Eskişehir’de siyaset bazen kovboy filmine dönüyor. Bir bakıyorsun kasabanın havalı saatli şerifi çıkmış meydana… Göğsünü gere gere belediyelerin sattığı yerleri sıralıyor. Sanki elinde tapu defteri, dilinde adalet, gözünde halk var.

Ama bir dakika…

Havalı saatli şerif konuşurken insanın aklına tek bir soru geliyor:

Şerif, hangi hastane yerini biz satmışız?
Sen önce onu bir anlat.

Çünkü bu şehir daha dün ne gördü?

Önce eski Devlet Hastanesi arazisi özelleştirme kapsamına alındı. Resmî karar çıktı, millet duydu, şehir ayağa kalktı.
Aradan çok geçmedi…
Bu kez yılların Hava Hastanesi, yani Yunusemre Devlet Hastanesi’nin İki Eylül yerleşkesi de aynı şekilde özelleştirme listesine kondu.
Hem de satış, kiralama, gelir ortaklığı, işletme devri… Ne ararsan var.

Yani mesele dedikodu değil.
Mesele kahve köşesi lafı değil.
Mesele Resmî Gazete.

Devlet mühür basmış, kararı yayınlamış.

Şimdi böyle bir tabloda havalı saatli şerif çıkıp ne yapıyor?

“Efendim belediyeler şunu sattı, bunu sattı…” diye millete vaaz veriyor.

Yahu insanın yüzü biraz kızarır.

Senin kapının önünden iki hastane arsası özelleştirme torbasına sokulmuş,
sen dönmüş komşunun bahçesindeki kümesin tahtasını sayıyorsun.

Bu tam olarak nedir biliyor musunuz?

Yavuz hırsızın ev sahibini bastırmasıdır.

Evi soyan içeride…
Ama bağıran yine o:

“Ula siz niye bana bağırıyorsunuz!”

Havalı saatli şerif de aynen bunu yapıyor.

Millet, “Hastane arazileri ne oluyor?” diye soruyor,
şerif düdüğü öttürüp “Belediye arsa sattı!” diye konuyu değiştiriyor.

Çok tanıdık numara…

Sorulana cevap verme.
Gündemi dağıt.
Suçüstü yakalanınca daha yüksek sesle konuş.
Sonra halkın kafası karışsın.

Eskişehirliyi de galiba saf sanıyorlar.

Yani diyorlar ki:

“Biz Resmî Gazete’de hastane alanını satışa açalım,
sonra belediyenin sattığı üç parseli anlatıp milleti başka tarafa çevirelim.”

Olur mu?

Eskişehir halkını bu kadar kolay aldatabileceklerini mi düşünüyorlar?

Bu şehir kimin kamu malını yatırıma çevirdiğini de bilir,
kimin elde avuçta ne varsa bütçe açığını kapatmak için mezata koyduğunu da bilir.

Bir taraf satıyorsa hizmet için satar, proje için satar, kamusal dönüşüm için satar; hesabını çıkar mecliste verir.

Öbür taraf ne yapıyor?

Memleketin yıllardır sağlık hizmeti verdiği yerleri
“satış, kiralama, gelir ortaklığı” diye özelleştirme paketine koyuyor,
sonra utanmadan ahkâm kesiyor.

İşin daha komik tarafı şu:

Önce karar çıkıyor.
Millet tepki gösteriyor.
Sonra başlıyorlar:

“Yok efendim satış değil…”
“Yanlış anlaşıldı…”

He oldu.

Resmî Gazete yanlış yazdı,
siz doğru söylüyorsunuz.

Millet de pazardan maydanoz almaya gitmiş gibi devlet kararını okumuyor, değil mi?

Bu halka gerçekten fazla saf muamelesi yapılıyor.

Ama unutulan bir şey var:

Eskişehir insanı sessizdir diye salak değildir.
Bağırmaz diye görmüyor sanmayın.
Notunu alır.

Bugün belediyelerin sattığı üç beş taşınmazı diline dolayanlar,
yarın bu şehrin insanına yıllarca hizmet veren hastane yerlerinin niye özelleştirme listesine sokulduğunu açıklayamayacak.

Çünkü gerçek şu:

Havalı saatli şerif adalet dağıtmıyor…
Sadece ortalığı toza dumana katıp kendi ayak izini gizlemeye çalışıyor.

Ama ne kadar düdük çalarsan çal şerif…

Atın nal izi meydanda.
Hastane tapuları Resmî Gazetede.
Milletin hafızası da yerinde.

Ve bu şehir artık masal dinlemiyor.