Çoğumuz anne babayız, çocuğumuzu çocuklarımızı büyütürken çekilen sıkıntıları bilirsiniz. Yan odada çocuğunuz öksürse bütün gece uyuyamazsınız, zor ve meşakkatli iştir çocuk büyütmek. Zorluklara rağmen bu çileye katlanır yıllarınızı verirsiniz. Bir iki üç derken onlu yaşlar sonra yirmili yaşlara kadar emek verirsiniz. Evladınızın size verdiği mutluluğu hazzı yaşarsınız sonra toplumuna ülkesine faydalı birisi olduğunda da mutluluğunuz katlanır.

Bu çilelerle büyüttüğünüz yavrunuzu günün birinde beş altılı yaşlarda veya onlu on beşli yaşlarda insan görünümlü şeytanlaşmış birileri tarafından kaçırıldığını ve parasının hesabını bilmeyen zenginlerin, ünlülerin, siyasetçilerin önüne yem olarak atıldığını düşünün.

Bu yazdıklarım hepimiz için düşük ihtimal olsa da son günlerde patlayan Epistein olayını anlamak için bizleri biraz düşünmeye ve insanlığın geldiği yeri anlamamıza yardımcı olur.

Yahudi asıllı Jeffrey Edward Epistein denilen bir sapığın, sahibi olduğu bir adada dünyanın birçok ülkesinden kaçırılarak getirilen dört beş altı yaşlarından on dört on beşli yaşlara kadar küçüçük çocukları, çoğu pedofili zenginlere, siyasetçilere sanatçılara üst düzey bürokratlara pazarladığına dair binlerce sayfa belge ortaya saçıldı. Bu insan görünümlü şeytanlaşmış ahlaksızlar bu adada bu çocuklara tecavüz etmişler, kanlarını içmişler, etlerini yemişler. Buradan saçılan videoları izlemeye yüreğiniz dayanmaz. Bu olayın patlamasından sonra piyasaya çok miktarda iğrenç Epistain videoları yayılmaya başladı. Bu belgeler ortaya çıkınca kayıp çocuklar dramı tekrar gündeme geldi.

Epistein İngiltere York Dükü prens Andrew, ABD başkanları Bill Clinton, Donald Trump’la, Elon Musk, Bill Gates, Sarah Ferguson ve eski İsrail Başbakanı Ehud Barak'la da ve daha birçok ünlüyle sıkı dostluklar kurmuş, adasında bunları defalarca misafir etmiş.

Bizdeki çocuk kaçırma olaylarını anlatanların videoları da çıktı. 60’lı yılların sonu 70’li yılların başlarında Adana Çocuk Esirgeme Kurumu’nda kalan birisi videosunda o yıllarda her sene İncirlik ABD hava üssünden otobüslerin geldiğini, bütün çocukların alınıp üssü gezdirdiklerini, yemek yediklerini, hediyelerle uğurlandıklarını, gezi sırasında güzel lüks bir hayat isteyip istemediklerinin sorulduğunu söylüyor. Sonra hepimizi sıraya dizip bizimle gelmek isteyenler bir adım öne çıksın dediklerini öne çıkanlardan yedi sekiz dokuz yaşlarında sarışın parlak güzel çocukların seçildiğini, kendisinin de gitmek istediğin fakat esmer olduğu için kabul edilmediğini söylüyor. Aynı kişi konuyu ilerleyen zamanda ilgililere anlattığını fakat kimsenin ilgilenmediğini, hatta birçok devlet yetkilisinin de bu çocuk kaçırma olayının içinde olduğu kanaatini taşıdığını söylüyor.

Yine başka bir videoda belli aralıklarla Adana doğumevine incirlik üssünden ambulanslar geldiğini yeni doğan çocuklardan kimsesiz görülenleri alıp götürdüklerini söylüyor. O yıllarda yüzlerce kadın çocuklarının çalındığı ihbarı yaptığı fakat seslerini duyuramadıkları yazılıyor.

1969 senesi Adana doğumevinde doğum yapan bir kadın anlatıyor. Bir erkek çocuk doğurduğunu çocuğunun çok gürbüz güzel bir çocuk olduğunu söylüyor. Bu arada bir hemşirenin de sık sık senin kimin kimsen var mı diye sorduğunu kendisinin de yakınları

uzak oldukları için yok dediğini söylüyor. Sonra çocuğunu küveze koyacağız deyip çocuğunu alıp götürdüklerini, sabah da gelip çocuğumun öldüğünü söylediler diyor. O zaman ölüsünü getirin dediğimde biz ölen çocukları hastane olarak defnediyoruz cevabını verdiklerini, çaresiz kaldığını ağlayarak anlatıyor.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre 2008 ila 2016 yılları arasında tam 104 bin 531 çocuk kaybolmuş. Ancak TÜİK 2016’dan itibaren kayıp çocuklara ilişkin verileri açıklamıyor.

Denizli Milletvekili Gülizar Biçer Karaca, 25 Mayıs Uluslararası Kayıp Çocuklar Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada verileri paylaşırken, "2016’dan bu yana bu veriler, ne İçişleri’nde ne Emniyet Genel Müdürlüğü ne Aile Bakanlığı verilerinde artık paylaşılmıyor" demişti.

O dönem paylaşılan veriler yılda 10 bin çocuğun kaybolduğunu yazıyor. Gazeteci Fatih Altaylı yayınladığı videoda yılda ortalama 10 bin çocuğumuzun kayıp olduğunu o da söylemişti.

6 Şubat 2023 de yaşadığımız 11 ilimizi etkileyen depremde de birçok çocuğun kayıp olduğu basına yansıdı. Bu depreme çok tedbirsiz yakalandık. Fransa, Belçika, Rusya, İspanya, İsrail ve Hindistan, Polonya İtalya ve birçok ülkeden yardım amaçlı çadır kurdular. Biz de vatandaş olarak uzaktan bakarak yardım yapıyorlar diye sevindik minnet duyduk. Ama bu yardım için gelenlerin amacı neydi yardım harici çocuklarımıza musallat oldular mı bilen yok Bildiğimiz birçok çocuğumuzun kayıp olduğu.

Ülke olarak 1999 depremi yaşadık. Zamanın Sağlık Bakanı Osman Durmuş, kendisini rahmetle ve minnetle analım, yardım için gelen ABD başta olmak üzere birçok ülkenin ve tarikatların yardımını kabul etmedi. Vatandaşlar olarak o zaman kızdık, ihtiyacımız var neden bu yardımlar kabul edilmiyor diye. Sonunda bakanımızın haklı olduğu ortaya çıktı.

Çocuklar önce ailesinin toplumun ve milletimizin geleceği ve yarınlarımızın ümididir. Bu konu son derece önemli, önce aileler sonra toplum millet ve devlet olarak çocuklarımıza sahip çıkmak zorundayız.

Son olaylarda gördüğümüz gibi dünyaca meşhur devlet başkanları, siyasetçiler, zenginler ve ünlü isimlerin videolarda o çocuklara yaptıklarını görünce bunların insanlık alemine yapamayacakları kötülük yok.

Sevgiyle kalın