Eskişehir Sanayi Odası (ESO) Başkanı Celalettin Kesikbaş, Haberes Dergisi’nin 75’nci sayısına konuk oldu. Genel Yayın Yönetmeni Ayhan Aydıner’e çarpıcı açıklamalarda bulunan Kesikbaş; “Eskişehir çok kıymetli bir şehir. Bu şehrin en büyük gücü; üretim kültürü, eğitimli insanları, gençleri ve birlikte iş yapabilme potansiyelidir” dedi.
Celalettin Kesikbaş nasıl bir çocuktu? Çocukluk yıllarınızda en büyük hayaliniz neydi? O yıllarda da arkadaşlarınıza liderlik ediyor muydunuz?
1968 yılında Eskişehir’de doğdum. Hürriyet İlkokulu, Tunalı Ortaokulu ve Bahçelievler Lisesinde okudum. Çocukluğum bu şehrin sokaklarında, mahalle kültürünün ve güçlü aile bağlarının içinde geçti. Meraklı, hareketli, sorgulayan ve bir işi üstlendiğinde sonuna kadar götürmeye çalışan bir çocuktum. Daha sonra ODTÜ Elektrik-Elektronik Mühendisliğini tercih etmemde de bu merakın ve teknik konulara ilgimin etkisi olduğunu düşünüyorum.
Çocukluk yıllarımda bugünkü anlamıyla “sanayici olacağım” diye kurulmuş bir hayalim olduğunu söyleyemem. Ancak bir şey üretmek, kendi ayaklarımın üzerinde durmak ve yaptığım işin bir karşılığını görmek beni hep heyecanlandırırdı. Arkadaşlarıma liderlik etmekten ziyade sorumluluk alan, oyunları ve yapılacak işleri organize etmeye çalışan bir çocuktum. Liderliğin de zaten insanlara talimat vermek değil, sorumluluk almak ve gerektiğinde öne çıkmak olduğuna inanıyorum.
Çocukken en önemli anınız neydi?
Çocuklukta tek bir anı seçmek kolay değil. Ancak aile büyüklerimin çalışma disiplinini ve alın terine verdikleri değeri gözlemlemek beni çok etkilemiştir. Ailemizin döküm sektöründen gelen bir üretim kültürü vardı. Küçük yaşlarda doğrudan işin içinde olmasam bile emeğin, sabrın ve üretmenin ne anlama geldiğini o çevrede gördüm.
Bugün geriye baktığımda çocukluğumdan kalan en değerli şeyin; aile sofraları, mahalle arkadaşlığı, paylaşma kültürü ve verilen sözün tutulmasına gösterilen önem olduğunu söyleyebilirim. İş hayatındaki birçok ilkemizin temeli aslında çocukluk yıllarında atılıyor.
Eşinizle nasıl tanıştınız? Ona nasıl evlilik teklifi yaptınız? Bugün işinizden ailenize ve hobilerinize vakit ayırabiliyor musunuz?
Eşimle tanışmamız ve evlilik teklifimiz bizim açımızdan çok kıymetli, güzel hatıralar. Ancak bu ayrıntıları ailemize ait özel bir alan olarak saklamayı tercih ediyorum. Evli ve bir kız çocuğu babasıyım. Ailem, hayatın yoğunluğu içerisinde bana denge sağlayan ve güç veren en önemli dayanağım.
Sanayicilik de Eskişehir Sanayi Odası Başkanlığı da yoğun sorumluluk gerektiriyor. Zaman zaman iş hayatı aileye ayrılan zamandan çalabiliyor. Ancak mesele yalnızca ne kadar zaman ayırdığınız değil, birlikte olduğunuz zamanı ne kadar nitelikli geçirdiğinizdir. Ailemle birlikte olmaya, seyahat etmeye, okumaya, dünyadaki ekonomik ve teknolojik gelişmeleri takip etmeye mümkün olduğunca zaman ayırmaya çalışıyorum.
Eskişehir Sanayi Odasının kaç üyesi var? Onlara yönelik yaptığınız hizmetler hakkında bilgi verir misiniz?
Eskişehir Sanayi Odasının bugün 1.500’ü aşkın üyesi bulunuyor. Güncel kurum içi sicil verilerimizle bu sayı yaklaşık 1.540 seviyesinde. Üyelerimiz; havacılıktan raylı sistemlere, makine ve metal işlemeden gıdaya, madencilikten mobilyaya, beyaz eşyadan ileri teknoloji ürünlerine kadar çok geniş bir alanda faaliyet gösteriyor.
Biz Odayı yalnızca belge düzenleyen veya aidat tahsil eden bir kurum olarak görmüyoruz. Eskişehir Sanayi Odası, sanayicinin çözüm ortağı ve şehrin üretim vizyonunun orkestra şefidir. Belgelendirme, kapasite ve ekspertiz raporları gibi yasal hizmetlerin yanında; eğitim, danışmanlık, dış ticaret, finansmana erişim, yeşil ve dijital dönüşüm, enerji verimliliği, proje geliştirme, mesleki eğitim ve uluslararası iş birlikleri alanlarında çalışmalar yürütüyoruz.
ESO Akademi ile çalışanlarımızın teknik ve yönetsel yetkinliklerini geliştiriyoruz. Dış Ticaret İstihbarat Merkezimiz aracılığıyla firmalarımıza hedef pazar danışmanlığı sunuyoruz. Model Fabrikamızla işletmelerimizin yalın üretim, verimlilik ve dijital dönüşüm süreçlerine sahada destek oluyoruz. Üyemiz nerede bir sorun yaşıyorsa ESO’nun orada bulunmasını hedefliyoruz.
Sizce Eskişehir’in ve Eskişehir sanayicisinin en büyük sorunları neler?
Sanayicimizin bugün en önemli sorunlarının başında finansmana erişim, yüksek faizler, artan enerji ve ham madde maliyetleri, enflasyon ve ekonomik öngörülebilirliğin yetersizliği geliyor. 2026 yılına ilişkin gerçekleştirdiğimiz beklenti araştırmasında da firmalarımız bu başlıkları öncelikli sorunlar olarak ifade etti.
Sanayici yatırım yaparken önünü görmek ister. Kurun, faizin, enflasyonun ve maliyetlerin nereye gideceğinin öngörülemediği bir ortamda uzun vadeli yatırım kararı vermek zorlaşıyor. Yalnızca faiz indirimi de tek başına yeterli değildir. Sanayiye uygun, uzun vadeli ve erişilebilir finansman modelleri geliştirilmelidir.
Eskişehir özelinde ise nitelikli iş gücü ihtiyacı, gençlerin şehirde tutulması, konut ve barınma maliyetleri, ulaşım ve lojistik altyapısı, yeni yatırım alanlarının planlanması ve şehir-sanayi bütünleşmesi üzerinde durmamız gerekiyor. Kaynaklarımızı doğru kullanmalı, ortak bir şehir vizyonu etrafında buluşmalıyız.
Göreve geldiğiniz günden beri geniş vizyonunuz ve yaptığınız projelerle fark yarattınız. Bu çalışmalarınızla ilgili bilgi verir misiniz?
2018 yılında göreve gelirken temel hedefimiz, Eskişehir Sanayi Odasını klasik oda hizmetlerinin ötesine taşıyarak sanayicinin ihtiyaç duyduğu her alanda çözüm üreten yeni nesil bir kurum haline getirmekti.
Bu anlayışla ESO Akademi’yi, Mesleki Eğitim Merkezimizi ve Eskişehir Model Fabrikayı hayata geçirdik. Model Fabrika ile işletmelerimize yalnızca teorik eğitim vermiyor; üretim sahasına giriyor, kayıpları belirliyor, süreçleri yeniden tasarlıyor ve ölçülebilir verimlilik artışları elde ediyoruz. Burada “öğren-dönüş” yaklaşımıyla firmalarımızın öğrendiği bilgiyi doğrudan kendi fabrikasında uygulamasını sağlıyoruz.
“Her Fabrika Bir Okul – Geleceğin Ustaları OMEM’de” projemizle mesleki eğitim ile sanayiyi doğrudan buluşturuyoruz. Gençlerimizin haftanın büyük bölümünde işletmelerde gerçek üretim ortamında eğitim almasını, mezun olduklarında mesleğini bilen ve iş hayatına hazır bireyler olmasını hedefliyoruz.
Dış Ticaret İstihbarat Merkezimiz, UR-GE projelerimiz ve uluslararası eşleştirme etkinliklerimizle firmalarımızın yeni pazarlara ulaşmasını destekliyoruz. Sürdürülebilir Yeşil Sanayi Birimimizle karbon ve su ayak izi, enerji verimliliği, Avrupa Yeşil Mutabakatı ve dijital ürün pasaportu gibi geleceğin rekabet koşullarına üyelerimizi hazırlıyoruz.
Bizim anlayışımızda proje; sanayicinin maliyetini azaltıyor, ihracatını artırıyor, çalışan yetiştiriyor ve şehre kalıcı bir kapasite kazandırıyorsa değerlidir.
İleri süreçlerde milletvekilliği veya belediye başkanlığı düşünüyor musunuz?
Ben hayatımı unvanlar üzerinden planlayan biri değilim. Bugün Eskişehir Sanayi Odası Başkanlığı gibi çok önemli bir sorumluluğum var. Üyelerimizin, sanayicimizin ve şehrimizin bize verdiği görevi en iyi şekilde yerine getirmeye odaklanmış durumdayım.
Siyaset de sivil toplum da iş dünyası da sonuçta topluma hizmet etmenin farklı yollarıdır. Önemli olan hangi makamda bulunduğunuzdan çok, bulunduğunuz yerde ne ürettiğiniz ve geride ne bıraktığınızdır. Geleceği bugünden makam hesabı yaparak değil, yapılması gereken işlere odaklanarak değerlendiriyorum.
Eskişehir’in geleceğini nasıl görüyorsunuz?
Eskişehir’in geleceğine inanıyorum. Çünkü bu şehir güçlü bir sanayi kültürüne, yetişmiş insan kaynağına, üniversitelere ve yüksek teknoloji üretme kabiliyetine sahip. Eskişehir’in ihracatının yaklaşık yüzde 30’unu orta-yüksek ve yüksek teknolojili ürünler oluşturuyor. Uçak ve helikopter motorlarından lokomotif ve gemi motorlarına kadar çok geniş bir alanda üretim yapıyoruz. Eskişehir bugün Türkiye’nin önemli motor ve teknoloji üretim merkezlerinden biridir.
Ancak sahip olduğumuz potansiyel bizi rehavete sürüklememeli. Havacılıkta, raylı sistemlerde, savunma sanayisinde, makine sektöründe, yazılımda, yaratıcı endüstrilerde ve yeşil teknolojilerde yeni bir sıçrama yapmalıyız. Raylı Sistemler İhtisas Bölgesi, URAYSİM, Hasanbey Lojistik Merkezi’nin etkin kullanılması, hava yolu bağlantıları ve demir yolu-liman entegrasyonu gibi konuları tamamlamalıyız.
Eskişehir’i yalnızca öğrencilerin eğitim aldığı değil, mezun olduktan sonra yaşamak ve çalışmak istediği bir şehir haline getirmeliyiz. Gençleri şehirde tutabilirsek, teknolojiyi ve sanayiyi yaşam kalitesiyle birleştirebilirsek Eskişehir önümüzdeki dönemde Türkiye’nin en önemli üretim ve inovasyon merkezlerinden biri olacaktır.
Celalettin Kesikbaş’ın hayatındaki kırılma anı neydi?
Hayatımda tek bir kırılma anı olmadı; birkaç önemli dönüm noktası oldu. Bunlardan ilki, 1997 yılında ESTAP firmasına ortak olarak girişimcilik hayatına atılmamdı. Küçük bir yapıyı büyütmek, üretmek, ihracat yapmak ve uluslararası rekabeti öğrenmek benim için önemli bir okul oldu.
İkinci büyük dönüm noktası, 2010 yılında aile mesleğimiz olan döküm sektörüne dönmem ve LAVA markasını kurmamdır. Bir şirketi kurmak kadar doğru zamanda devretmenin ve yeniden sıfırdan başlamanın da girişimciliğin bir parçası olduğunu orada öğrendim.
2018 yılında Eskişehir Sanayi Odası Başkanı seçilmem ise hayatımın başka bir kırılma noktasıdır. O tarihten itibaren yalnızca kendi şirketlerimin değil, Eskişehir sanayisinin tamamının meseleleriyle ilgilenme sorumluluğunu üstlendim.
En son ne zaman ağladınız?
Tam tarihini hatırlamıyorum. Ancak yaşanan insani acılar, şehit haberleri, çocukların ve gençlerin hayatlarını kaybettiği olaylar beni derinden etkiler. İnsan iş hayatında güçlü ve soğukkanlı görünmek zorunda kalabiliyor ama duygularını kaybetmemeli.
Bazen üzüntüden, bazen de yıllarca emek verdiğiniz bir işin başarıya ulaştığını gördüğünüzde mutluluktan gözleriniz dolabiliyor. Duygulanmayı veya ağlamayı zayıflık olarak görmüyorum. Tam tersine, insanı insan yapan taraflardan biri olduğunu düşünüyorum.
En çok neye kızarsınız?
Haksızlığa, emeğe saygısızlığa, verilen sözün tutulmamasına ve işin savsaklanmasına kızarım. Bir de sürekli sorun anlatıp hiçbir çözüm önermeyen yaklaşımlara karşı sabırsız olabiliyorum.
Eleştiri elbette yapılmalı. Ben de çok eleştiri yapıyorum. Ancak eleştiri yalnızca karşı çıkmak için değil, daha iyisini ortaya koymak için yapılmalı. Şehirlerin ve kurumların en büyük zaman kaybı, kişisel çekişmeler ve sonuç üretmeyen tartışmalardır.
En çok neye gülersiniz?
Zekice yapılmış esprilere, samimi arkadaş sohbetlerine ve insanın kendisiyle dalga geçebilmesine gülerim. Hayatı ve kendimizi gereğinden fazla ciddiye aldığımız zamanlar oluyor.
Yoğun iş temposunun içerisinde gülmek, birlikte çalıştığınız insanlarla samimi ilişkiler kurmak çok değerli. İş ortamında disiplinli olabilirsiniz ama yüzünüzün hiç gülmemesi iyi bir yönetici olduğunuz anlamına gelmez.
“Asla yapmam” dediğiniz bir şey var mı?
Bilerek bir insanın hakkını yemem, bana duyulan güveni boşa çıkarmam ve kişisel menfaatim için doğru bildiğim ilkelerden vazgeçmem.
Hayatta şartlar değişebilir; insan dün söylediği bazı düşünceleri yeni bilgiler ışığında yeniden değerlendirebilir. Bu nedenle günlük konularda çok kesin ‘asla’lar kullanmayı doğru bulmuyorum. Ancak dürüstlük, güven ve emeğe saygı konusunda taviz verilmemesi gerektiğine inanıyorum.
Hangi konu açıldığında sıkılırsınız?
İnsanların arkasından yapılan, şehre ve topluma hiçbir katkısı olmayan kişisel dedikodular açıldığında sıkılırım. Bir de aynı sorunların yıllarca konuşulup hiçbir somut adım atılmamasından yoruluyorum.
Bir toplantıdan çıktığımızda “Kim ne söyledi?” sorusundan çok “Ne yapmaya karar verdik, kim yapacak ve ne zaman tamamlanacak?” sorularının cevabını aramalıyız. Sonuç üretmeyen konuşmalar hem insanların hem de kurumların enerjisini tüketiyor.
Celalettin Kesikbaş zor bir insan mıdır?
Birlikte çalıştığım arkadaşlara sormak gerekir. Muhtemelen zaman zaman “zor” olduğumu söyleyenler olacaktır. Çünkü kendimden beklediğim çalışma disiplinini ve özeni birlikte çalıştığım insanlardan da bekliyorum.
Detaylara önem veririm, işlerin zamanında tamamlanmasını isterim ve “bu kadarı yeter” yaklaşımını kolay kabul etmem. Bu durum bazen zorlayıcı olabilir. Ancak kimseyi zorlamak için değil, ortaya iyi bir iş çıkarmak için yüksek standart koyarım. Talepkâr olabilirim ama adil olmaya, yapılan emeği görmeye ve başarıyı paylaşmaya özen gösteririm.
Kendinizde neyi değiştirmek istersiniz? Hangi özelliği eklemek istersiniz?
Bazen sonuç almak konusunda fazla sabırsız olabiliyorum. Bir işin yapılabileceğini gördüğümde hemen harekete geçilmesini istiyorum. Ancak büyük kurumlarda ve şehir ölçeğindeki projelerde süreçlerin her zaman istediğiniz hızda ilerlemediğini kabul etmek gerekiyor.
Bu nedenle daha sabırlı olmak, bazı konularda insanlara daha fazla zaman tanımak ve iş-aile dengesini daha iyi kurmak istediğim özellikler arasında. Ayrıca daha fazla dinlemek her yaşta geliştirilmesi gereken bir yetenek. İnsan tecrübe kazandıkça yalnızca konuşarak değil, doğru insanları dinleyerek de öğreniyor.
Haberes okurlarına son bir mesajınız var mı?
Eskişehir çok kıymetli bir şehir. Bu şehrin en büyük gücü; üretim kültürü, eğitimli insanları, gençleri ve birlikte iş yapabilme potansiyelidir. Ancak sahip olduğumuz değerleri korumak yetmez; onları büyütmek ve gelecek kuşaklara daha güçlü bir şehir bırakmak zorundayız.
Üretimi, sanayiyi ve ihracatı yalnızca sanayicilerin meselesi olarak görmeyelim. Bir fabrikanın büyümesi; yeni istihdam, yeni teknoloji, daha güçlü esnaf, daha fazla sosyal refah ve gençlerimiz için yeni bir gelecek demektir.
Haberes okurlarına özellikle şunu söylemek isterim: Umudumuzu kaybetmeden, birbirimizi ötekileştirmeden, ortak akılla ve daha çok çalışarak bu şehrin geleceğini birlikte inşa edebiliriz. Eskişehir’in potansiyeli büyük. Yeter ki küçük tartışmalar yerine büyük hedeflere odaklanalım.
