Denizlerin Sorusu Bugün de Ortada Dayı. Bizim oralarda bir laf vardır: “Yiğit meydanda belli olur.”
Bir zamanlar meydanlarda bir söz yankılanmıştı:
“Tam Bağımsız Türkiye!”
Bunu söyleyenler koltukta oturan adamlar değildi.
Deniz Gezmiş,
Yusuf Aslan,
Hüseyin İnan…
Genç çocuklar.
Ama dertleri büyüktü.
Amerikan 6. Filosu İstanbul’a demirlediğinde çıkıp sordular:
“Dayı, bu memleketin iradesi gerçekten bu milletin elinde mi?”
Adana’daki İncirlik Üssü üzerinden kurulan denklem kimin çıkarına işliyordu?
Türkiye kendi kararını mı veriyordu,
yoksa büyük güçlerin planında bir taş mıydı?
Denizlerin derdi buydu.
Dediler ki:
Bu memleket başkasının gölgesinde duramaz.
Ekonomi borçla dönemez.
Tarım ithalata teslim edilemez.
Gençlik umudunu başka ülkelerde aramaz.
Onların istediği şey çok basitti:
Üreten bir Türkiye.
Kendi kararını kendi alan bir devlet.
Gerçekten bağımsız bir memleket.
--------
Aradan Elli Yıl Geçti Dayı
Şimdi bir bakalım.
Denizler haksız mıymış?
Buğday dışarıdan geliyor.
Et dışarıdan geliyor.
Tohum dışarıdan geliyor.
Mazot ateş pahası.
Çiftçi traktörü çalıştırmadan önce hesap makinesi çıkarıyor.
Gençler ne yapıyor?
Valizi hazırlıyor.
“Dayı burada gelecek yok” diyor.
Sonra kürsüye çıkıp nutuk:
“Bağımsız Türkiye!”
Bizim oralarda buna bir laf var:
“Davul senin ama tokmak başkasının.”
----------
Ama En Acısı Ne Biliyor musun Dayı?
Dünya yine kaynıyor.
Bir yerde bombalar düşüyor.
Ama bakıyorsun…
Bir okul vuruluyor.
Sınıfta oturan kız çocukları ölüyor.
Defteri olan, hayali olan çocuklar.
Dayı söyle bana,
okul bombalamak savaş mı?
Yok.
Bu düpedüz katliamdır.
Savaşın bile bir ahlakı olur.
Bir vicdanı olur.
Okulu vuruyorsan,
çocuk öldürüyorsan,
bunun adı savaş değil.
İnsanlığa karşı suçtur.
------------
Şimdi Gelelim Asıl Meseleye Dayı
Bağımsızlık nutukla olmaz.
Bağımsızlık üretimdir.
Bağımsızlık ekonomidir.
Bağımsızlık çiftçinin toprağında kalmasıdır.
Bağımsızlık gencin bavul hazırlamamasıdır.
Mustafa Kemal Atatürk ne dedi:
“Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir.”
Egemenlik demek kararın burada alınması demektir.
Ekonomide.
Enerjide.
Dış politikada.
------------
Şimdi En Net Soruyu Soruyorum
Yirmi yıldır iktidardasınız.
Hani yerli ve milli idiniz?
Hani dik duruyordunuz?
O zaman söyleyin:
Neden her ekonomik krizde gözümüz dış finans çevrelerinde?
Neden her uluslararası gerilimde
“Büyük güçler ne der?” hesabı yapılıyor?
Demek ki mesele hâlâ aynı yerde.
Denizler idam sehpasına giderken bir soru sordu.
O soru bugün daha da ağır bir şekilde karşımızda duruyor.
Ve artık geçmişe değil,
doğrudan bugünün iktidarına soruluyor.
Dayı söyleyin:
Bu ülke gerçekten bağımsız mı?
Yoksa bağımlılığı nutukla, hamasetle mi örtüyorsunuz?
Çünkü gerçek çok basit:
Bir ülke üretmeden bağımsız olamaz.
Bir ülke borçla bağımsız olamaz.
Bir ülke başkasının planıyla bağımsız olamaz.
Ve kusura bakmayın ama…
Tam bağımsız Türkiye nutukla değil, gerçeklerle ölçülür.
Eğer ortada bağımsızlık yoksa,
sloganlar ne kadar yüksek olursa olsun
gerçek değişmez.
O zaman da insan ister istemez şu soruyu sorar:
Deniz Gezmişler mi yanıldı…
yoksa biz hâlâ gerçeği söylemekten mi korkuyoruz?