İran, ABD’nin kağıttan kaplan olduğunu bütün dünyaya gösterdi. ABD 47 yıl ambargo uyguladı diz çöktüremedi, İran 24 saat direndi diz çöktürdü. Trump’ın tehditleri ve yaptığı nükleer saldırı blöfü tutmadı. Köklü bir devlet yapısına sahip olan İran’ı, Irak’la Suriye ile karıştırdı. ABD- İsrail bu sefer sağlam duvara çarptılar. Ağır yara aldılar. Yakın gelecekte dünya ölçeğinde bunun sonuçları mutlaka görülecek.

ABD, İran’ın 10 maddelik şartlarını görüşmek üzere masaya oturmak zorunda kaldı. Küresel güç imajı yerle bir oldu. Belki dolar imparatorluğu bile bitecek. Bölgede üstlerinin çoğu kullanılamaz hale geldi. Muhtemelen kasım seçimlerini kaybedecek.

İsrail’in çok övündükleri gök kubbeleri de çöktü, şehirleri harabeye döndü. Savaşın kazananı İran, Çin, Rusya oldu. Bu arada Arap ülkelerinin gerçek yüzleri de ortaya çıktı.

Hükümetin yıllardır savunduğu din kardeşliği söylemi boşa çıktı. Arap ülkelerinin birer emperyalist ve siyonist maşası olduğu tescillendi. Ümmet masalı da bitti. Sıra Türkiye’ye gelecek söylemleri de muhtemelen tarihe karışacak.

Trump’ın meşruiyeti tartılır hale geldi. İçişlerimize müdahale eden ABD Ankara Büyükelçisi kel Barack’ın sesi kesildi. İspanya Başbakanı ve Brezilya Cumhurbaşkanı ortaya koydukları tavırla tarihe geçtiler.

Dünya düzeni yeniden kurulmaya başladı gibi görünüyor.

Bu savaşta biz ve dünya, İran’ın köklü bir devlet olduğunu, ciddi yetişmiş kadrolarının bulunduğunu gördük. Şimdiye kadar ülkelerinin dış politikalarından hiç taviz vermediler. İran halkının idare edildiği molla rejimini eleştirebiliriz, değişmesini isteyebiliriz, bu da İran halkının problemi. Fakat bir Müslüman ülke olarak bizim ve bütün Arap ülkelerin İran’ı destekleme zorunluluğu vardı. Kimse bu sınavdan geçemedi. Bu destekleme kendi ülkelerinin menfaatine olmasına rağmen desteklemediler.

Biz savaşın dışında kaldık bu doğru bir hareketti. Fakat Trump bütün Ortadoğu’daki ve Avrupa’daki müttefiklerine küfür etti, benim dediklerimi yapmıyorlar dedi. Bize övgüler yağdırdı. Dışişlerimiz İran’ı kınayan bir bildiriye imza attı. ABD ve İsrail kınanmadı.

İran halkının yarıya yakını Türk. Cumhurbaşkanları Türk. Birçok uluslararası konuşmasını Türkçe yapıyor. Buradaki soydaşlarımız savaşı bizim televizyonlarımızdan izlemişler. Oraya giden gazetecilerimiz halkla Türkçe röportaj yapıyor. Türk olan, Türkçe konuşan, Türk halkına selam yollayan bu insanları İsrail bombaladı, ABD bombaladı biz İran ı kınadık İsrail’i ABD’yi kınamadık. Aynı Filistin devlet başkanı Mahmut Abbas’ın, Gazze de binlerce Filistinliyi öldüren katliam yapan soykırım uygulayan Netenyahu’yu değil, İran’ı kınaması gibi.

Buraya bir insani yardım yapmadık. İlaç yardımına sağlık malzemelerine çok ihtiyaçları var. Bizim yapamadığımız bu yardımı Azerbaycan yapıyor. ABD bu bölgede bugün var yarın yok ama biz İran’la yaklaşık dört yüzyıldır komşusuyuz ve olmaya da devam ediyoruz.

Bu arada sözde İslamcıların Atatürk düşmanlarının nasıl emperyalizmin uşağı olduğunu bu vesileyle bir daha gördük. Bu savaşta ben tarafsızım deyip Siyonist Netenyahu’yu kınamayanlar, millete Müslümanlık öğretmeye kalkanlar aslında dolaylı olarak İsrail yanlısı olduklarını da itiraf etmiş oldular. Türk milleti bunları görüyor.

Arap devletleri de bir sınavdan geçti. Arap halkını kastetmiyorum, onları idare eden diktatörleri kastediyorum. Halklarını soyup soğana çevirip şahsi servet yaptılar, bu yaptıkları talan ortaya çıkmasın diye ABD ve İsrail’i desteklediler. Halkları, devletleri umurlarında değil.

ABD’nin ve İsrail‘in başındakileri her türlü sevmiyoruz eleştiriyoruz ama iki lider de ülkelerinin menfaatleri için çalışıyorlar.

Körfezdeki Araplar da travma yaşadılar. ABD’nin güvenlik garantisinin fiyasko olduğunu gördüler. ABD tarafından İsrail’in güvenliği için feda edildiler. Kendi ülkelerindeki ABD üslerinin bir saldırıda kullanılacağı belliyken, kendilerine danışılmadan bir harekat başlatıldı. Bu da büyük hayal kırıklığına sebep oldu. ABD İran’dan atılan füzelere karşı Arap ülkelerini korumadı, ülkeler kendi imkanlarıyla gelen füzeleri engellemeye çalıştılar.

Arap ülkeleri ortalık durulunca muhtemelen siyasi ve askeri hesaplaşmaya girecekler, ABD ile aralarına mesafe koyacaklar. Yakın gelecekte Körfez ülkeleri kendi savunma sistemlerini kendileri kuracaklar gibi görünüyor. Aralarında da bir birlik oluşturabilirler. Bu da şimdiden İsrail’i çok korkutuyor.

Ata’mız diyor ki: “Bir toplumun iç yapısı ne denli güçlü ve sağlam olursa, diş politikası da o oranda güçlü ve dayanıklı olur.”

Sevgiyle kalın.