Geçtiğimiz Temmuz ayında Fransa’da Paris yakınlarındaki Versay Sarayı’na gittik. Gitmeyi planladığımız gün Versay Sarayı’nı tadilat nedeniyle gezemedik. Biz de Sarayın bahçelerini gezdik. Müthiş kalabalık vardı. Biletleri bir hafta önceden almak gerekiyor. Versay Sarayı'nın bahçeleri, dünyanın en ünlü ve en etkileyici bahçelerinden biridir. Fransa'nın başkenti Paris'in güneyinde, Versay kasabasında yer almaktadır.

Versay Sarayı 1661'de XIV. Louis, saray kadar önemli gördüğü Versay bahçelerinin yapımı ve yenilenmesi işini bahçe peyzaj mimarı André Le Nôtre’ye vermiş. Bahçelerdeki çalışmalar saray çalışmalarıyla aynı anda başlamış ve yaklaşık 40 yıl sürmüş..

Bahçelerin bazı özellikleri; Versay Bahçeleri, 800 hektarlık (yaklaşık 8 milyon metrekare) bir alana yayılmaktadır. Bu, neredeyse bir şehir büyüklüğündedir! Bahçenin büyüklüğü, büyük bir simetri ve düzenle tasarlanmıştır. Bahçeler, klasik Fransız bahçe tarzının en güzel örneklerinden biridir.

Bahçelerde bir dizi büyüleyici şelale ve havuz yer alır. En ünlülerinden biri olan Latona Havuzu, Roma mitolojisindeki bir öyküyü anlatır. Ayrıca, Neptün Havuzu da deniz tanrısı Neptün'ün heykelleriyle dikkat çeker.

Versay Bahçelerinin en dikkat çekici özelliği, her şeyin simetrik bir şekilde yerleştirilmesidir. Bahçedeki yollar, çiçekler, ağaçlar, heykeller ve diğer öğeler, kralın gücünü ve ihtişamını yansıtacak şekilde düzenlenmiştir.

Bahçede sadece görsel öğeler değil, aynı zamanda dans ve eğlence için alanlar da ayrılmış. Örneğin, Grand Canal üzerinde kayıkla gezilebilir. Bahçenin büyük kısmı, kır bahçesi ve orman bölümleriyle ayrılır, bu da doğayla uyum içinde dinlenme alanları oluşturuyor.

Bahçenin bazı kısımlarında ormanlık alanlar ve korular da var. XIV. Louis, bu ormanlarda avlanmayı severmiş. Bu alanlar, sadece estetik değil, aynı zamanda eğlence amacıyla da kullanılmış.

Bahçelerde pek çok heykel ve sanat eseri bulunuyor. Bunlar, antik mitolojiden ilham alınarak tasarlanmış. Her bir heykel ve çeşme, kralın gücünü, doğa ile olan ilişkisini ve kültürel mirasını simgeliyor.

Zamanında bu bahçelerde büyük gösteriler ve etkinlikler düzenlenirmiş. Müzik eşliğinde yapılan su gösterileri, danslar ve hatta tiyatro oyunları, saray yaşamının bir parçasıymış.

Versay Sarayı ve bahçeleri, sadece Fransız monarşisinin ihtişamını yansıtmakla kalmaz, aynı zamanda sanat, mühendislik ve peyzaj tasarımının da zirveye çıktığı bir yerdir. Günümüzde, hem bir müze hem de UNESCO Dünya Mirası Listesi'nde yer alır

Bahçelerin büyüklüğü göz önüne alındığında zemini düzleştirmek, çiçek alanları oluşturmak, portakal bahçeleri yapmak için çok miktarda toprak taşımak gerekmiş. Çeşmeleri ve kanalı kazmak için de büyük miktarda toprak taşınmasına ihtiyaç olmuş. Ağaçlar Fransa'nın farklı bölgelerinden getirilmiş. Binlerce adam, bazen hatta ordu, bu muazzam projede yer almış.

Tasarımın korunması için bahçenin yaklaşık her 100 yılda bir yeniden dikilmesi gerekiyormuş. Bu iş ilk defa Sarayın açıldığı 1661 yılında XVI Louis saltanatının başında yapılmış. Bu girişim bir sonraki kez Napolyon’un saltanatı sırasında gerçekleştirilmiş 20. yüzyılın sonlarında gerçekleşen bir fırtınayla bahçe çok zarar görmüş, bahçe yeniden tamamen yenilenmiş, ağaçlandırılmış şimdi, Louis dönemindeki halini almış, taze ve genç görünümüne kavuşmuş.

Fransız kraliyet ailesi ve hükümeti,1789 Fransız ihtilalinden sonra saraydan kalıcı olarak ayrılmışlar. XVI Louis ve meşhur kraliçe Marie Antoinette öfkeli halk tarafından Paris’e götürülüyor. ‘Ekmek bulamıyorlarsa pasta yesinler’ sözü Fransa Kraliçesi Maria Antoinette’e mal edilir. Kendini meşhur eden sözde budur. Bu söz, monarşinin halktan kopukluğunu vurgulamak için devrimciler tarafından bir sembol olarak yayılmıştır.

Eğer fırsat olursa, Versay bahçelerini gezmek bu güzelliği görmek, bu tarihi ve görkemli alanı keşfetmek gerçekten unutulmaz bir deneyim olur.

Sevgiyle kalın