Eskişehir Balkan Göçmenleri Kültür ve Dayanışma Derneği (ESBALGÖÇ) Başkanı Habibe Aydın, Haberes Dergisi’nin 68’nci sayısına konuk oldu. Genel Yayın Yönetmeniz Ayhan Aydıner’ konuşan Aydın; “Bizlerin iki kırmızı çizgisi vardır; ilki vatan ve Türkiye sevdası, ikincisi de bir Balkan Türkü olmasıyla gurur duyduğumuz Uluönderimiz Mustafa Kemal ATATÜRK” dedi.
Eskişehir Balkan Göçmenleri Kültür ve Dayanışma Derneği (ESBALGÖÇ) ne zaman kuruldu? Kurulmasındaki amaç neydi? Balkan göçmeni olmayanlar üye olabiliyor mu?
Merhabalar öncelikle kendimi tanıtarak başlayayım isterseniz. Ben Habibe AYDIN...1970 yılında Bulgaristan Şumnu’dan Türkiye'ye, anavatana gelen anne ve babanın çocuğuyum. Eskişehir' de doğdum. 2003 yılında Eskişehir Balkan Göçmenleri Kültür ve Dayanışma Derneği’nin ilk kadın yönetim kurulu üyesi oldum. 2021 yılından beri de derneğimizin ilk ve tek kadın başkanıyım. Aynı zamanda 2005 yılında kurulan ve ESBALGÖÇ ile birlikte toplam 15 Balkan Türkü kökenli köy derneklerinin birleşimiyle oluşturulan Eskişehir Muhacir Dernekleri Federasyonu’nun ilk ve tek kadın yönetim kurulu üyesi olarak Federasyonun Genel Sekreterliği görevini yürütmekteyim. Bunun yanında, 52 ilde örgütlü ve bünyesinde 12 Federasyon ve 300’den fazla derneği barındıran Bursa Merkezli Balkan ve Rumeli Türkleri Konfederasyonu’nun yine ilk ve tek kadın yönetim kurulu üyesi olarak aynı zamanda konfederasyon içerisinde KOSOVA çalışma gurubunun üyeliğini sürdürmekteyim.
Derneğinize kayıtlı ne kadar üye var? Üyelerinize hangi hizmetleri sunuyorsunuz? Eskişehir’de ne kadar Balkan Türkü yaşıyor?
Eskişehir hepimizin bildiği üzere bir göç kenti diye tanımlanır. Kültürlerin harmonisiyle ortak bir yaşam ritmi oluşturulan bir kenttir Eskişehir...Sadece Balkanlar değil, Kırım ve Kafkasya’ dan da yoğun göç almış şehrimiz.
Balkanlardan en yoğun göçler 1877 Osmanlı -Rus Harbinin ardından başlıyor. 1912- 1913 Balkan Savaşları ile devam edip 1930’larda, 1950, 1970, 1978 ve en son 1989 yıllarında kimi zaman karşılıklı göç anlaşmaları, kimi zaman da zorunlu göçlerle sürüyor. Eskişehir’de Balkan Türkü dediğimiz zaman sadece Bulgaristan değil, tüm Balkan coğrafyasından gerçekleşen göçlerle şehre gelen Balkan göçmeni Türklerden bahsediyoruz tabii ki de... Arnavutluk, Makedonya, Bosna, Kosova, Üsküp, Romanya ve Yunanistan Batı Trakya Balkan Türkleri Eskişehir’de Balkan Türkü kökenli nüfusun tamamını oluşturuyor.
Atasoy bağlantılarını da dikkate alacak olursak Balkan Türklerinin Eskişehir’de doğan çocukları ve torunları ile birlikte Balkan Kültürü aidiyeti taşıyan nüfus bizim tahminimizce 220.000 kişinin üzerinde bir sayı...Çünkü sadece merkezde değil, ilçeler ve Balkan Türklerinin yerleştiği ve muhacir köyü diye tanımlanan köylerimizi de dahil ettiğimizde bu sayının üzerine de çıkıyoruz.
Derneğimizin halihazırda mevcut üye sayısı 2900 kişi ancak resmi kayıtlı üyelerimiz dışında etkinliklerde bizlere gönül veren ve yanımızda olan çok daha fazla sayıda gönüldaşımız mevcut.
ESBALGÖÇ’ün kurulduğu günden beri yapılan çalışmalar ve projeler hakkında bilgi verir misiniz?
ESBALGÖÇ her şeyden önce kültürel bir birlik ve beraberlik oluşumu...Dolayısıyla öncelikli hedefimiz Balkan Türklerine özgün kültürel motifleri, günlük yaşayış, yemek kültürü, nesilden nesile aktarılan örf ve adetlerimizi, geleneklerimizi, kendi kültürel değerlerimizi unutturmadan yaşatılmasını sağlamak olmuştur.
Eskişehir’de ikamet eden ve çifte vatandaşlık haklarına sahip hemşehrilerimiz için Bulgaristan parlamento seçimleri ve cumhurbaşkanlığı seçim dönemlerinde dernek olarak sandık açıyor ve çifte vatandaşlarımızın vatandaşlık ve demokratik haklarını kullanabilmeleri amacıyla güvenlik ve huzur içerisinde oylarını kullanmalarını sağlıyoruz.
Diğer yandan özellikle ikinci üçüncü kuşak Balkan Türkü vatandaşlarımızdan çifte vatandaş olma hakkını elde etmiş olanları için Bulgaristan vatandaşlığı sınavlarında kolaylık sağlamak adına Bulgarca kursları düzenliyoruz. Odunpazarı Halk Eğitim Merkezi (OHEM)’nin düzenlediği ve derneğimiz üyesi eğitmenimizin ders verdiği Bulgarca Kursu için Halk Eğitim Merkezimize katkı sunmak adına işbirliği gerçekleştiriyoruz. Ayrıca Balkan Türklerinin ezgisel ve folklorik motiflerini yaşatmak amacıyla gerek derneğimiz gerek federasyonumuz tarafından koro ve balkan halk dansları toplulukları oluşturduk ve konusunda profesyonel eğitmenlerimizle birlikte ekiplerimizin çalışmalarına destek sunuyoruz. Özellikle Ramazan ayı içerisinde ihtiyaç sahibi üyelerimize yardım kolileri gönderilmesini sağlıyoruz. Bunun dışında, Balkan Türklerinin özelinde tüm Balkanlar ile ilgili gerek tarihi gerekse güncel konulu panel ve sempozyumlar düzenliyor veya çeşitli kurumlarca düzenlenen bu tarz kültürel organizasyonlarda destek ve proje ortaklığı gerçekleştiriyoruz.
Diğer yandan yönetim kurulu üyesi bulunduğum Balkan Rumeli Türkleri Konfederasyonu ile birlikte özellikle Balkan coğrafyasında yardıma ve desteğe ihtiyacı olan Balkan Türkü çocuklara ihtiyaç kolileri ve çeşitli konularda burs desteği sağlanması için görev alıyoruz.
Son projemiz, henüz daha çok yeni tarihli Eses Tramvay Durağı karşısında üç katlı ESBALGÖÇ- RUMELİ HARMAN LOKALİ hizmete açtık. Ekim ayında hizmete girdi lokalimiz, bizim için birlik ve beraberlik adına önemli bir adımdı.
Yapmayı çok isteyip de gerçekleştiremediğiniz proje ve projeler nelerdir?
Yapmayı çok istediğim ve hayalini kurduğum bir kaç proje var gerçekten de... Öncelikle Sabahattin Ali Bulgaristan doğumlu bir şair ve yazardır. Sabahattin Ali'nin yaşamı ve eserleri ile Balkanları buluşturacak bir proje üzerine kafa yoruyorum bugünlerde... Hayalini kurduğum diğer projeler için de işbirliği sağlayacağını düşündüğüm kişi ve kuruluşlarla görüşmelere devam ediyorum. Projeler hayalden gerçeğe döndükçe insanın içindeki o harika duyguyu yaşamak çok özel bir hal... Kimbilir belki bir gün gerçek olur, sonuçta her gerçekleşen proje önce bir hayalle başlamıştır.
1984-1989 yılları arasında Bulgaristan’da Türklere yönelik asimilasyon çalışmaları sonrasında göçe zorlandı. O yılları anlatır mısınız? Türkler Bulgaristan’da neler yaşadı?
1984- 1989 tarihleri arasında Bulgaristan’da yaşayan Türkler Avrupa'nın 2.Dünya Savaşı sonrasında yaşadığı en büyük zorunlu asimilasyon ve kitlesel göç hareketlerinden birine maruz kaldı.
1 milyon Balkan Türkü' nün Türkçe isimleri polis ve asker zoruyla Bulgarca isimlerle değiştirildi. Kimlikler, pasaportlar, mezar taşları, tapu kayıtları değiştirildi. Direnenler ya tutuklandı ya sürgüne yollandı. Kamuya açık alanda Türkçe konuşmak, Türkçe şarkılar, düğünler yasaklandı. İnsanlar dini inançlarını ve ibadetlerini gizleyerek yaşamaya zorlandı.
Protestolar gerçekleştirildi ancak birçoğu kanlı şekilde bastırıldı. Bulgaristan kökenli Balkan Türkleri için önemli bir tarih olan 26 Aralık tarihini bizler her yıl anıyoruz. 1984 yılındaki gösterilerde annesinin kucağındayken 20 aylık Türkan Bebek Bulgar güvenlik güçlerinin açtığı ateş sonucunda öldürülmüştür. Bu olay bizler için baskı döneminin sembollerinden biridir. Bu dönemde yine çok sayıda kişi Belene toplama kamplarına gönderildi.
1989 yılına gelindiğinde ise; insanlara birkaç gün içinde evlerini terk etme emri verildi, yanlarına çok az eşya almalarına izin verilerek Türkiye’ye göçtüler. O döneme ilişkin kaynaklar yaklaşık 360 bin Bulgaristan Türkü' nün birkaç ay içinde Türkiye’ye göç ettiğini söyler.
Bulgaristan’da Türklerin şu anki durumu nasıl?
Bulgaristan’da yaşayan Türkler ile kapı komşuluğu yapan Bulgar Halkı arasında her zaman sosyo- kültürel bir bağ bulunmuş aslına bakarsak.
Osmanlı İmparatorluğu'nun 600 yıl hüküm sürdüğü coğrafyada Balkanların her taşında toprağında biz Türklerin de izleri ve eserleri var. Komşumuzla yemek kültürümüz ezgilerimiz, günlük yaşam kültürümüz, ortak dil rengimiz ve ortak kelimelerimiz hep birbirimize akışkan bir şekilde geçmiştir. Nihayetinde kültür dediğimiz olgu canlı ve dinamik yapıdadır.
Bizler dernek olarak şu düsturu benimsiyoruz; "Geçmiş unutulmaz, ancak geleceğe birlikte yön verebiliriz"
Bugüne baktığımızda iki komşu ülke olarak ülkemizle Bulgaristan arasında yıllardan gelen ortak kültürel mirasımızın varlığı bizleri aynı zamanda stratejik ortak olarak hareket eden, siyasette, diplomaside, ticarette, enerji kaynakları projelerinde işbirliği gerçekleştiren iki ülke konumuna getirmiştir. Bugün bizler Bulgaristan parlamento seçimlerinde çifte vatandaşlarımız ile oy kullanıyoruz, iki ülke halkı karşılıklı ticari alışverişlerde bulunuyor. Türk İş İnsanlarımız Bulgaristan’da yatırımlar gerçekleştiriyorlar. Tarihi komşuluk bağlarımız bizleri birbirimize bağlıyor ve her geçen gün de güçlenerek devam ediyor.
Hayatınızdaki kırılma anı neydi?
Hayatımdaki kırılma anı olarak sanıyorum yine dernek ve sendika gibi sivil toplum kuruluşlarında gönüllü çalışmaya yeni başladığım zamanları söyleyebilirim. Ülkemizde demokrasinin güçlü bir şekilde işleyebilmesi için STK' ların önemine inanıyorum. Birlikten kuvvet doğar gerçekten de. Ülke sorunlarına duyarlı, tarihi gerçeklik farkındalığı yüksek, sürekli günceli takip eden, sorgulayan, fikri olan, söyleyecek sözü olan herkesin birliktelik içerisinde omuz omuza durması ve yaşadığı bölgede, yaşadığı ülkede insana dair ve kendisiyle ilgili her konuda gerektiğinde yön verecek unsurlar olmalarının zorunluluk olduğuna inanıyorum. Bir Balkan Türkü olmasıyla gurur duyduğumuz Uluönderimiz Mustafa Kemal ATATÜRK' ün de belirttiği üzere; "Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir" Dolayısıyla milletin kendi fikrini, sözünü güçlü sivil toplum kuruluşları aracılığıyla ifade etmesinin güçlü demokrasiler için elzem olduğuna inanıyorum.
Üyelerinize ve Eskişehirlilere son bir mesajınız var mı?
Doğma büyüme Eskişehir' in kızıyım. Şehrimi gerçekten çok seviyorum. Biliyorsunuz tüm Eskişehirlilerin gururla söylediği bir söz vardır: Eskişehir özellikle son yıllarda İç Anadolu Bölgesi’nin adeta yıldızı gibi parlıyor deriz. Gerek şehir kültürüyle, gerek sosyal imkanlarıyla, gerek de insanlarının eğitim seviyesiyle olsun, ben de şehrimle gurur duyuyorum. Balkan Türkü hemşehrilerime de son olarak şu şekilde seslenmek istiyorum. Bizlerin iki kırmızı çizgisi vardır; ilki vatan ve Türkiye sevdası, ikincisi de bir Balkan Türkü olmasıyla gurur duyduğumuz Uluönderimiz Mustafa Kemal ATATÜRK. Bizler ATATÜRK İlke ve Devrimlerinin takipçileri kabul ederiz kendimizi. Şunu da ifade etmeden geçemeyeceğim; herkesin bildiği üzere Cumhuriyetin kurucu kadrolarının ve ATAMIZIN silah arkadaşlarının büyük bölümü Balkan Türkü kökenlidir. O nedenle Cumhuriyet değerleri bizler için çok önem verdiğimiz ve sahip çıktığımız meselelerdir. Kendi adıma, bir Balkan Türkü olmaktan, bu kültür içinde yoğurulmuş olmaktan dolayı Balkan Türkü hemşehrilerimle gurur duyuyorum. Bir sivil toplum kuruluşu olarak Derneğimizin esas amacı kültürümüzü yaşatmak ve insanımıza değer vermektir. Eskiden bizim Türk kültürümüzde imece usulü vardı, bir bakıma dernekçiliği de bu imece geleneğinin devamı olarak görüyor. Kendisini Balkan kültürüne yakın hisseden tüm hemşehrilerimizi derneğimize üye olmaya davet ediyorum.