Her yıl Mart ayının sekizi geldiğinde etrafı pembe bulutlar sarıyor. Mağazalarda indirimler, çekilişler, canım kadınlar temalı içi boşaltılmış sloganlar... Oysa 8 Mart, bir kutlama değil; hak elde etme mücadelesinin yıldönümüdür. Dokuma tezgahlarında insan onuruna aykırı bir şekilde saatlerce emeği sömürülen kadınlar, bu günde insani çalışma koşulları ve eşit işe eşit ücret talepleriyle başlattıkları grevde yalnızca kendilerinin değil; kendilerinden sonra gelecek neslin de onurunu korumuşlardır.
Sokaklardan Evlere: Kadınların Bitmeyen Güvenlik Mücadelesi
Dünyanın her yerinde kadınlar fiziksel, ekonomik, psikolojik ve cinsel şiddetin mağduru olmaya devam etmektedir. Kadına yönelik şiddet yalnızca bireysel bir facia değil, temel bir insan hakları ihlalidir. Fiziksel, psikolojik, ekonomik ve cinsel şiddet hangi maskenin ardına saklanırsa saklansın kadına yönelik şiddetin her türlüsü kadın üzerinde güç gösterisi ve tahakküm kurma çabasıdır.
Ekonomik bağımsızlığı olmayan, psikolojik şiddet aracılığıyla iradesi tesir altına alınan ve fiziksel şiddet ile bastırılan kadınlar çoğu zaman kendisine şiddet uygulayan erkekten uzaklaşamamaktadır. Şiddet gören bir kadının o ortamı terk etmesi dışarıdan kolay görünse de psikolojik olarak "şiddet döngüsü" süreci yaşanmaktadır. Ufak tartışmalarla başlayıp fiziksel saldırıya dönen bu eylemler, failin telafi ediyormuşcasına davranışlar sergileyip sorunun çözüldüğü yanılgısıyla tekrar başa dönmesi ile sonuçlanmaktadır. Bu döngü, mağdur kadında "öğrenilmiş çaresizlik" yaratarak kurtulma umudunu kırmaktadır. Unutmayın ki şiddet hiçbir zaman sevgiyle, öfkeyle veya hata ile meşrulaştırılamaz. Sessiz kalmamak, bu döngüden çıkışın ilk adımıdır.
Şiddet mağduru kadınlar toplumun önemli bir kesimi tarafından yapılan “o adamla olmasaymış” şeklindeki ithamlarla yargılayıcı tavırlara maruz kalmakta; faile yöneltilmesi gereken tepki mağdura yöneltilebilmektedir. Önemine binaen belirtilmelidir ki failin mesleği, sosyoekonomik durumu, eğitim düzeyi kadına yönelik şiddetin önüne geçmemektedir.
Kadına yönelik şiddetin çözümü için toplumsal bir zihniyet değişimi şarttır. Kadına yönelik işlenen suçlarda cezanın caydırıcılığının arttırılması, kadın cinayetlerinin magazinsel bir habermiş gibi sunulmaması, dizi ve filmlerde yer alan kadına yönelik şiddet sahnelerinin romantize edilmemesi, kadın istihdamının arttırılması, müfredata toplumsal cinsiyet eşitliği ve etkili iletişim konularının eklenmesi bu değişim için elzemdir.
Çiçeklerden Daha Fazlası
Kadınları narin bir çiçek olarak tasavvur etmek, kadınların hayatın her alanında verdiği mücadeleyi görmezden gelmektir. Kadınlar; tarlada nasır tutan elleriyle, laboratuvarlarda bilime yön veren zihinleriyle, fabrikalarda ter döken emekleriyle ve ev içindeki görünmeyen mesaileriyle dünyayı ayakta tutmaktadır. Bugün ihtiyacımız olan şey, kadınlara iltifat edilerek sunulan bir demet çiçek değil; her gün hissedilen eşitlik, saygı ve güvenliktir.
Cam Tavanlar ve Görünmez Engeller
Modern dünyada kadınlar artık her yerde varmış gibi görünse de "cam tavanlar" varlığını hala korumaya devam ediyor. Aynı işi yapıp erkeklere kıyasla daha az kazananlar, hamile kalabileceği düşünülerek mülakattan elenenler, yönetici pozisyonuna yaklaştığında ailevi sorumlulukları sorgulananlar veya sokağa çıktığında adımlarını korkuyla atanlar... Gerçek bir kutlama, ancak bu engeller birer birer kalktığında mümkün olacaktır.
Kadınların Evdeki Görünmez Mesaisi
Kadınların mücadelesi 169 yıl önceki fabrika grevi ile bitmemiştir. Bugün hala bir evin tüm yükünü omuzlayan, çocuğunu büyüten ama emeği ücretsiz ve görünmez sayılan milyonlarca kadının sessiz mesaisi devam etmektedir. Kadınların evdeki mesaisi ve emeği önemsizleştirilmekte, görev haline getirilmektedir.
Emeğiyle Toplumu İnşa Eden Kadınlar; Her Günümüz Kutlu Olsun!
8 Mart, geçmişin acılarını anmak kadar geleceğin umudunu da inşa etmenin günüdür. Kız çocuklarının hayallerine sınır çizilmediği, kadın işi - erkek işi kalıplarının tarihe gömüldüğü bir dünya hayal değil. Bu durum, zihniyet dönüşümüyle inşa edilebilecek bir süreçtir.
Kız çocuklarının eğitim hakkının engellenmediği, toplumsal cinsiyet kalıplarının geride bırakıldığı, hiçbir kadının güvenliğinden endişe etmediği, kadınların emeklerinin yok sayılmadığı aydınlık bir gelecek umuduyla...
Emek veren, hayata değer katan ve dünyayı güzelleştiren tüm kadınların günü, sadece bugün değil, her gün kutlu olsun.