Emine Emir Şahbaz Bilim ve Sanat Merkezi’nin Başarılı Müdürü Dr. Fatma Nur Çoban; “Bilim ve sanat merkezleri, çocuklara hazır cevaplar değil, doğru soruları sormayı öğretir. Biz burada sadece proje üretmiyoruz; düşünen, sorgulayan ve sorumluluk alan bireyler yetiştirmek üzere çalışıyoruz” dedi.

Bazı eğitim kurumları vardır; yalnızca ders verilen mekânlar değil, aynı zamanda hayallerin filizlendiği alanlardır. Emine Emir Şahbaz Bilim ve Sanat Merkezi de bu kurumlardan biri. Bu merkezin kapısından içeri giren her öğrenci, potansiyelini keşfetmeye davet ediliyor. Haberes Dergisi Genel Yayın Yönetmeni Ayhan Aydıner, Emine Emir Şahbaz Bilim ve Sanat Merkezi’nin Başarılı Müdürü Dr. Fatma Nur Çoban ile; Bilim ve Sanat Merkezlerinin eğitimdeki rolünü, iş ve işleyiş süreçlerini, yürütülen projeleri, özel yetenekli öğrencilerle çalışmanın inceliklerini ve Eskişehir’in eğitim vizyonunu konuştu.

Kısaca yaşam öykünüzden ve eğitim yolculuğunuzdan bahseder misiniz?
Eğitim hayatım boyunca öğrenmenin ve öğretmenin dönüştürücü gücüne inanarak ilerlemeye çalıştım. Lisans eğitimimden itibaren öğrenme süreçlerinin birey üzerindeki dönüştürücü etkisine ilgi duydum. Lisans eğitimimi Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Eğitim Fakültesi İlköğretim Matematik Öğretmenliği, yüksek lisans eğitimimi Hacettepe Üniversitesi Eğitim Bilimleri Enstitüsü Matematik Eğitimi Anabilim Dalı ve doktora eğitimimi Anadolu Üniversitesi Eğitim Bilimleri Enstitüsü Matematik Eğitimi Anabilim Dalı'nda tamamladım. Yüksek lisansta çocukların matematik öz yeterliği, doktorada üst düzey düşünme becerilerini geliştirmeye yönelik matematik etkinlikleri tasarımı ve uygulaması ile Fransız matematik eğitim teorileri üzerine çalıştım. Matematik eğitimi, özel yeteneklilerin eğitimi, öğretmen eğitimi ve eğitim yönetimi alanlarında proje, makale, kitap bölüm yazarlığı ve kitap editörlüğü, bilim hakem kurulu üyeliği gibi alanlarda akademik çalışmalarımı sürdürmekteyim. Şu an özel yetenekli öğrencilerin eğitim görmekte oldukları Emine Emir Şahbaz Bilim ve Sanat Merkezi’nde özel yetenekli öğrencilerin potansiyellerini ortaya çıkarabilecek en uygun öğrenme ortamlarını oluşturma bilinci ile merkez müdürlüğü görevini yürütmekteyim.

Bilim ve Sanat Merkezleri Türkiye’de ve Eskişehir’de ilk ne zaman kuruldu? Kuruluş amaçları nelerdir?

Türkiye’de Millî Eğitim Bakanlığı bünyesinde 1990’lı yıllardan itibaren yaygınlaşmaya başlamıştır. Eskişehir’de bu süreç doğrultusunda 2009 yılında Emine Emir Şahbaz Bilim ve Sanat Merkezi kurulmuştur. Bilim ve sanat merkezleri genel zihinsel, resim ya da müzik yetenek alanlarında tanılanmış öğrencilerin tanılandıkları yetenek alanlarındaki potansiyellerini keşfetmeleri ve geliştirmeleri amacıyla destek eğitim merkezleri olarak faaliyet göstermektedir. Bilim ve sanat merkezlerinde öğrencilerin akademik başarılarının yanında yaratıcılıklarını, problem çözme becerilerini ve bilimsel düşünme yetkinliklerini geliştirmek amaçlanmaktadır. Özel yetenekli öğrencilerin örgün eğitimi destekleyici, zenginleştirici ve derinleştirici bir eğitim alabilmeleri amacıyla kurulan bilim ve sanat merkezleri öğrencilerin bireysel farklılıklarını dikkate alarak öğrencinin ihtiyacı olan eğitimi sunma vizyonuyla eğitim öğretim programlarını yürütmektedirler. Emine Emir Şahbaz Bilim ve Sanat Merkezi de bu vizyon doğrultusunda çalışmalarını yürüterek şehrin entelektüel ve kültürel yapısıyla da bütünleşmektedir.

Öğrencilerin seçim süreci ve yürüttüğünüz eğitim programları ile ilgili bizleri bilgilendirebilir misiniz?

Bilim ve sanat merkezlerine öğrenci tanılama iş ve işlemleri süreci her eğitim öğretim yılı için Milli Eğitim Bakanlığı Özel Eğitim ve Rehberlik Hizmetleri Genel Müdürlüğü’nce yayınlanan öğrenci tanılama kılavuzunda belirtilen kriterler doğrultusunda yürütülür. Mevcut durumda ilkokul 1,2 ve 3. Sınıfa devam etmekte olan genel zihinsel, resim ve müzik yetenek alanlarından herhangi biri ya da ikisinde özel yeteneğe sahip olduğu düşünülen öğrenciler okul yönlendirme komisyonlarınca tanılama sürecine aday gösterilirler. Aday gösterilen öğrenciler o eğitim öğretim yılı için bakanlığımızca belirlenen ilgili tarihlerde yine bakanlığımızca belirlenen tanılama ve ölçme araçları ile iki aşamalı süreçten geçmektedirler. Her eğitim öğretim yılı için bakanlıkça yayınlanan kılavuz doğrultusunda yürütülen bu tanılama sürecinin tamamlanması o eğitim öğretim yılını kapsamaktadır. Mevcut yetenek alanlarından tanılanan öğrenciler bir sonraki eğitim öğretim yılı merkezimizde eğitimlerine başlamaktadırlar. Merkezimize uyum eğitimi ile başlayan öğrencilerimiz dönemlerine göre destek eğitim, bireysel yetenekleri fark ettirme, özel yetenekleri geliştirme ve proje üretimi ve yönetimi programları ile 12. Sınıftan mezun olana kadar eğitimlerine devam etmektedirler. Programlarımızın temelinde öğrencilerin bilimsel araştırma, sanatsal üretim, eleştirel düşünme ve proje geliştirme becerilerinin desteklenmesi amaçlanmaktadır. Merkezimizde öğrenciler; araştıran, sorgulayan, üreten ve disiplinlerarası düşünebilen bireyler olarak yetiştirilmektedir. Proje temelli öğrenme, atölye çalışmaları ve bireyselleştirilmiş eğitim programlarıyla öğrencilerin hem akademik hem de sosyal-duygusal gelişimleri desteklenmektedir.

Bilim ve sanat merkezlerinde hangi branşlarda eğitimler veriliyor?
Öncelikle bilim ve sanat merkezlerinin eğitim programlarının genel zihinsel, resim ve müzik yetenek alanları olmak üzere üç temel alanı kapsadığını hatırlatmak isterim. Resim yetenek alanı öğrencilerimiz resim branşından, müzik yetenek alanı öğrencilerimiz müzik branşından eğitimlerini alırken; genel zihinsel yetenek alanı öğrencilerimiz sınıf öğretmenliği, fen bilimleri ve teknoloji, sosyal bilgiler, Türkçe, matematik, İngilizce, teknoloji tasarımı, felsefe, fizik, kimya, biyoloji, tarih, coğrafya, edebiyat, bilişim ve uçak bakım branşlarından eğitim almaktadırlar. Temel branşlarla birlikte öğrencilerimiz yazılım, robotik, kodlama, yaratıcı drama, çalgı yapım, dijital tasarım ve animasyon gibi teknoloji ve proje temelli atölye çalışmalarımıza da dahil olmaktadırlar.

Bilim ve sanat merkezlerinde görev alacak öğretmenler nasıl seçiliyor?
Bilim ve sanat merkezlerine öğretmen seçme süreci öğrenci tanılama sürecinde olduğu gibi her eğitim öğretim yılı için Milli Eğitim Bakanlığı Özel Eğitim ve Rehberlik Hizmetleri Genel Müdürlüğü’nce yayınlanan öğretmen seçme ve atama kılavuzunda belirtilen kriterler doğrultusunda bakanlıkça gerçekleştirilir. Mevcut durumda iki aşamalı gerçekleştirilen öğretmen seçim sürecinin ilk aşaması İl Milli Eğitim ilgili komisyonunca ikinci aşaması ise doğrudan bakanlık komisyonlarınca yürütülmektedir. Bakanlıkça yayınlanan kılavuzda yer alan kriterler doğrultusunda, seçici ve titiz bir süreç izlenmektedir. Öğretmen atama sürecinde kılavuzda belirtilen temel kriterler öncül şart olmak üzere alan yeterliliği, akademik çalışmalar, yayınlar, akademik gelişime açıklık, proje üretme kapasitesi ve özel yetenekli öğrencilerle çalışma becerisi bu süreçte önemli ölçütlerdir.

Yürüttüğünüz projeler ve elde edilen başarılar hakkında bilgi verir misiniz?
Merkezimiz olarak ulusal ve uluslararası düzeyde birçok proje, olimpiyat ve çeşitli organizasyonlarda dinamik ve istikrarlı bir şekilde yerimizi alıyoruz. Yer aldığımız proje çalışmalarının çağrı başlıklarını TÜBİTAK 4004, TÜBİTAK 4005, TÜBİTAK 4006, TÜBİTAK Bilim Söyleşileri, TÜBİTAK 2204 A, TÜBİTAK 22204 B, E twinning, TEKNOFEST, Türk Patent ve Marka Kurumu patent, faydalı, model, tasarım tescil çalışmaları, TÜBİTAK Bilim Olimpiyatları, SEAMO-Southeast Asian Mathematics Olimpiad, American Mathematics Olimpiad, Uluslararası Kanguru Matematik Yarışması, Uluslararası Caribou Matematik Yarışması, bilimsel kongrelere katılım ve bakanlığımızca düzenlenen organizasyonlar şeklinde özetleyebilirim. Özellikle son yıllarda dijital tasarım, dijital animasyon, robotik kodlama, STEMArt, yapay zekâ, sürdürülebilirlik, çevre bilinci ve sosyal sorumluluk temalı projeler geliştirmekteyiz. Öğrencilerimizin akademik başarının yanında toplumsal duyarlılık geliştirmelerini de önemsiyoruz. Yaptığımız çalışmaların isim ve içeriklerine, derece ve başarılarımıza kurum sayfalarımızda yer vermekteyiz. Çalışmalarımızda hangi noktadayız, bir öncekinin üzerine geliştirilen ve geliştirilebilir yönler nelerdir durum tespiti ve değerlendirmesi adına her eğitim öğretim dönemi için merkezimiz çalışmalarını sunan kendi kurum karnemizi de oluşturmakta ve paylaşmaktayız. Öğrencilerimizin ve öğretmenlerimizin elde ettikleri çeşitli başarı ve dereceler ekip ruhunun ve nitelikli bir çalışmanın sonucudur. Bu başarılar öğrencilerimizin özgüvenini artırmakta ve merkezimizin vizyonunu güçlendirmektedir.

Akademik kariyerinizin görevinizdeki olumlu etkileri nelerdir?
Akademik yönün karar alma süreçlerinde veriye dayalı bilimsel hareket etme, teori ve pratiği birleştirebilme, proje üretimi ve yönetimi süreçlerinde akademik dil ve bilimsel araştırma yöntemlerinin kullanımı, stratejik planlama ve liderlik süreçlerinde avantaj sağladığını söylemek mümkündür. Güçlü bir eğitim ikliminin oluşturulmasında ve kurumun sürdürülebilir başarısının gelişim ve desteklenmesinde de payı olduğunu söyleyebilirim.

Çocuğunun özel yetenekli olduğunu düşünen velilere neler önerirsiniz?
Öncelikle merkezimiz velisi olsun olmasın ebeveyn olarak her çocuğun özel olduğunu unutmamalarını öneririm. Her çocuk kendi mizacında özeldir. Veliler veya öğretmenlerce çocukların bilim ve sanat merkezi öğrencisi ya da değil şeklinde etiketlenmeleri çocukların doğal gelişim süreçlerinde olumsuz etkiler yaratmaktadır. Karşılaştırmalar yerine çocukların ilgi ve yetenekleri gözlemlenmeli ve uygun yönlendirmeler yapılmalıdır. Bakanlığımızca yürütülen resmî tanılama süreçlerine güvenilmeli, çocuklar üzerinde baskı oluşturulmamalıdır. En önemlisi, çocukların mutlu, merak eden ve öğrenmekten keyif alan bireyler olarak yetiştirilmesi ve bu yönde desteklenmeleridir. Velilerimiz özelinde de özel yeteneğin bir ayrıcalık olduğu kadar hassas bir sorumluluk gerektirdiğini hatırlatmak isterim. Çocuklarımızın yeteneklerini keşfetme ve geliştirme süreçlerine rehberlik etmeli, onları yarışa zorlamamalı, çocuklarımızı yetenekleri doğrultusunda yönlendirme süreçlerinde sevgi ve anlayışı temel almalıyız.

Eskişehir’deki eğitim kalitesini nasıl değerlendiriyorsunuz?

Eskişehir’i eğitim kültürü güçlü, akademik, sosyal, bilimsel ve sanatsal imkânları ile Türkiye’nin eğitim alanında öne çıkan şehirlerinden biri olarak görüyorum. Sahip olduğu köklü yükseköğretim kurumları, nitelikli öğretmen ve akademik kadroları ve eğitim kurumlarıyla önemli bir potansiyele sahiptir. Bununla birlikte Eskişehir’deki ortaöğretim ve temel eğitim kurumları, çağdaş eğitim anlayışı, yüksek akademik başarı oranları ve sosyal-kültürel faaliyetlere verdiği önemle de dikkat çekmektedir. Öğrenci dostu şehir yapısı, kültürel olanakları ve güvenli yaşam ortamı sunması eğitim kalitesini desteklerken hem öğrenciler hem de eğitimciler için potansiyeli yüksek eğitim öğretim ortamlarını sunmaktadır.