Yıllardır Suriye’ye elimizden gelen yardımı yaptık. Yardım ettiğimiz Şara denilen kravat takılıp devlet başkanı yapılan şahıs bizim kırmızı bültenle aradığımız teröristi bakan yaptı. Bir milyar dolar üzeri yardım yaptığımız Somali bize vize uyguluyor. Ayrıca Somali’nin IMF’ye olan borcunu da ödemişiz.
Türkiye şu ana kadar Suriye’nin kuzeyinde 120.000 konut inşa etmiş. Bu projelerle birlikte bölgede okul, cami, hastane, sosyal tesisler de gerçekleştirilmiş.
Değişik bölgelerde Türkiye tarafından 32 sağlık ocağı yapılmış. Açık bilgi kaynaklarından aldığım bilgilere göre altı değişik bölgede toplam 825 yataklı hastane inşası tamamlananmış hizmete açılmış.
Ayrıca Şam'da 300 yataklı bir Kalp ve Damar Hastanesi ile Halep'te 150 yataklı bir Onkoloji Hastanesi kurulması için de protokoller imzalanmıştır.
Suriyeli sağlık görevlilerinin eğitimiyle de yakından ilgilenen bakanlık, 5 başhekim, 4 hastane müdürü, 5 başhemşire, 1 uzman tabip, 8 tabip, 61 sağlık personeli ve 34 teknik personeli Suriyeli meslektaşlarının eğitimi için görevlendirmiş. Bu kapsamda Türkiye’den bölgeye giden sağlık çalışanları bin 832 Suriyeli personelin kısa sürede eğitimini tamamlamış.
Buna karşılık sayları net olarak bilinmeyen milyonlarla ifade edilen Suriyeliler hala burada kalmaya devam ediyor biz de bunlara bakıyoruz. Sağlık hizmetlerinin onlara bedava olduğunu biliyoruz. 01.01.2026 tarihinden itibaren katkı payı ödeyeceklerini duyduk. Bunlar bedava sağlık hizmeti alırken bu ülkenin vatandaşları yıllarca parayla sağlık hizmeti aldı. Bu tür sığınmacılara uluslararası sözleşmelere göre sadece temel sağlık ihtiyaçları karşılanması gerekirken biz bunlara kendi vatandaşımızdan fazla hizmet verdik ve vermeye devam ediyoruz.
Türkiye, son yıllarda Afrika kıtasına yönelik geniş çaplı insani ve kalkınma yardımları gerçekleştirmiş. Sadece son 10 yılda kıtaya sağlanan resmi kalkınma yardımları 3 milyar dolara yaklaşmıştır. Özellikle Somali tek başına 1 milyar doları aşan yardımlarla ön plandadır. Türkiye, ayrıca düşük gelirli Afrika ülkelerinin desteklenmesi amacıyla Afrika Kalkınma Fonu’na sağlanan fon miktarını 4 milyar dolara çıkarma kararı almıştır.
İhtiyacı olan milletlere yardımlara karşı değiliz. Bizim ecdadımızda mazlumların yanında olmuş, biz de olalım. ABD gibi Almanya gibi İngiltere gibi ekonomik güce sahip olalım bu yardımları artırarak devam ettirelim.
En düşük maaş alan emekli sayısı yaklaşık 5 milyon ile 5,7 milyon arasındadır. Emeklilerin en az %90 ı 25 bin TL'nin altında bir gelirle- açlık sınırına yakın - yaşamaktadır.
Türkiye’de asgari ücretle çalışan sayısına dair SGK tarafından tutulan resmi ve idari bir veri bulunmamaktadır. Ancak uzman kuruluşların ve sendikaların TÜİK ve SGK verilerine dayandırdığı hesaplamalara göre, Türkiye’de ücretli çalışanların yarıya yakını yani %45-%53 arası asgari ücret veya altı gelirle çalışmaktadır. Avrupa ülkelerinde asgari ücretle çalışanların oranı genelde %2 ile %15 arasında değişiyor. Türkiye’de işsizlik oranı TÜİK verilerine göre, %8,2 seviyesindedir.
Türkiye’de sığınmacıların, özellikle Suriyeli sığınmacıların doğurganlık oranı 5.3 ile 5,7arasındadır. Bu oran Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarında 1,45 ile 1, 95 arasında seyretmektedir.
Sığınmacı akını Türkiye’nin nüfus yapısını temelden etkilemiştir ve etkilemeye devam ediyor. Bu yüksek doğurganlık oranının uzun vadeli nüfus yapımızda belirgin bir bozulmaya yol açacağı şimdiden belli.
Genç nüfusa sahip olan bu sığınmacılar yoğun olarak yerleştikleri illerin bazı mahallelerinde yoğunlaştıkları buranın sosyal kültürel yapısını bozdukları çeteleşerek buralarda yaşayan vatandaşlarımıza hayatlarından bezdirdikleri zaman zaman haberlere yansımakta.
Ülkesinde bulunan bir avuç sığınmacıya, Almanya Başbakanı Friedrich Merz ‘iç savaş bitti artık geri dönün’ çağrısı yapmış.
Ata’mızın büyüklüğünü ve her konuda olduğu gibi bu konuda da ileri görüşlülüğünü paylaşalım. 21 Haziran 1934 tarihli Resmi Gazetede Atatürk’ün sığınmacı yasası dediğimiz kanun şu şekilde yer alıyor. ’Türk soylu olmayanlar istediği yere yerleşemez. Ana dili Türkçe olmayanlar müstakil mahalle kuramaz, işçi ve sanatçı kümesi oluşturamaz. Ecnebilerin bir belediyedeki nüfusu %10 u geçemez’ diyor.
Ülkemiz adına çok geç olmadan bu sığınmacı olayı hızlı bir şekilde çözülmeli. Yoksa yakın gelecek, birçok problemimizin yanı sıra sığınmacılarda ülkemiz için büyük felaketlere sebep olacak görünüyor. Bu yazdıklarım bir ırkçılık değil sadece bu ülkenin gerçek sahibi vatandaşların huzurlu ve mutlu bir şekilde yaşaması özlemi.
Bir paylaşım gördüm hoşuma gitti. Yazımı bu paylaşımla bitirmek istiyorum. "5-10 yıl sonra Türk’üm dediniz diye Afgan ya da Suriyeli savcılar tarafından yargılanmak istemiyorsanız bugün TÜRK olun."
Sevgiyle kalın.