplerini devletin imkanlarıyla en doğru noktada buluşturmaktan geçer. Bizim yönetim anlayışımızda ‘insanı yaşat ki devlet yaşasın’ düsturu vardır. Eğer bugün bir başarıdan söz ediliyorsa, bu; mesai mefhumu gözetmeksizin, şehrin tüm dinamikleriyle kurduğumuz o güçlü ve samimi gönül köprüsünün bir sonucudur.

Başarımın tek bir sırrı var: Aşkla çalışmak ve şehre aidiyet hissetmek. Vali olarak atandığınız yer sadece görev yeriniz değildir. İz bırakmak ise dokunulmadık yürek, gidilmedik köy bırakmamaktır. Eskişehir’in her bir köşesinde devletin şefkatli elini ve kararlı duruşunu hissettirebildiysek, en büyük izi o zaman bırakmışız demektir. Kalıcı olan makamlar değil, geride bırakılan hoş bir sadadır.

Eskişehir benim için sadece bir görev yeri değil; meslek hayatımın en kıymetli duraklarının, dostluklarımın ve hatıralarımın bulunduğu yerdir. Yıllar önce bozkırın parlayan yıldızı, Nasreddin Hoca’nın diyarı Sivrihisar’da kadim bir kültüre hizmet etme şerefine nail olmuştum. Ardından şehrimizin modern yüzü, dinamizmin merkezi Tepebaşı’nda hemşehrilerimizle omuz omuza çalıştık. Bugün ise bu iki güzide ilçemizde kaymakam olarak hizmet etmenin verdiği saha tecrübesi ve kurulan sarsılmaz gönül bağlarıyla, tüm şehre vali olarak hizmet etme onurunu yaşıyorum.

​Bu, bir mülki idare amiri için tarifi zor bir gurur tablosudur. Sokaklarını, esnafını, dertlerini ve potansiyelini avucunuzun içi gibi bildiğiniz bir şehre ‘şehremini’ olarak dönmek, sorumluluğunuzu bir kat daha artırıyor. Çünkü buradaki her bir vatandaşımız benim için sadece birer isim değil, dünden bugüne taşıdığımız birer kardeştir.

Bu yolculuğun en duygusal ve onur verici nişanesi ise kuşkusuz Sivrihisar Belediye Meclisi tarafından şahsıma tevdi edilen ‘Fahri Hemşehrilik Beratı’ olmuştur. Sivrihisar’ın o mert, misafirperver ve vakur insanlarının beni ‘kendilerinden biri’ olarak kabul etmesi, kağıt üzerindeki bir unvandan çok daha ötedir. O beratı aldığımda hissettiğim heyecan, ilk göreve başladığım günkü heyecanla eş değerdir.

​Artık sadece görev icabı değil, bir Sivrihisarlı, bir Eskişehirli olarak, bu toprağın bir evladı olarak hizmet ediyorum. Kaymakamlık dönemimizde ektiğimiz sevgi tohumlarının bugün büyüdüğünü görmek, bu kadim şehre kalıcı izler bırakma kararlılığımızı perçinliyor. Bizimkisi bir makam hikayesi değil, bir memleket sevdasıdır.

Mülki idare amirliğinde görev yapılan her yerin kendine has insan ve toplum halleri, hadiseleri ve sorunları oluyor. Bunları iyi anlamak, uygun ve özel çözümler ortaya koymak gerekiyor. Çalışılan yerlere özgü çalışmalar ve tecrübeler, gelecek hayata, gelecek yeni sorunlara yeni yaklaşımlar sergilemek için ışık tutmaktadır.

Anadolu insanı kendine değer verene kapısını, kalbini açar. Sevene sevgiyle karşılık verir. Vefasını yıllar boyu hissettir. Aşkınan çalışınca bir hoş sada bırakılabileceğine inanıyorum.

Eskişehir ve Eskişehir halkı ile ilgili izlenimleriniz nelerdir?

Eskişehir Bir Zarafet Harmanıdır

​Eskişehir halkı hakkında edindiğim en temel izlenim; bu şehrin insanının yüksek bir şehir bilincine ve derin bir nezakete sahip olmasıdır. Eskişehir, Anadolu’nun ortasında sadece coğrafi bir merkez değil, aynı zamanda bir zarafet ve hoşgörü adasıdır.

​Burada halkımızla bir araya geldiğimde şu üç temel özelliği her zaman iliklerime kadar hissediyorum: 3 büyük üniversitesiyle bir eğitim kenti olan Eskişehir’de, her yaştan hemşehrimizin olaylara rasyonel, sağduyulu ve vizyoner yaklaştığını görüyorum. Eskişehirli, şehrine sahip çıkar; yapılan her iyi işi takdir eder, her eksikliğin ise yapıcı takipçisidir.

​Geçmişte Sivrihisar ve Tepebaşı’nda görev yaparken kurduğumuz gönül bağlarının bugün hala aynı sıcaklıkla devam ettiğini görmek benim için en büyük mutluluk. Eskişehir halkı kendisine hizmet edeni asla unutmaz, bağrına basar. Onlardaki bu kadim vefa duygusu, bizim çalışma azmimizin en büyük kaynağıdır.

​Sokaklarında yürüdüğünüzde bir yanda modern bir şehrin dinamizmini, diğer yanda ise Ahilik kültüründen gelen o dürüst ve vakur esnaf ahlakını görürsünüz. Bu şehir, modernite ile muhafazakarlığı en estetik şekilde mezcetmiş bir halka sahiptir.

​Kısacası; Eskişehirliler, devletiyle barışık, milli ve manevi değerlerine sadık, estetik duygusu gelişmiş ve huzura kıymet veren bir halktır. Böyle bir halka hizmet etmek, sadece bir görev değil; bir onur ve büyük bir keyiftir. Bizim görevimiz, bu güzel insanların hak ettiği hayat kalitesini her gün bir adım daha ileriye taşımaktır.

Eskişehir; Balkanlar’dan Kafkaslar’a kadar geniş bir coğrafyadan gelen kardeşlerimizin, muhacirlerimizin getirdiği geleneklerle yoğrulmuş bir şehirdir. Bu demografik zenginlik; mutfağımızdan asayişe, çalışma disiplinimizden hoşgörümüze kadar her yere sirayet etmiştir. Balkan ve Kafkas göçmenleriyle zenginleşen tarihi miras Eskişehirlilerin en büyük feraseti ve gücüdür. Eskişehir, yaşam kalitesi en yüksek ve en güvenli şehirler sıralamasında en üst sıralarda yer alan müstesna bir şehirdir.

​Üç üniversitesi ve on binlerce gencimize ev sahipliği yapan bir üniversite şehri olmamız, gençliğin enerjisi ile şehrin tecrübesini bir arada tutmakta. Bu dinamizm, Eskişehir halkını her zaman yenilikçi kılıyor.

​Eskişehirliler sadece konuşmaz, üretir. Şehrimizin güçlü sanayi altyapısı ve teknoloji odaklı üretim vizyonu, hemşehrilerimizin çalışkanlığının ve disiplininin bir yansımasıdır. Esnafından sanayicisine kadar herkes, bu şehri bir marka yapma idealine sıkı sıkıya bağlıdır.

​Geçmişte bu şehrin iki büyük ilçesinde hizmet etmiş bir kardeşiniz olarak şunu rahatlıkla söyleyebilirim: Bu şehir, farklılıklarını bir ayrışma değil, bir zenginlik vesilesi kılarak Türkiye’ye örnek olmaya devam edecektir. Biz de bu büyük aileye hizmet etmenin gururuyla, bu potansiyeli daha da ileriye taşımak için buradayız.

Sizce Eskişehir’in en büyük sorunu nedir? Kentimizin geleceğini nasıl görüyorsunuz?

Eskişehir, her ne kadar huzurlu ve gelişmiş bir şehir olsa da, her canlı organizma gibi büyümenin ve yıpranmanın getirdiği doğal bazı ihtiyaçlara ve çözüm bekleyen meselelere sahiptir. Ancak biz bu meselelere ‘sorun’ değil, ‘yönetilmesi gereken süreçler’ olarak bakıyoruz.

​Şehrimizin en büyük ihtiyaçlarından biri, güçlü sanayi altyapımızın limanlara ve dış dünyaya erişimini daha ekonomik hale getirecek lojistik bağlantılardır. Özellikle demiryolu ağımızın organize sanayi bölgeleriyle daha verimli entegrasyonu üzerine yoğunlaşıyoruz. Bu, sadece sanayicimizin yükünü hafifletmeyecek, aynı zamanda şehrin iç trafik yükünü de modernize etmemiz için bize alan açacaktır.

​Deprem gerçeğini göz ardı etmeden, şehrimizin eski yerleşim alanlarında kentsel dönüşümü sadece bina yenilemek değil, sosyal donatı alanlarını artırmak olarak görüyoruz. Valilik olarak koordinasyon rolümüzü üstlenerek, yerel yönetimlerle eşgüdüm içerisinde daha dirençli bir Eskişehir inşa etmek temel önceliğimizdir.

​Üç büyük üniversitemiz ve devasa bir sanayimiz var. Ancak buradaki en büyük potansiyel boşluğu, ‘mezun profili’ ile ‘sanayicinin beklentisi’ arasındaki uyumda görüyoruz. Gençlerimizin sadece diploma sahibi olmalarını değil, Eskişehir sanayisinin havacılık, raylı sistemler, yazılım gibi yüksek teknoloji hedeflerine liderlik edecek donanıma sahip olmalarını destekliyoruz.

​Eskişehir’in potansiyeli; yüksek teknoloji üretme kabiliyetidir. Biz sadece un, şeker üreten bir şehir değiliz; biz uçak motoru, ülkemizin ilki olan elektrikli lokomotif üreten ve ileri teknolojik ürünleri ihraçta öncü bir şehiriz.

​Valilik olarak biz; sanayicimizi, akademi dünyamızı ve yerel yönetimlerimizi aynı masada buluşturmak istiyoruz. Sorunları halı altına süpürmeden, şeffaf bir iletişimle ve devletimizin imkanlarını en verimli şekilde kullanarak çözüme kavuşturacağız. Geriye dönüp baktığımızda iz bırakmak istiyorsak, bu kronikleşmiş meseleleri kökten çözen iradeyi göstermek zorundayız.

​Eskişehir’in Geleceği İçin Ulaşımda Kararlı Adımlar Atıyoruz. Eskişehir gibi her geçen gün büyüyen, sanayisi ve nüfusu dinamik bir şehirde, maalesef bugün en çok hissedilen sorunların başında ulaşım ve trafik gelmektedir. Özellikle şehir içi trafiği zorlayan, transit geçişlerle yerel trafiği birbirine karıştıran mevcut yapı, hemşehrilerimizin günlük hayatını zorlaştıran bir noktaya ulaşmıştır. Eskişehir’in trafik yükünü hafifletecek, şehri bir kuşak gibi sararak transit trafiği şehir merkezinden uzaklaştıracak olan çevre yolu, bizim için sadece bir yol projesi değil, şehrin nefes borusudur. Bu projenin hayata geçirilmesi noktasında, merkezi hükümetimiz ve ilgili bakanlıklarımızla en üst düzeyde eşgüdüm içerisindeyiz. Bu yolun tamamlanması, Eskişehir’in lojistik gücünü artıracağı gibi, şehir içi trafiğinde de devrim niteliğinde bir rahatlama sağlayacaktır.

​Organize Sanayi Bölgemizdeki binlerce çalışanımızın ve üniversitelerimizdeki on binlerce öğrencimizin ve ilçelerde yaşayan hemşehrilerimizin ulaşım konforu, şehrin ekonomik verimliliğini de doğrudan etkiliyor.

Vali olarak bu şehirde bırakmak istediğim en somut izlerden biri; Eskişehir’in trafik çilesinden kurtulduğu, ulaşımı sorunsuz ve modernize edilmiş bir ulaştırma altyapısına kavuşmasıdır. Sorunu biliyoruz, çözüm yollarımız belli ve bu konuda kararlıyız.

Eskişehir’in geleceği hakkında neler düşünüyorsunuz?

Eskişehir’in geleceğinin, Türkiye’nin 'Tam Bağımsız Milli Teknoloji Hamlesi'nin lokomotifi olmaktan geçtiğine inanıyorum. Biz geleceği kurgularken, şehrimizin birikimini en ileri teknolojiyle buluşturmalıyız. Eskişehir, bugün dünyada uçan her iki uçaktan birinde imzası olan bir şehirdir. Gelecek vizyonumuzda havacılık, sadece parça üretimi değil; TEI gibi dünya devleriyle jet motoru teknolojilerinde tasarım ve AR-GE merkezi olmaktır. 2026 yılı itibarıyla imzalanan milyarlarca dolarlık ihracat paketleri, Eskişehir’i dünya havacılık liginde 'stratejik ortak' konumuna taşımıştır. Hedefimiz, yüksek teknoloji ürünlerinin ihracatımızdaki %33’lük payını çok daha yukarılara çekmektir.

Nadir Toprak Elementleri ile Yeni Bir Çağ

Beylikova ve Sivrihisar bölgelerimiz, dünyanın en büyük ikinci Nadir Toprak Elementi rezervine ev sahipliği yapıyor. Bu elementler; elektrikli araçlardan akıllı telefonlara, füze teknolojilerinden rüzgar türbinlerine kadar modern dünyanın petrolü hükmündedir. Kurduğumuz pilot tesislerin ardından, 2026’da temelini attığımız endüstriyel tesisle bu madenleri sadece çıkarmayacak, uç ürüne dönüştüreceğiz. Eskişehir, dünyanın teknolojik hammadde tedarik zincirinde kilit bir oyuncu haline gelecektir.

Bor Madeninde Katma Değer Devrimi

Kırka’daki bor rezervlerimizi artık ham cevher olarak değil; bor karbür, ileri teknoloji ürünler olarak ihraç ediyoruz. Borun katma değerini 300 kattan 2 bin kata kadar çıkaran bu dönüşüm, ülke ekonomimize her yıl milyarlarca dolar ek katkı sağlıyor. Eskişehir, borun 'enerji ve savunma sanayii' ile buluştuğu ana merkez olacaktır.

Ankara ve İstanbul’un ardından Türkiye’nin en gelişmiş üçüncü teknoloji şehri olarak sanayimizi dijital dönüşümle, üniversitelerimizi sanayiyle tam entegre hale getiriyoruz. Eskişehir, gelecekte kamu ve özel sektör işbirliği ile savunma sanayiinde, havacılık ve yüksek teknolojili uç ürünlerin üretiminde kalıcı yer edilecektir. Eskişehir, ülkemizde dış ticaret fazlası veren sayılı illerden biri. Bu yıl ihracatımızın 5 milyar doları aşması bekleniyor.

Coğrafi konumu, nitelikli insan gücü, değişime yatkın üretim geleneği, gençliğin enerjisi, Eskişehir yeraltı ve yerüstü zenginlikleri, ekonomisi, insanlığa mal olmuş kültürel simaları ile çok daha iyi noktalarda olacaktır.

Eskişehir’de turizm alanında neler planlanıyor?

Eskişehir, sadece bugünüyle değil, binlerce yıllık birikimiyle Anadolu’nun özetidir. Bizim turizm vizyonumuz, bu muazzam mirası Kültür ve Deneyim Turizmi çatısı altında dünyaya açmaktır. Yunus Emre, Nasrettin Hoca, Seyit Battal Gazi gibi manevi mimarlarımızı daha çok gençliğimize, ülkemize, dünyaya daha fazla duyuracağız.

Osmanlı’nın ilk hutbesinin okunduğu Karacaşehir’den, Odunpazarı’nın sivil mimari örneklerine kadar bu kadim ruhu yaşatıyoruz. Eskişehir Sempozyumu: Bilimsel ve Kültürel Bir Hafıza Kaydı

Turizmi sadece gezmek değil, anlamak ve anlatmak olarak görüyoruz. Bu yıl gerçekleştireceğimiz Eskişehir Sempozyumu, şehrimizin tarihini, ekonomisini ve kültürel kodlarını bilimsel bir süzgeçten geçirecek. Bu sempozyum, Eskişehir’in turizm stratejisine ışık tutacak ve şehrimizin ‘marka değerini’ akademik bir temele oturtacaktır.

Kültür Yolu Festivali: Sanatın ve Kültürün Kalbi Burada Atacak

Türkiye Kültür Yolu Festivali, bu yıl Eskişehir’imizin ev sahipliğinde gerçekleştirilecek. Bakanlığımızla koordineli yürüttüğümüz bu dev organizasyonla, şehrimizin her köşesi sergilerle, konserlerle ve tiyatrolarla dolup taşacak. Bu festival, Eskişehir’in turizmdeki dinamizmini ve modern yüzünü dünyaya göstermek için eşsiz bir fırsattır.

Bizim amacımız; Frigler’den Cumhuriyet’e uzanan bu eşsiz ‘zaman tünelini’ her yıl milyonlarca turistin deneyimlediği, yaşayan bir kültür havzası haline getirmektir. Eskişehir artık sadece geçilen değil, daha fazla kalınan ve her köşesinde yeni bir hikaye keşfedilen bir şehir olacaktır.

Erdinç Yılmaz nasıl bir çocuktu? Çocukluk yıllarınızda Vali olmayı hayal ediyor muydunuz? O yıllarda da arkadaşlarınıza liderlik ediyor muydunuz?

Adana’nın Aladağ ilçesinde Torosların eteklerinde doğdum büyüdüm. 0 zamanlar tabii bizim orada bir okuma alışkanlığı yok, kimse okula falan da gitmiyor, ilkokulu zorunlu olduğu için bitiriyor. İşte koyun var keçi var hayvancılık var tarım var orman işi var bu işlerle meşgul olunuyor.

Beni ilkokuldan mezun eden Hasan öğretmenim şimdi emekli öğretmen Mersin’ de yaşıyor. Babamla köye gelirken diyor ki babama “Sen Erdinç’i ortaokula kaydettirdin mi?” Babamda yok deyince köye gelene kadar babama sitemini böyle kararlı bir şekilde diyor ki “sen nasıl o çocuğun istikbali parlaktır, o çocuk okur sen o çocuğu kaydettirmezsen gider be kaydettiririm” diyor. Babam geldi tabi ben 10 çocuklu bir ailede büyüdüm. Akşam toplandık babam rahmetli dedi ki “Oğlum gelirken Hasan öğretmenimizle geldim yolda bana dedi ki “Erdinç’i ortaokula kaydettirdin mi? diye sordu ben de yok deyince bana çok kızdı, sitem etti. Seni okula kaydettirirsem okur musun?” dedi. Bende ‘baba okurum’ dedim. Babam gitti bir gün sonra ama 8 km uzaklıkta yani tabiri caizse dağları aşıp gidip geliyorum çok da küçüğüm. Üniversiteye gittiğimde 16 yaşındaydım. Gerçekten coğrafi şartlarda zordu ve o şartlarda başladım. Tabi o çağlarda işte Kaymakam olmak Vali olmak yani hayalimde öyle bir şey yok. Ama okuyabilir miyim gibi bir düşünce var İşte lise yıllarında şöyle bir şey yaşadım. O gün fikrim değişti tabii Adana valisi Recep Birsin Özen bizim ortaokulu ve liseyi okuduğumuz Akören kasabasına yakın Eynel köyü var oraya gelecek. O köyümüzü ziyaret edecek ve orada da konusu bu diş macunu diş fırçası çocukların kullanılmasının yaygınlaştırılması ile ilgili bir etkinlik var. Hatta bize de diş macunu diş fırçası hediye etmişti Sayın Valimiz rahmetli oldu Allah mekanını cennet eylesin. Hayatta ilk defa bir vali göreceğim. Gidecek grup içerisinde de okul müdürümüz beni de seçtiği 50 kişilik bir gruptayım. Günler öncesinden de tabi nasıl biri diye hayal ediyorum gittiğimizde de tabi çok heyecanlandım. Vali beyin o gün giydiği takımı bile hatırlıyorum unutmadım. Fakat geldim o kadar sıcak, samimi içten bir insan. Elini omuzuma koydu, okulumu sordu. Çok etkilendim. Ondan sonra dedim ki “Vali nasıl olunuyor?” İşte Kamu yönetimi okumak gerekiyor, Hukuk, Siyasal, İdari Bilimler ama önce Kaymakam olmak gerekiyor. Hayalimde ama insan korkuyor tabi ‘ben nasıl olacağım’ mümkün değil. Kaymakam olma hayalim de ortaokul lise yıllarında böylece başladı. Ben uyumlu çocuktum. Okula uzak köye gidiyorduk. Ben gitmediğim zaman diğer çocuklar gitmiyordu. Ben götürüyordum. İlkokul öğretmenin bir yere gidecekse benden daha büyük öğrenciler varken bana emanet ediyordu. Küçük yaşlarda sorumluluk almaya alıştık. Hayatımın her alanında sorumluluk aldım.

Vali olarak çok anınız vardır. Haberes okurlarına ilginç bir anınızı anlatır mısınız?

Yaşadığım çok anım var. Eskişehir’e atamam yapıldı. Ben Eskişehir’de çok çalışmayı istedim. Osmaniye’de 6 yıl çalıştım. Burasını memleketim olarak gördüm. Zaten Osmaniye’nin Adana’dan bir farkı yok. Tabi ayrılmak çok zar geliyor. Çok da etkileniyorum. Kararnamem çıktıktan iki gün sonra Down Sendromlular Dernek Başkanı beni aradı. “Fatma kızımız kararnameniz çıktığı günden beri ağlıyor sayın Valim” dedi. ‘Peki ben ne yapacağım’ dedim. O da “Sayın Valim ben çocukları alıp, size getireyim onları teselli etmeye çalışalım” dedi. ‘Tamam’ dedim. Down sendromlu çocuklarımız geldi. Fatma gözlerinden yaş akıyor, bana bakıp ağlıyor. Bende “Fatma bu tayin benim için iyi oldu. Biz yine görüşürüz. Canını sıkma üzülme bu kötü bir şey değil” dedim. Fatma dedi ki; “Ben özel biriyim, sen biliyorsun değil mi?” “Evet” dedim. ‘Sen özel birisin.’ ‘Peki ben yanında cennete insan götürebiliyorum. Onu da biliyor musun?” dedi “Evet biliyorum” dedim. ‘Ama ben seni Cennete götürülecek insanlar listesinde 1. Sıraya yazdım’ dedi. Çok mutlu oldum dedim. Çok etkiledi beni onun gönlünde yer almak. Cennete götüreceği insanlar listesinde 1.sırada demesi çok etkiledi beni. Bunu unutmam mümkün değil.

Yoğun çalışıyordum. Kapıda benimle görüşmek isteyenlerin talebini kesin yerine getiririm. Görüşmeden hiç kimseyi göndermem. Bir gün çok yoğunun ve yorgunun akşam sekiz civarı olmuş. Özel kalem müdüremiz dedi ki; “Sayın Valim yaşlı bir teyzemiz var işi sizinle ilgili değil ama gönderemiyorum. Görüşmek istiyor.” Ben de ‘gelsin’ dedim. Teyzemiz 80 yaşlarında falan var. Elinde baston içeri girdi. Ayağı kalktım ‘gel teyzem’ dedim. ‘Otur’ dedim. Oturdu. ‘Teyzem bak bu kadar yorulmuşum görmüyor musun? Bu kadar ısrar etmişsin. Konu da benimle ilgili değilmiş’ dedim. “Bende biliyorum seninle ilgili olmadığını” dedi. Masaya vurdu. “Ama bana dediler ki sen Vali’ye git senin işini yapar dediler. Bende geldim” dedi. ‘Teyzem sen bana valla bunu söyledikten sonra bu işi mecbur yapacağım’ dedim. Tabi ben aradım teyzenin işini çözdüm. Çok da mutlu oldu. Vatandaşların böyle düşünmesi bu Vali işini çözer demesi benim için güzel bir durum.

Haberes okurlarına son bir mesajınız var mı?

Bugün burada paylaştığımız düşüncelerimizin ve Eskişehir sevdamızın siz değerli okurlara ulaşmasına vesile olduğunuz için teşekkür ediyorum. Şehrimizin sesini duyuran bu derginizin yayın hayatının uzun soluklu, bereketli ve başarılarla dolu olmasını temenni ediyorum. Kaleminiz güçlü, yayın hayatınız daim olsun.

​Tüm Eskişehirli hemşehrilerimi sevgi, saygı ve en kalbi muhabbetlerimle selamlıyorum.