Yıl 1992. 28 yıl önce. Yer: Eskişehir Polisevi. Eskişehir Sanayici ve İşadamları Derneği (ESİAD) büyük bir işe imza atarak; bir araya getiriyor.
BEŞİ DE KATILDI
1991 Genel Seçimlerinde DYP 3, ANAP 2 milletvekili çıkarmıştı. (O yıllarda milletvekili sayımız beşti) 1991-1993 yılları arasında Derneğin Başkanlığını yapan Orhan Kesikoğlu, DYP Milletvekilleri Hüsamettin Cindoruk, İbrahim Yaşar Dedelek, Fevzi Yalçın ile ANAP Milletvekilleri Mustafa Balcılar ve Hüseyin Aksoy’u Eskişehir’i konuşmaları noktasında dernek üyeleriyle buluşturdu. Tarihi Fotoğrafta o yıllarda derneğin yönetiminde bulunan Nevzat Altınel, Serdar Taci Zengin, Ömer Bilgin, Mehmet Arapoğlu, Selim Çolpan, Servet Uğuzman, Necati Yalçın’da yer alıyor. Cindoruk o tarihte sadece milletvekili değildi. TBMM Başkanlığı gibi çok onurlu bir görevi de üstleniyordu. 20 Ekim 1991 seçimlerinde DYP’nin seçim sloganı ‘Eskişehir Gelişecek Büyükşehir Olacak’ idi. Yapılan seçimlerde DYP-SHP Koalisyon Hükümeti işbaşına geldi. Kesikoğlu, beş milletvekilinin katıldığı toplantıda Cindoruk’a bu sözü hatırlatarak; “Eskişehir Büyükşehir olmak istiyor. Seçimde verdiğiniz sözü tutmanızı bekliyor” dedi. Cindoruk’ta “Ankara’ya gidince bu işin olması için çalışacağım. Eskişehir’i Büyükşehir Belediyesi yapacağız” diye yanıt verdi. Cindoruk dediğini yaptı. Eskişehir’in Büyükşehir Belediyesi olmasını sağladı.

PARTİ VE KENT ZARAR GÖRÜYOR

Bugün Eskişehir’in milletvekili sayısı yedi. Nabi Avcı, Harun Karacan, Emine Nur Günay AK Parti’den, Utku Çakırözer, Jale Nur Süllü CHP’den, Metin Nurullah Sazak MHP’den, Arslan Kabukçuoğlu İYİ Parti’den Eskişehir milletvekili oldular. 18 Haziran 2018 seçimlerinin üzerinden 2,5 yıl geçmesine rağmen, seçilen bu yedi vekil Eskişehir paydasında hiçbir araya gelemediler. Geçmişte ESİAD’ın yaptığı gibi hiçbir demokratik kitle örgütü de onları bir araya getirmeyi başaramadılar. Bu kutuplaşma ve bir araya gelememe olayı muhalefet partisi vekillerinden kaynaklanmıyor. İktidar partisinde ‘Harun Karacan ile Nabi Avcı-Emine Nur Günay ikilisi arasında yaşanan kavgadan dolayı’ birliktelik sağlanamıyor. Bu üçlü 31 Mart 2019 yerel seçimlerinde bile yan yana gelmedi. Önümüzde yapılacak ilk seçime kadar da yan yana gelmeleri beklenmiyor. Peki aralarındaki bu kavgadan kim kazanç elde ediyor? Kimse! Peki kim zarar görüyor? ‘Eskişehir ve AK Parti Eskişehir Teşkilatı…’

/////////////////////////////////////////

NOSTALJİ

Hep Örnek Oldu

Yıl 1988. 32 yıl önce SHP İl Başkanı merhum Niyazi Onal, parti yöneticisi Azmi Kerman ile birlikte. Avukat Niyazi Onal 1973-1977 yılları arasında CHP Eskişehir Milletvekilliği yaptı. 1965 yılında Eskişehirspor’u kuran 10 kişiden biriydi. Türk Futbolunda Anadolu Devrimini yapan Eskişehirspor’a büyük hizmetleri oldu. Parti ilkelerine bağlı, dürüst bir insandı. Onal, kaliteli ve saygın kişiliğiyle bugün gençlere hep örnek gösterilen ve rahmetle anılan büyük bir şahsiyettir Önal’a Allah’tan rahmet diliyorum. 32 yıl öncesinin SHP Parti Yöneticisi Azmi Kerman bugünde demokrasi ve siyaset mücadelesini hem ADD’de, hem de CHP’de devam ediyor. Demokrasiye bağlılığı, yılmaz Cumhuriyet savunuculuğuyla takdir topluyor.
 

/////////////////////////////////////////

CUMARTESİ HİKAYESİ

İNANILMAZ GERÇEK

Amerikan Adlî Tıp Derneğinin 1994 te San Diego’da tertiplenen ödül yemeğinde Dernek Başkanı Don Harper Mills, aktardığı acayip bir ölüm olayındaki adlî komplikasyonlarla dinleyicilerini şaşkına çevirmişti. Kaderin adaletine dair ince bir nükte taşıyan bu yaşanmış öykü, sanırız sizleri de hayrete sevk edecektir. 

PENCEREDEN GELEN KURŞUN

23 Mart 1994 te Ronald Opus un cesedini inceleyen adlî tabip, onun kafasından yediği kurşunla öldüğü sonucuna vardı. Müteveffa, on katlı bir binanın tepesinden, intihar niyetiyle aşağıya atlamıştı. (Umutsuzluğunu, geride bıraktığı bir notta açıklıyordu.) Ancak, dokuzuncu katın önünden geçerken pencereden gelen bir kurşun başına isabet etmiş, hayatı bu kurşunla sona ermişti. Apartmanın sekizinci kat penceresi düzeyinde cam silicileri korumak için konulmuş bir ağ vardı; ama bu ağın varlığını ne silahı çeken, ne de müteveffa biliyordu. Açıkçası, kurşun olmasaydı, Opus'un intihar girişimi başarılı olamayacak; zemine çakılmadan, sekizinci kattaki ağa takılıp kalacaktı. Bu durumu anlattıktan sonra, "Normal olarak" diye devam etti Dr. Mills, "İntihar etmeye karar veren biri, mekanizma tasarladığı gibi olmasa da, bunu eninde sonunda başarır."

KADINI ISKALADI

Opus’un dokuz kat aşağıda yere çakılmayıp da dokuzuncu kattan düşüyor olduğu anda başına gelen kurşunla vurulmuş olması, muhtemelen, onun ölüm modunu intihardan cinayete çevirmeyecekti. Fakat, Opus'un intihar girişiminin başarılı olmayışı, savcıyı elinde bir cinayet vakası olduğu düşüncesine itti. Silahın patladığı dokuzuncu kattaki odada yaşlı bir adam ve karısı yaşıyordu. Tartışıyorlardı ve adam kadını silahla tehdit ediyordu. Öyle sinirlenmişti ki, tetiği çekti; fakat mermi kadını ıskalayarak pencereden dışarı yöneldi ve Opus'a isabet etti. Bir insan A şahsını öldürmeye teşebbüs eder, fakat B şahsını öldürürse, o B şahsını öldürmekten suçlu sayılmalı idi. Savcının ulaştığı sonuç buydu. Dolayısıyla, dokuzuncu kattaki yaşlı adam, cinayetten suçluydu.

DOLU OLDUĞUNU BİLMİYORDU

Bu suçlamayla karşı karşıya kaldığında, adam da, karısı da çok şaşırdılar. Çünkü, tetiği çekerken adam da, karısı da silahın dolu olmadığından kesinlikle emindiler. Yaşlı adam uzunca bir süreden beri boş silahla karısını korkutmayı alışkanlık haline getirmişti. Bunu karısı da bilir, o yüzden adamın tehdidine pek aldırmazdı. Kısacası, adamın karısını öldürme kastı yoktu; silahın dolu olduğunu dahi bilmiyordu. Böylece, Opus'un öldürülmesi bir kaza oluyordu; silah kazara doldurulmuştu.

SİLAHI OĞLU DOLDURMUŞ

Araştırmalara devam edilince, ölümcül kazadan yaklaşık altı hafta önce yaşlı çiftin oğlunu silahı doldururken gören bir tanık ortaya çıktı. Anlaşıldığına göre, yaşlı kadın oğlundan mali desteğini çekmişti ve babasının annesini silahla korkutma temayülünü bilen oğul, annesini cezalandırma kastıyla, babasının annesini vuracağını umarak, gizlice silahı doldurmuştu. Annesi ölecek, baba cinayetten suçlanacak, mallar oğluna kalacaktı. Artık olay yaşlı çiftin oğlunun Ronald Opus cinayetinden sorumlu olduğu noktasına gelmişti.

ÖLÜMÜ PLANLADIĞI GİBİ OLMADI

Tam bu sırada savcının karşısına yeni bir viraj çıktı. Araştırmalara devam edilince, geçen altı hafta içinde anneyle babasının silahla tehdide varan bir tartışma yaşamamaları, dolayısıyla annesinin ölümünü bir türlü başaramayışı nedeniyle, oğulun umutsuzluğunun arttığı anlaşıldı. Bu, onu 23 Mart'ta on katlı binanın tepesinden atlayarak intihar etmeye itmişti. Ancak, ölümü planladığı gibi olmamıştı; dokuzuncu katın önünden geçerken babasının boş zannettiği silahı tetiklemesiyle annesine isabet etmeyip pencereye seken kurşunun kafasına isabet etmesi nedeniyle, Ronald Opus'un hayatı sona ermişti. Dosya intihar olarak kapatıldı.

/////////////////////////////////////////

FOTO ŞAKA

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan: Donald, Türkiye’ye ne zaman geleceksin?

ABD Başkanı Donald Trump: Aslında Rusya’dan S-400 füzeleri aldığın için hiç gelmeyi düşünmüyordum. Covid’i bahane edip; Türkiye’deki plazamda kiralarını ödemeyenler varmış.  Onların ifadesini almak için mutlaka geleceğim.

/////////////////////////////////////////

/////////////////////////////////////////

DÜNYA TARİHİ

Ölümünden Önceki Son Fotoğraf

11 Eylül 1973.  47 yıl önce Şili'de demokratik seçimle gelen Başkan Salvador Allende'nin askeri darbe sırasında ölümünden birkaç saniye öncesi. Başkanlık Sarayı'na yapılan saldırılar sırasında teslim olması çağrısı yapıldı, fakat o askerlere teslim olmayı reddetti ve intihar etti. Ölümünden önce, Fidel Castro'nun kendisine hediye ettiği ve elinde tuttuğu AK-47 marka silah birkaç kez fotoğraflanmıştı.

/////////////////////////////////////////

UNUTULMAZ REPLİKLER

“Hepimiz bir erkeğin ahmakça davrandığında, bizden hoşlandığı anlamına geldiğine inanmaya programlanmışız.” Erkekler Ne Söyler Kadınlar Ne Anlar

/////////////////////////////////////////

ÇİVİ

“Paranla şeref kazanma, şerefinle para kazan ki; paran bittiğinde, şerefin de bitmesin.” Yılmaz Güney

/////////////////////////////////////////

FIKRA

Ben de Böyle Başlamıştım

Churchill, akıl hastanesinde dolaşıyormuş. Bir hastanın kendisine çok dikkatli baktığını görünce yanına yanaşmış:
- Hayrola beni tanımadın mı?
- Hayır tanımadım, kimsin sen?

Churchill gülmüş:
- Ben haşmetlu İngiliz İmparatorluğu’nun başbakanıyım.
Akıl hastası gülmüş:
- Ben de böyle başlamıştım, sonra buraya getirdiler.