Eskişehir Kırım Türkleri Kültür Yardımlaşma Derneği Başkanı Recep Şen, Haberes Dergisi’nin Şubat 2026 sayısına konuk oldu. Haberes Medya Genel Yayın Yönetmeni Ayhan Aydıner’e özel açıklamalarda bulunan Şen; “Kırım, Kırım Tatarlarının 4000 yıllık yurdudur. Bugün güneyde Kıbrıs Türkiye için ne kadar önemliyse kuzeyde de Kırım o kadar önemlidir. Kırım Karadeniz’in anahtarıdır” dedi. Şen, Eskişehir’de yaklaşık 200 bin Kırım Tatarının yaşadığını da söyledi.
Eskişehir Kırım Türkleri Kültür Yardımlaşma Derneği ne zaman kuruldu? Kurulmasındaki amaç neydi? Kırım Tatarı olmayanlar üye olabiliyor mu?
Eskişehir kırım Türkleri Kültür Ve Yardımlaşma Derneği 1940’larda başta Eskişehir Halkevi daha sonra Halk Eğitim Merkezi bünyesinde halkoyunları ile başlayan faaliyet sürecinden sonra dernekler kanununa uygun olarak 1972 yılında kuruldu. Kurulduğu yıldan günümüze kadar özellikle 12 Eylül 1980 askeri darbesi de dahil olmak üzere kesintisiz olarak günümüze kadar faaliyetine devam etmektedir. Kurulmasındaki en önemli amaç kendi kültürel değerlerini başta halk oyunları olmak üzere korumak kollamak ve gelecek nesillere kültürlerini aktarabilmeyi başarmaktır. Derneğin kuruluş dönemi de dahil olmak üzere halen kökeni Kırım Tatarı olmayan çok sayıda üyesi vardır. Burada kökeni dayalı bir örgütlenme yapısından daha çok var olan bir kültürü gelecek nesillere aktarmak ve o kültürü yaşatmaktır. Nitekim bunun en somut örneklerinden birisi Gastronomide Eskişehir’in tanınmasına neden olan “Çibörek, Sorpa ve Balaban kebabı sayabiliriz.
Derneğinize kayıtlı ne kadar üye var? Üyelerinize hangi hizmetleri sunuyorsunuz? Eskişehir’de ne kadar Kırım Tatarı yaşıyor?
Derneğimize 2589’u aktif olmak üzere 3500 üzerinde kayıtlı üyemiz bulunmaktadır. Üyelerimiz arasında derneğimizin adında olduğu gibi yardımlaşma ve dayanışma faaliyetlerinin yanında kültürel öğelerimiz korumak yaygınlaştırmak hedefinde. Halkoyunları, müzik, somut olmayan kültürel miras öğelerini yaşatılması faaliyetleri yürütülmektedir. Eskişehir’de tahmini olarak yaklaşık 200 bin Kırım Tatar yaşamaktadır.
Eskişehir Kırım Türkleri Kültür Yardımlaşma Derneği’nin kurulduğu günden beri yapılan çalışmalar ve projeler hakkında bilgi verir misiniz?
Eskişehir Kırım Türkleri Kültür Ve Yardımlaşma Derneği olarak kurulduğumuz günden bugüne şehrimizin kültürel yapısına da katkı sağlayan ve artık gelenekselleşen tüm toplum tarafından da kabul edilen bilinen etkinlikler gerçekleştirmektedir. Bunların başında 1987 yılından beri gerçekleştirdiğimiz sadece Pandemi sürecinde bir kere yapamadığımız TEPREŞ şenlikleri gelmektedir. 1972 yılından beri yine her yıl geleneksel Çibörek Gecesi devam eden kültürel etkinliklerimizin başında gelmektedir. Kurulduğu yıllarda sadece yüzlerce yıldan yoğrulup gelen kültürel yapılarını korumayı misyon eden derneğimiz gelişen zaman içinde özellikle Sovyetler Birliği’nin yıkılması ve 18 Mayıs 1944 tarihinde topyekûn ana vatanlarından soykırım ve sürgüne uğratılan soydaşlarının 1988 itibari ile ana vatan yeniden geri dönüşe geçmeleri üzerine “Anavatanda Yerleşmeye Çalışan Sürgün Mağdurlarının” yerleşmelerine destek olmayı da misyonuna eklemiştir. Bunun için özellikle Kırım’da kurban kampanyası, iftar programları, evimizi geri verin gibi dönemsel kampanyalarla destek olmuş olmuştur. Maalesef 2014 yılında Rusya tarafından Kırım’ın yeniden işgal edilmesi ile birlikte daha büyük zorluklarla karşılaşılmış ve yeni bir göç süreci başlamıştır. Bunun üzerine mülteci konumuna düşen Kırım Tatarlarının özellikle Ukrayna anakarasında yerleşebilmeleri için konut edindirme kampanyası Türkiye Cumhuriyeti Devleti ile birlikte yürütülmek istenmiş ancak 2022 yılında Rusya’nın bu sefer Ukrayna’yı işgal etmek için başlattığı savaşla birlikte yeni bir sürgün dönemi başlamıştır. Bu süreçte Türkiye’ye 10 binin üzerinde Kırımlı kadın ve çocuk geçici süre için gelmek zorunda kalmış. Bunların bir kısmı Eskişehir’de ikamete tabi tutulmuştur. Bu süreçle birlikte derneğimiz yeni bir misyonu daha üstlenmiş ve bu kadın ve çocukların psikososyal destek alması, ikamet, iaşe gibi zorunlu ihtiyaçlarının karşılanması ve desteklenmesi çabalarını ilimiz göç idaresi Başkanlığı ile birlikte yürütülmüştür. Bu arada TİKA, YTB, Yunusemre Enstitüsü, Göç İdaresi Başkanlığı, Eskişehir Valiliği, Odunpazarı belediyesi, Tepebaşı belediyesi, İl ve İlçe Milli Eğitim Müdürlükleri, Odunpazarı Halk Eğitimi merkezi gibi kurum ve kuruluşlarımızla birlikte çalışmalar yürütülmüş ve destekleri alınmıştır. Özellikle milletvekilimiz sayın Ayşen Gürcan gelen mülteci çocuklarımız ve kadınlarımızla 2022 yılından beri birebir tüm sorunlarıyla ilgilenmiş ve destek olmuştur. Tüm bunların yanında özellikle 2026’nın hemen başında ‘Çocuklar Üşümesin’ adı altında bir kampanya başlattık bu kampanya ile maalesef emperyalist emeller peşindeki ülkelerin kurbanı haline gelen çocuklara battaniye göndererek destek olmaya çalışıyoruz. 2023-2024-2025 yıllarında yurt dışı Türkler Başkanlığı ile birlikte savaş mağduru Kırım Tatar çocuklarına psikolojik destek ve rehabilitasyon amacıyla üç yıl içinde toplam 165 çocuğu Türkiye’ye getirerek destek verdik.
Eskişehir merkezinde sadece Kırım Tatarlarının mahalleleri var. Çok sayıda Kırım Tatarı köyü var. Bu konudaki görüşleriniz neler?
Eskişehir’de yaklaşık 42 mahalle (köy) 3 ilçe ve şehir merkezinde ağırlıklı olarak 17 mahallede Kırım Tatar Türk’ü bulunmaktadır. Tüm bu merkezlerin nüfuslarına baktığımızda şehrimiz nüfusunun yaklaşık yüzde 20’sine karşılık geldiğini bunun ise ortalama 200 000 civarında olduğunu tahmin ediyoruz.
18 Mayıs 1944’te Kırım Türklerinin Rusya’dan sürgünü başladı. Büyük zulümlerin yaşandığı bu acı olayla ilgili görüşleriniz neler?
18 Mayıs 1944’te o zamanki Sovyet sosyalist Cumhuriyetler Birliği’ne bağlı Otonom Cumhuriyet olan Kırım’da gece yarısı sabaha karşı tüm Kırım Tatarları ki hepsi kadın çocuk ve yaşlılardan oluşuyordu. Çünkü erkekler Almanlara karşı Sovyet askeri olarak cephede savaşıyorlardı topyekûn sürgün ve soykırıma uğradılar. Özellikle ikinci Dünya Savaşı’nın devam ettiği süreçte Kırım Tatarları, Karaçay, Malkarlar, Çeçenler, Ahıskalılar Topyekûn sürgün ve soykırıma uğradılar. Bunun Sovyetler Birliği’nin propagandasında aktardığı vatana ihanet gibi aslı astarı olmayan suçlamalarla hiçbir ilgisi yoktur. Çünkü erkekler cephede zaten Sovyet bayrağı için savaşıyorlardı. Bunun tek gerekçesi Rus olmayan milletlerin yok edilmesi projesidir. Bu projenin Almanların Yahudi soykırımından daha ağır olduğunu kendinden olmayan diğer milletleri yok etme politikası olduğunu her aklı selim insan bilmektedir. Bu sürgün ve soykırım esnasında Kırım Tatarlarının toplam nüfusunun Sovyet rakamlarına göre %46’sı öldü ve bu ölenlerin çok büyük bir kısmını çocuklar ve yaşlılar oluşturdu. Bu sürgün ve soykırım insanlık tarihine kara bir leke olarak yazılmıştır.
Ukrayda’daki savaş ortamı Kırım’daki Türklerin nasıl etkiliyor?
Rusya’nın Ukrayna‘yı işgal etme savaşı aslında 2014 yılında Rusya’nın bir gecede Kırım’ı işgal etmesiyle başladı. 2014 kırım işgali Ukrayna‘yı kuşatma ve işgal girişiminin başlangıcıydı. Ama batılı ülkeler bile Rusya’nın böyle bir işgale kalkışacağına ihtimal bile vermediler. Bugün ise Ukrayna Rusya Savaşı’nın dördüncü yılı dolmakta ve savaş beşinci yılında maalesef yeni bir insanlık suçunun işlenmesi ile devam etmektedir. Bugün Rusya’nın anti propagandası ile sanki Ukrayna savaşın fitilini ateşlenmiş gibi gösterilmek istenmektedir. Öncelikle şunu görmek zorundayız. Rusya bir gecede Belarus üzerinden Ukrayna’ya saldırıya geçmiş paraşütçü komandolarıyla Ukrayna topraklarına inmiş ve sivilleri katletmiştir. Bugün hala Rusya cephede askerlerle savaşmak yerine dronelarla, balistik füzelerle sürekli olarak başta Ukrayna’nın başkenti Kyiv olmak üzere sivil yerleşimleri bombalamakta ve -35 -40 derecelerde insanları savaşla baş başa bırakmakta. Altyapı hedeflerine enerji santrallerine bombalayarak insanları açlığa ve soğuğa mahkum etmeye çalışmaktadır. Bu bir sivil soykırımı ve insanlık suçudur. Özellikle Kırım’da yaşayan Kırım Tatarlarının tek temsil organı olan Kırım Tatar Milli Meclisi kapatarak bertaraf etmeye çabalamak da ve Kırım Tatarlarını baskı altına alarak vatanlarını terk etmeye zorlamaktadır. Rusya, gazeteci avukat Kırım Tatar Milli Meclisi Üyesi olanları vatana ihanet suçlarıyla tutuklamakta. Bugün sayıları 218’in üzerindedir. Bu insanlarımızı Sibirya’daki Kamçatya’daki sürgün cezaevlerinde ölüme mahkum etmektedir. Kırım’a 4000-4500 km uzakta olan bu cezaevlerine tutuklu yakınlarının gidebilmesi çocuklarını eşlerini ya da müvekkillerini görebilmeleri mümkün değildir. Kısacası Kırım Tatarları yeni bir sürgün ve soykırımla karşı karşıyadır.
Kırım’da ve ülkemizde yaşayan Kırım Tatarlarının Türkiye ve Dünyadan beklentisi nedir?
Kırım, Kırım Tatarlarının 4000 yıllık yurdudur. Bugün güneyde Kıbrıs Türkiye için ne kadar önemliyse kuzeyde de Kırım o kadar önemlidir. Kırım Karadeniz’in anahtarıdır. Başta Türkiye Cumhuriyeti Devleti olmak üzere tüm uygar dünyadan 18 Mayıs 1944’ün Kırım Tatarlarının soykırımı olarak kabul edilmesini Birleşmiş Milletler tarafından koruma altına alınarak vatanları Kırım’da insanca yaşam hakkına kavuşabilmeleri için girişimlerde bulunmasını bekliyoruz. Ukrayna devleti Kırım Tatarlarını Kırım asli unsuru olarak kabul etmiş ve kendilerine anayasal haklarını vermiştir. Bugün Rus işgali altındaki Kırım’da anadilde eğitim milli kimliğinin kabul edilmesi gibi temel insani hakların hiçbirisi kırım Tatarlar verilmemektedir.
Üyelerinize ve Eskişehirlilere son bir mesajınız var mı?
Özellikle Ramazan Bayramı’nı kadar devam edecek olan Çocuklar Üşümesin Kampanyamıza tüm üyelerimizin ve Eskişehirlerinin desteklerini bekliyoruz bu kampanyada -35 -40 derecelerde bombalar altında sokaklarda ve metro istasyonlarında yaşamaya mahkum edilen çocuklara birer battaniye göndererek destek oluyoruz. Büyük şairin dediği gibi; ‘çocuklar üşümesin şeker de yiyebilsinler.’ Kampanyamızın birinci bölümünde755 battaniye gönderdik. Hedefimiz 2500 battaniyeyle çocuklara destek olmak.
