‘O İdealist Öğretmenlerimize Ne Oldu?’ başlıklı yazımı yaklaşık 8 yıl önce 31 Aralık 2018’de Görünüm’de kaleme almıştım. Bir ortaokul müdürünün saçı sakalına karışmış halde ve bir yöneticiye yakışmayan kıyafetle Eskişehir İl Milli Eğitim Müdürü Sinan Aydın’ı karşılama fotoğrafını görünce bu yazıyı hatırladım.
8 Ekim 2013’ te Demokratikleşme Paketi çerçevesinde kamuda başörtüsü yasağı kaldırıldı. Önce Emniyet, TSK ve Yargı bu kuralın dışında tutuldu. 2015'te Hakim ve Savcıların, 2016'da polisler ve 2017'de Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) mensupları için kaldırıldı.
O ZAMAN KALDIRIN GİTSİN
Evet tüm kamu kurumlarında türban yasağı kalktı. Ancak erkek personellerle ilgili kılık kıyafet yönetmeliğinde herhangi bir değişiklik olmadı. Bu yönetmeliğe göre erkek personeller sakalsız, kravatlı bir şekilde işyerlerine gelmesi gerekiyor. Uzun saçlı ve küpeli olmamaları isteniyor. Ancak türban yasağının kalkmasını bahane gösteren erkek personeller uzun zamandır devlet kurumlarında kılık kıyafet yönetmeliğine aykırı hareket ediyor. Kamu kurumlarının yöneticileri ile Valilik bu durumu yıllardır görmezden geldiği için yönetmeliğe uymayan personel sayısı giderek arttı 'Madem türbana izin çıktı. Bende uzun saçlı, sakallı, kravatsız işe giderim' mantığı giderek hakim oluyor. Eskiden bir devlet memuru kılık kıyafeti, saçı tıraşıyla diğer meslek gruplarından ayrılırdı. Okullarda, hastanelerde 112 Acil Servis ambulanslarında uzun saçlı, çember sakallı, top sakallı, at kuyruklu, küpeli, kravatsız memur, öğretmenlerin çalıştığını görüyoruz. Hatta halk olarak buna alışmaya başladık. Madem takan yok, kılık kıyafet yönetmeliğini kaldırın gitsin.
YAKINDA SARIKLA GİRERLER
Özel eğitim kurumlarına gittiğinizde tüm personelin kılık kıyafet yönetmeliğine uygun şekilde giyindiğini görüyorsunuz. Orada çalışan erkek öğretmenlerin hepsi tıraşlı ve kravatlı. Devlet okullarına gittiğinizde saçı ve sakalı birbirine karışmış küpeli veya IŞİD kılıklı öğretmenlerle karşılaşıyoruz. Korkarım bu böyle giderse yakında okullara ve diğer devlet kurumlarına erkek personel sarıkla veya şortla gidecek. Müşteri memnuniyetine önem veren özel okullarda kılık kıyafet yönetmeliği neden uygulanıyor? Çünkü para verip, bu okullara çocuklarını kayıt ettiren veliler böyle olmasını istiyor. Devlet okullarına çocuklarını yazdıran veliler bunu istemiyor mu? Tabii ki onlar da böyle olmasını istiyor. Öğretmenlerin meslek saygınlığına uygun şekilde derslere girmesini bekliyor. Ama buna güçleri yetmiyor. Çünkü İl Milli Eğitim Müdürlüğü kılık kıyafet kanununu takmayan öğretmenlere hiçbir yaptırım yapmıyor. Bırakın öğretmenlere okul müdürlerine bile bu konuda müsamaha gösteriyor.
KİMİ KİME ŞİKAYET EDİYORSUN?
Özellikle liselerde öğretmenler okula sakallı ve uzun saçlı girerlerse, o okulda disiplin sağlanır mı? İlimizdeki okul müdürleri, hastane yöneticileri kılık kıyafet yönetmeliğine aykırı hareket eden personeller hakkında niye işlem yapmıyor? Eğitim işkolunda eğitimcilerin ekonomik ve sosyal kazanımlarını geliştirmek amacıyla faaliyette bulunan sendikalarda bu kuralsızlığa çanak tutuyor. Maalesef ilimizdeki okul müdürlerinin büyük çoğunluğu da bu yönetmeliğe uymayarak, astlarına iyi örnek oluyor(!) Öğretmenlerinden cesaret alan öğrenciler de sakallı, uzun saçlı, küpeli ve dağınık şekilde derslere giriyor. Kılık kıyafet yönetmeliğini hiçe sayan bazı müdür ve öğretmenlerin, 'Okulda disiplin kalmadı. Öğretmenin öğrenciye saygısı kalmadı. Bir öğrenciyi azarladığımızda hemen velisine bizi şikayet ediyor' diye dert yandıklarına çok şahit oldum. Ben de onlara, 'Siz kılık, kıyafetinizle, saç, sakalınızla ve hitabetinizle öğrenciler gözünde saygınlığınızı yitirdikten sonra kimi kime şikayet ediyorsunuz' diyorum. Onlar hala 'Sivil itaatsizlik eylemi' yaptıklarını söyleyerek demokratik tavır takındıklarını belirtiyor. Ne yazık ki yaptıkları yüzünden okullarda 'disiplin' diye bir şeyin kalmadığının farkındalar.
'O GÜZEL ATLARA BİNİP GİTMESELERDİ'
'Okul bahçesinde nöbet tutmam. Bu benim mi görevim güvenlikçi tutsun.' 'Benim ders programını iki güne yayın. Üç gün okula gelmeyeyim. Böylece özel derslerden para kazanayım' 'Ne ya burası askeriye mi? İstediğim kıyafette okula giderim. Bana sakal da at kuyruğu da çok yakışıyor' zihniyetindeki eğitimcileri gördükten sonra o küçüklüğümdeki idealist öğretmenlerini özlüyorum. Bu güzel insanlar fazla para kazanamadıkları için hep aynı ceketi giyerlerdi. Ama hiç ütüsüz okula gelmezlerdi. Yüzleri tıraşlı, ayakkabıları boyalıydı. Bu halleriyle sadece öğrenci ve velilerin değil, ikamet ettiği tüm bölge halkının saygınlığını kazanırlardı. Okul bahçesinde kendilerine emanet edilen çocuklara göz kulak olmak onlar için angarya değildi. Çünkü onları öğrenci olarak değil, kendi çocukları gibi görüyorlardı. Teneffüslerinden fedakarlık yaparak, derslerinden geri kalmış öğrencileri çalıştırırlardı. Derslikteki sobayı da onlar yakardı. O tarihlerde de hizmetli sayısı azdı. Kendilerine emanet edilen çocukların sıcak ve hijyenik ortamda eğitim görmesi için her türlü fedakarlığı yaparlardı. Tıp Fakültesi mezunu olmayan doktorluk yapabilir mi? Mimarlık Fakültesi mezunu olmayan mimarlık yapabilir mi? Öğretmen Okulları ve Eğitim Fakültesi mezunları dışında kimse öğretmenlik yapmamalı. Herhangi bir üniversiteyi bitirip, iş bulamayanları öğretmen yaparsanız, idealizmi bitirirsiniz. Ne diyeyim? Benim çocukluğumdaki 'O idealist güzel insanlar o güzel atlara binip gitmeselerdi.'
HALKIN ÇOCUĞUNU EMANET ETTİĞİ ÖĞRETMENE GÜVENİ TAMDI
Yukarıdaki ‘O İdealist Öğretmenlerimize Ne Oldu?’ başlıklı yazımı yaklaşık 8 yıl önce 31 Aralık 2018’de Görünüm’de kaleme almıştım. Bir ortaokul müdürünün saçı sakalına karışmış halde ve bir yöneticiye yakışmayan kıyafetle Eskişehir İl Milli Eğitim Müdürü Sinan Aydın’ı karşılama fotoğrafını görünce bu yazıyı hatırladım.Eskişehir İl Millî Eğitim Müdürü Sinan Aydın, 2026-2027 eğitim öğretim yılı hazırlıkları kapsamında Kardeşler Ortaokulunu ziyaret ederek eğitim kurumunda yürütülen hazırlıkları yerinde inceledi. Okul Müdürü Harun Gültekin, İl Milli Eğitim Müdürü Sinan Aydın'ı okulu gezdirerek, yürütülen hazırlıklarla ilgili ona bilgi verdi. Gültekin'in amiri olan İl Milli Eğitim Müdürünü bir okul müdürüne yakışmayacak şekilde saç ve sakalı karışmış halde; uygun olmayan kıyafetle karşılaması dikkat çekti. Eskişehir İl Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından servis edilen fotoğrafları görünce; "Ah nerede o eski şık giyimleri, traşlı ve bakımlı görünümleriyle topluma örnek model olan okul müdürleri" diye eski güzel Türkiye’yi özlemle andım. Yozlaşma ve adaletsizlikler yüzünden bugünlerde topluma örnek model olacak bu okul müdürlerinin sayısı çok azaldı. Eski Türkiye’de yaptığı işe saygı, nezaket, özen vardı. Halkın çocuğunu emanet ettiği öğretmene güveni tamdı. Onlara büyük saygıları vardı. Öğretmenlik ülkemizde en saygın meslekti.
ADALET DEĞİL HEP AYRICALIK İSTEYEN SENDİKALAR
Bu saygınlığın azalmasında kendilerine ‘adalet değil, hep ayrıcalık’ isteyen sendikaların ve mesleklerini ‘aşkla yapmayan’ eğitimcilerin hiç mi kabahati yok? Eskişehir’de, şu anda Ankara’da olan sendika başkanına biat ettikleri için; kafe köşelerinde okul müdürü yapılan çok sayıda liyakatsiz yönetici var. Çekirdek çitler gibi kul hakkı yenilerek, çok başarılı okul müdürleri bir gecede yöneticilik görevleri üzerlerinden alındı. Onların yerine gelen ve her konuda yetersiz torpilli müdürlerin yönettikleri okullarda başarı, disiplin beklenir mi?