Eskişehir’in sessiz sokaklarında yürürken, uzaklardan gelen kahkahalar, alkışlar ve sahne arkası fısıltılar kulağınıza çalınıyor. O sesler sizi kendine çekiyor; adeta başka bir dünyaya açılan kapı gibi… İşte o dünyanın kalbi tiyatroda atıyor. Her perde açıldığında, geçmişin unutulmaz hikâyeleri yeniden can buluyor, yeni bakış açıları izleyiciyle buluşuyor ve şehir bir kez daha kültürle nefes alıyor. 27 Mart Dünya Tiyatro Günü’nde, Devlet Konservatuvarı Öğretim Üyesi ve Tiyatro Anadolu Koordinatörü Dr. Öğr. Üyesi Süleyman Karaahmet ile tiyatronun toplumdaki yeri, öğrenciler üzerindeki etkisi ve Eskişehir’in kültürel kimliğine katkılarını konuştuk.

“İletişim ve hikâye anlatımı olduğu sürece, tiyatro her zaman var olacak”

Metin Özöğüt Yaşam Merkezi’nde Renkli Anlar
Metin Özöğüt Yaşam Merkezi’nde Renkli Anlar
İçeriği Görüntüle

Dünya Tiyatro Günü vesilesiyle; tiyatroyu toplumlar açısından vazgeçilmez kılan nedir?

Tiyatro, insanın varoluşuyla birlikte doğmuş bir iletişim biçimidir. İlkel çağlarda bile insanlar, duygu ve hareketlerle birbirleriyle bağ kurdu, hikâyelerini paylaştı. Tiyatro zaman içinde sanatla birleşerek, toplumsal yapının temel taşlarından biri hâline geldi. Bugün ise tiyatro estetiği, duyguyu ve insan deneyimini derinlemesine aktarır. Peter Brook’un dediği gibi, “Birisi yürür, birisi izler; işte tiyatro budur.” İletişim ve hikâye anlatımı olduğu sürece, tiyatro her zaman var olacak.

“Öğrenciler sahnede deneyimlediklerini hayatlarına taşır ve dünyaya bakışları genişler”

Tiyatro Anadolu, Anadolu Üniversitesi öğrencilerine ne kazandırıyor?

Sanatla beslenen bir eğitim, empatiyi ve farklı bakış açılarını geliştirir. Dolayısıyla Tiyatro Anadolu’da öğrenciler sadece sahne performansını değil, yaşamı farklı gözlerle görmeyi öğreniyor. Her oyun, her etkinlik onların düşünce dünyasında iz bırakıyor. Sinema için söylenen “Filmler dünyayı değiştirmez, izleyenler değiştirir” sözünü tiyatro için de düşünebiliriz; öğrenciler sahnede deneyimlediklerini hayatlarına taşır ve dünyaya bakışları genişler.

Tiyatro Anadolu’nun Eskişehir’in kültür ve sanat hayatına katkılarını nelerdir?

Tiyatro Anadolu, kampüsle sınırlı kalmayıp şehirde herkese açık bir sahne olarak varlığını sürdürüyor. Akademik altyapısı ve deneysel oyunları sayesinde seyirciler farklı bakış açılarıyla tanışıyor. Özellikle genç seyirciler, yeni türler ve oyun düzenleriyle etkileşime geçiyor. Böylece hem kampüs hem de şehir kültürüne önemli bir zenginlik katıyoruz.

Akademi ile sanat üretimi arasında nasıl bir ilişki kuruyorsunuz?

Akademik araştırmalar ve eleştiriler sahne çalışmalarımızı besliyor. Her esere kendi yorumumuzu katıyoruz; klasik bir oyunu bile “Tiyatro Anadolu dokunuşu” ile sahneliyoruz. Bu, tiyatromuzu hem deneysel hem canlı tutuyor, oyuncuların merakını ve yaratıcılığını besliyor. Akademik bilgi ve sahne pratiği arasındaki bu denge, bizi diğer topluluklardan farklı kılıyor.

“Tiyatro Anadolu, Eskişehir’in ötesinde Türkiye genelinde sanatın gelişimine katkıda bulunuyor”

Türkiye genelinde tiyatroya katkınız nedir?

Oyunlarımız sadece sahnede kalmıyor; makalelerle akademik literatüre de katkı sağlıyoruz. Turnelerle farklı şehirlerde seyirciyle buluşuyor, oyun sonrası söyleşilerle etkileşim kuruyoruz. Bu çalışmalar hem bizim için besleyici oluyor hem de tiyatro kültürünün yayılmasına destek oluyor. Böylece Tiyatro Anadolu, Eskişehir’in ötesinde Türkiye genelinde sanatın gelişimine katkıda bulunuyor.

Tiyatroya ilgi duyan gençlere öneriniz nedir?

İyi bir seyirci olmak temel adım. Bol oyun izlemek, kitap okumak, söyleşilere katılmak şart. Ayrıca kurslar ve topluluklarla deneyim kazanmak da önemli. Tiyatronun mutfağında yer almak, meslek olmasa bile özgüven, empati ve organizasyon yeteneği kazandırıyor. Bu deneyim, hayatlarına hem keyif hem de değerli beceriler katacak.

“Tiyatro, anlatıcı ve dinleyiciyle var olur”

Dünya Tiyatro Günü’nde vermek istediğiniz mesaj nedir?

Tüm tiyatro emekçilerinin, izleyicilerin ve tiyatro sevdalılarının günü kutlu olsun. Tiyatro, anlatıcı ve dinleyiciyle var olur; hikâyeler izleyicinin hayatında anlam bulur. İnsan olduğu sürece, tiyatro yaşamın içinde canlı kalacak. Her sahne açıldığında bu döngü yeniden kuruluyor ve estetik yoluyla yaşam zenginleşiyor.

Kaynak: AnaHaber