Eskişehir Osmangazi Üniversitesi’nde bir personel çalışma koşulları iyi olmayan birimde zorla çalıştırılmış. Buradaki ÇOK gürültülü ortam nedeniyle duyma kaybı yaşamış. Israrlı şekilde mobbing yapılarak; mağdur edilmiş.
YÜZDE 24 ORANINDA KAYBETTİ
Eskişehir 2.İdare Mahkemesine dava açan bu personel ESOGÜ Yönetiminden şikayetçi oldu. Osmangazi Üniversitesi Yapı Daire Başkanlığı'na bağlı olarak ısı merkezinde motor teknisyeni olarak görev yapan davacı tarafından; çalıştığı ortamda bulunan ses seviyesinin yüksek olması ve çalışma koşullarının iyi olmaması nedeniyle yüzde 24 oranında duyma kaybı yaşadığından bahisle maluliyetinden doğan sürekli iş göremezlik zararına karşılık 2 milyon 523 bin 964,00-TL (miktar artırım neticesinde) maddi ve 600 bin TL manevi tazminatın idareye başvuru tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesi istenildi.
ALACAĞI TAZMİNAT MİKTARI ARTIYOR
29 Kasım 2024 tarihinde Mahkeme davacının sürekli işgörmezlik-efor kaybından kaynaklı maddi tazminat isteminin 2 milyon 523 bin 497,78-TL'lik kısmının kabul ederken; bu kısmın idareye başvuru tarihinden (11 Ekim 2021) itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı idarece davacıya ödenmesine, davacının, 600 bin TL tutarındaki manevi tazminat isteminin 100 bin TL'lik kısmının kabulüne, kabul edilen bu kısmın idareye başvuru tarihinden (11/10/2021) itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı idarece davacıya ödenmesine karar verdi. ESOGÜ mahkemenin bu kararına itiraz etti. Dosya istinafa taşındı. Maddi ve manevi tazminat miktarına 11 Ekim 2021 tarihinden itibaren yasal faiz işleniyor. İsteği dışında sağlıksız koşulda çalışmak zorunda bırakılan personelin alacağı tazminat miktarının bugün itibariyle 4-4,5 milyon liraya ulaştığı iddia ediliyor.
KUSURLU KAMU GÖREVLİLERİNE RÜCU ETTİRMEK
Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterliği, 2025 yılında tüm kamu kurumlarına ‘Disiplin İş ve İşlemlerinde Dikkat Edilecek” hususlar adlı bir genelge gönderdi. Bu genelgede; “Disiplin muhakemesine ilişkin işlemlere karşı açılan davalarda verilen yargı kararlarının gereklerine göre işlem ve eylemde bulunulmalı. Kararın uygulanmasının geciktirilmesi, eksik uygulanması veya gereği gibi uygulanmaması durumlarından kaçınılmalıdır” deniliyor.
Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterliği Personel ve Prensipler Genel Müdürlüğü’nün “Disiplin İş ve İşlemlerinde Dikkat Edilecek Hususlar” konulu Genelgesi’nde, mahkeme kararlarının gecikmeksizin ve gereği gibi uygulanması gerektiği açıkça belirtilmiş.
Somut olayda, mahkeme kararının uygulanmaması bu yükümlülüklere aykırılık teşkil etmekte.
T.C. Anayasası’nın 129/5. maddesi uyarınca idare, görev sırasında doğan zararları ödemekle birlikte kusurlu kamu görevlilerine rücu etmekle de yükümlüdür.
FAİZ YÜKÜ KAMU ZARARINI ARTTIRIYOR
ESOGÜ yönetimi mahkeme kararını uygulamayarak; kamu zararının daha da artmasına neden oldu. Söz konusu mahkeme kararına karşı istinaf yoluna gidildi. Bu süreçte mahkemece hükmedilen tazminat ödenmedi, yasal faiz işlemeye devam ediyor. Ödenmesi gereken toplam tutar her geçen gün artmış ve böylece öngörülebilir ve önlenebilir bir kamu zararı meydana gelmiştir.
6085 sayılı Sayıştay Kanunu’nun 7. maddesinde Sayıştay’ın kamu idarelerinin mali faaliyet, karar ve işlemlerini denetlemekle görevli olduğu; 53. maddesinde ise kamu zararının,
“kamu görevlilerinin kasıt, kusur veya ihmallerinden kaynaklanan ve kamu kaynağında azalmaya yol açan zarar” olduğu açıkça tanımlanmıştır.
Aynı Kanun’un 54 ve 55. maddelerinde; kamu zararına sebebiyet veren sorumluların tespiti, zararın sorumlulara ödettirilmesi ve rücu sürecinin işletilmesi yükümlülüğü düzenlenmiştir.
Sayıştay denetim bulgularını incelediğimde, söz konusu dava sonucunda hükmedilen tazminatların kamu zararı kapsamında değerlendirildiği görülmekte. Mahkeme kararının uygulanmaması suretiyle yalnızca ilk tazminat tutarı değil, kararın
geciktirilmesi nedeniyle oluşan faiz yükü de kamu zararını artırmakta.
Bu çerçevede; öncelikle Mahkeme kararının uygulanmaması nedeniyle oluşan ve artmaya devam eden kamu zararının tespit edilmesi gerekiyor.
- Kamu zararına sebebiyet veren idari işlem ve eylemlerden sorumlu olan kamu görevlilerinin tespit edilmesi gerekiyor.
- Tespit edilecek kamu zararının, 6085 sayılı Sayıştay Kanunu’nun 53, 54 ve 55. Maddeleri uyarınca kusurlu ve sorumlu kamu görevlilerine rücu edilerek ödettirilmesi gerekmiyor mu?
14 MİLYON LİRALIK BAŞKA TAZMİNAT
Sayıştay Denetim Raporunun BULGU 2: Personelin İhmali ve Kusurlu İşlemleri Nedeniyle Mahkemelerce İdarenin Tazminat Ödemesine Hükmedilmesi kısmında ESOGÜ’nün başka kişi veya kuruluşa yüklü miktarda tazminat ödemeye mahkum edildiğini gördüm. Sayıştay Denetim Raporunda konuyla ilgili şu ifadeler öne çıkıyor; “Üniversiteyi karşı açılan bazı davalarda sonucunda kamu idaresinin kusurlu bulunduğu görülmüştür. Bu davalarda üniversite Eskişehir 1. İdare Mahkemesi’nin 31 Ekim 2024 tarih ve 2024/942 sayılı kararıyla idarenin kusurlu bulunması neticesinde 13 milyon 385 bin 391,13 TL tazminat, 613 bin 812,06 TL yargılama ve diğer giderler olmak üzere toplam 13 milyon 999 bin 2023,19 TL ödemeye mahkum edildi.”
Raporda mobbingden dolayı işitme kaybına uğrayan personelden dolayı idarenin kusurlu bulunması neticesinde 3 milyon 686 bin 984,72 lira tazminat, 565 bin 745.34 TL yargılama ve diğer giderlere ait olmak üzere 4 milyon 252 bin 730,06 TL ödemeye mahkum edildi. Üniversitenin hukuka aykırı idari işlemler nedeniyle menfaat ihlal edilenler tarafından açılan davalar sonucunda hükmedilen tazminat, faiz, yargılama giderleri ve vekalet ücretleri bütçede öngörülmeyen 18 milyon 251 bin 933,25 TL tutarında bir gider kalemi oluşturdu. Sayıştay’ın son denetim raporunda personel ihmali ve kusurlu işlemleri yüzünden 18 milyon 251 bin 933 liralık bir kamu zararı var. Bu rakamın faizlerle daha da çok artması (25-30 milyon lirayı bulması) bekleniliyor. Peki her geçen gün faizle birlikte büyüyen bu kamu zararını peki kim ödeyecek?
SU KAYNATAYIM YIKANIRSINIZ!
Köylünün birisi Valiyi köye davet ediyor. Vali köylünün ısrarlı daveti üzerine şehrin ileri gelenlerini de bir otobüsü doldurup, o köye gidiyor. Köylü Valiyi görünce seviniyor. Ancak bir otobüs adamı görünce inceden rengi atıyor. Ne yapsın? Köylüm cömert. Elinde avucunda ne var ne yok yedirip, içirecek. Önce kuzu çeviriyor, arkasından pilavlar getiriyor. Şehirlinin önüne koyuyor. Şehirli doyar mı? Diyorlar ki; ‘tavukları da kesin.’ Tavuklar kesiliyor, pişiriliyor. Getirilip, misafirin önüne konuyor. Köylüm bakıyor. Misafirler hala aç. Ya diyor! ‘Balları ve kaymakları da getirin.’ Ballar kaymaklar geliyor. Taze pişen ekmeklerin arasında kaymaklar eriyor. Üzerine ballar dökülüyor. Şehirli ballı ekmeğini yiyor, yiyor, yiyor. Ama doymuyor. Hala aç. Şehirli ‘aç gözlerle daha yok mu?’ diye köylüye bakıyor. Köylü dertli! ‘Şehirliyi doyuramadım’ diye dövünüyor. Artık köylü Valinin yüzüne bakıyor. Valinin bir şey demesini bekliyor. Ama Vali köylünün halinden anlamıyor. En son köylü diyor ki! ‘Vali Bey hoş geldiniz, safalar getirdiniz. Bizi çok mutlu ettiniz. Yediniz içtiniz. Helali hoş olsun.’ Ama diyor! ‘Kusura bakmayın. Artık benim size pişirip verebileceğim hiçbir şey kalmadı. Ama derseniz su kaynatayım yıkanırsınız.’
CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI SORUŞTURMA BAŞLATACAK MI?
Personelin iş bilmezliği ve yönetim zafiyetinden dolay büyük kamu zararına uğrayan ESOGÜ’nün Rektörü Prof. Dr. Kamil Çolak’a sesleniyorum; “Su kaynatayım yıkanırsınız!” Sayın Rektör, böylesine büyük zarara sebebiyet veren idari işlem ve eylemlerden sorumlu olan kamu görevlilerini tespit etti mi? Faizlerle borç daha büyümeden bu zararı rücu ettirerek, sorumlu personellere ödettirecek mi? Bu sorumsuzluğun faturasını kim ödeyecek? Rektör mü ödeyecek? Sorumlu personellerden mi tahsil edilecek? Yoksa yasalara aykırı bir şekilde üniversitenin (kamunun) sırtına mı yüklenilecek? Eskişehir Cumhuriyet Başsavcılığı ;mahkeme kararını zamanında uygulamayarak; kamuyu büyük zarara uğratanlarla ilgili soruşturma başlatacak mı?