İkinci Öykü Kitabı 'Dünyadan Uzak' çıkan Yazar Rumeysa Betül Doğan, Haberes Medya'nın konuğu oldu. Eğitimci İzzet Öcal'ın sorularını yanıtlayan Doğan; "Yetişkinler olarak çoğunlukla çok ciddi konulardan dem vururuz yaşamımızı bunlar üzerine kurgularız. Ancak hayat yolunu sanat ve edebiyat gibi olgularla güzelleştiririz" dedi.

’Hep arardı insan… İyiyi, güzeli, doğruyu, gerçeği… Bazen bulduğunu sanırdı, çoğu zaman ise yanılırdı… Hayatını mükemmel hale getirme ya da sadece temel ihtiyaçlarını karşılama çabasıydı aslında her gün sabahın erken saatlerinde başlayıp, başımızı yastığa koyana dek gösterdiğimiz… Ölüm vardı mesela bir yerlerde ve bir gün o kalın çizgili çemberden alıp çıkartacaktı bizi güçlü bir el. Sahi ruhumuz huzura erer, kalbimiz mutmain olur muydu o zaman?’’

Rumeysa Betül Doğan kimdir?

Eskişehir'de doğdum ve yaşamımı bu şehirde sürdürüyorum. Lise eğitimimi Eskişehir Atatürk Lisesinde; üniversite eğitimimi Osmangazi Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümünde tamamladım. Şu an Anadolu Üniversitesi Yeniçağ Tarihi ana bilim dalında yüksek lisans eğitimi almaktayım. Bunların yanında çeşitli kurumlarda öğretmenlik yaptım. Ve eğitim, iş hayatı dışında; başlarda sadece hobi olarak başladığım yazarlığı lise hayatımdan itibaren çeşitli internet siteleri, dergilerde sürdürüyorum .Şu an ise haberes internet sitesinde köşe yazarlığı yapmaktayım.

Hangi edebiyat türlerine ilginiz var ve eserleriniz genellikle hangi türlerde yayınlandı?

Ben aslında başlarda deneme ve öykü tarzında yazılar yazmaya başlamıştım. Çünkü genellikle bu türde kitaplar okurdum. İlgim de doğal olarak bu yönde oldu. Farklı dönemlerde şiir yazma denemelerim oldu. İlk kitabımda şiir türünde 2018 yılında Parana yayınlarından çıktı. O zamana kadar yazmış olduğum şiirlerimi somut bir anı olması için yayınlatmak istemiştim. Çok fazla okuyucuya ulaşması açısından iddialı değildim. Şiir konusunda da çok iddialı olduğumu söyleyemem. Asıl isteğim hem kişisel tarihimde küçük bir anı hem de en azından şimdiye kadar yayınlamış olduğum bir kitabım olsun istedim. Tahminlerimin aksine birçok kişiye ulaştı. Hatta kitabımı küçük çocuklar bile okudu. Bu sonuç mutluluk vericiydi benim için. Çünkü ben bir şeyler yazıp yayınlarken amacım hep şudur: " yazdığım şeyler bir kişiye bile ulaşsa ve o kişinin hayatında küçük de olsa güzel bir iz bıraksa bu çok değerlidir..." Derim.

İkinci kitabınız bir öykü kitabı. Biraz bu kitabınızdan bahseder misiniz?

Dünyadan Uzak ; 12 öyküden oluşuyor. Öyküler gerçek yaşamdan esinlenerek yazılmış olsa da aslında kurmaca hikâyeler. Amacım bunları okuyan kişilerde "hoş bir sada bırakabilmek" diyebilirim. Özellikle edebi türde olan yazılarda yazarların çok fazla mesaj kaygısı taşıması, "okuyucu buradan illa ki bir fayda sağlamalı, bir şeyler öğrenmeli" mantığı ile baktığımı iddia etmesem de ister istemez yazdığımız yazılarda ( bu şiir dâhi olsa) dünyaya bir ses olma bir mesaj verme eğilimimiz hep vardır. Bende bunu inkar edemem. Sonuçta yazmanın amacı birazda budur. Bunlar inandığımız doğrularda olabilir, yaşama dair düzeltmeyi, değiştirmeyi istediğimiz şeylerde olabilir. Ben "Dünyadan Uzak" adlı kitabımı en başta da söylediğim gibi okuyucuya kitap bittikten sonra tatlı bir hoş sada bırakmak amaçlı yazdım diyebilirim... Ve her öykümde elimden geldiğince o huzurlu atmosferi hissettirmeye çalıştım.

Kitabınızı okuyan birisi kitap bittiğinde tam olarak hangi duyguları hisseder ve sizce yaşamına katmış olduğu anlam nedir?

Öncelikle edebiyat ve tabiki çoğu sanat dalının insan denen varlığı ehlileştirmek, ruhunu, duygularını ve hatta hayatını daha zarif hale getirmek için olduğunu düşünürüm çoğu zaman. Ve bence dünya üzerinde yaşayan her insanında bir sanat dalıyla uğraşması gerektiğine inanırım. Çünkü yaşam, şartları sebebiyle biraz acımasız zaman zamanda yorucu bir serüven. Bu durum ruhuyla da var olmaya çalışan biz insanları insanî duygulardan, bizlere bahşedilmiş olan ilahi güzelliklerden, inceliklerden alıkoyabiliyor. Çünkü dışarıdaki hayatta sürekli bir mücadele bir yarış hali mevcut. Sanat ise yani bu mesela benim için edebiyat; okuduğumda da yazdığımda da farklı dünyalara, düşüncelere, hislere sevk ederek "başkasını ya da başkalarını anlamayı, yaşamın ince detaylarını fark etmemi" sağlıyor. Ve ben yazdığım öykülerde de bu duyguları benimle birlikte başkalarınında hissetmesini amaçladım. Ve insanlar bir sonbahar günü elinde çayı ya da kahvesiyle dışarıda yağan yağmur damlalarını izlerken ve yağmur sonrası etrafa yayılan o hoş toprak kokusunu duyumsarken bir yandan da "Dünyadan Uzak" kitabında kendisini ya da başka hayatları, duyguları bulsun istedim...

Genel anlamıyla kitabınızdaki öykülerin ana teması nedir?

İnsani ve vicdani konuları ele alırken, kaybolmaya yüz tutmuş değerlerimizi hatırlatmaktı amacım vefa ve sadakat gibi...

Dünyadan Uzak'taki en sevdiğiniz ve yazarken diğer öykülerinize göre daha fazla mutluluk duyduğunuz öykünüz hangisi?

Her birinin yeri, verdiği hissiyat ayrı olsa da "Aysima" isimli öyküm zaman zaman kendimden, hayallerimden yola çıkarak yazmış olduğum bir hikâye idi.Diğerleri gibi hayal ürünü olarak yazıldı. Ve tamamen bir kurgu. Ama gidip görmeyi istediğim yerlerden, ülkelerden bahsetmek ; özellikle İspanya'da ki İslam medeniyetinin kalıntılarını anlatmak büyük bir zevk idi benim için.

Peki öykülerinizde en fazla nelerden esinlendiniz?

Hayattaki en küçük ayrıntılar olmak üzere ; çevremdeki insanlardan, yaşamlardan, gözlem yaptığım durumlardan ve birçok şeyden... Ama bunları yazarken en çok dikkat ettiğim şey betimlemelerimi okuyan kişilerin bunu yaparken anlattığım ortamı o an en ince ayrıntısına kadar hayal edebilmesi. Ve bizzat o durumu yaşıyor ya da şahit oluyor hissini tadabilmesiydi...

Son olarak neler söylemek istersiniz?

Yetişkinler olarak çoğunlukla çok ciddi konulardan dem vururuz yaşamımızı bunlar üzerine kurgularız. Ancak hayat yolunu sanat ve edebiyat gibi olgularla güzelleştiririz... Bu sebepten ötürü her daim edebiyatla kalmamız dileğiyle diyelim...