Eski manken, oyuncu ve şarkıcı Tuğba Özay Haberes Dergisi’nin 69’ncu sayısına konuk oldu. Yazarımız Cem Aksu ile keyifli sohbet eden Özay; “Kameralar önünde güçlü görünmek kolaydır ama asıl mesele yalnız kaldığında kendinle barışık olabilmek. Alkışın geçici, karakterin kalıcı olduğunu bu dünyada öğrendim. O yüzden iç sesimi hiçbir zaman susturmadım” dedi.

Bize kendinizden bahseder misiniz? Nerede doğdunuz? Nasıl bir çocukluk geçirdiniz?

Hayatım boyunca kalıplara sığmamaya çalıştım. Mankenlikten televizyona, müzikten sosyal sorumluluk projelerine uzanan çok yönlü bir yolculuğum oldu. Üretmek, öğrenmek ve fayda sağlamak benim için her zaman ön planda. Hayatla bağım güçlü; inişleriyle çıkışlarıyla gerçek ve samimi. İstanbul’da doğdum ve Bağdat Caddesi’nde büyüdüm. Şehrin tam kalbinde ama aynı zamanda kültürlü, disiplinli ve sıcak bir aile ortamında yetiştim. Çocukluğum kitaplarla, sohbetlerle, sporla ve sanatla iç içe geçti. Bu da hayata bakışımı erken yaşta şekillendirdi.

Rahmetli babanız ödüllü bir yazar ve şair aynı zamanda bildiğim kadarıyla Anneniz de öğretmen. Ailenizin eğitimci ve sanat kökenli olması sizin hayatınızı ne şekilde etkiledi?

Babam İlhan Özay, bana düşünmenin, yazmanın ve üretmenin değerini öğretti. Kelimelerin insanı nasıl dönüştürdüğünü ondan öğrendim. Annem ise eğitimin, emeğin ve sabrın sembolüdür benim için. Ailem sayesinde şöhretin değil, duruşun önemli olduğunu çok erken kavradım.

Mankenlikten ve televizyon dünyasından öğrendiğiniz ama hiç kimseye anlatmadığınız, hayat felsefenize dokunan küçük bir sır var mı?

Kameralar önünde güçlü görünmek kolaydır ama asıl mesele yalnız kaldığında kendinle barışık olabilmek. Alkışın geçici, karakterin kalıcı olduğunu bu dünyada öğrendim. O yüzden iç sesimi hiçbir zaman susturmadım.

Sık sık halkın gözünde bir ikon olarak görülüyorsunuz. Bu algı ile kendi gerçek benliğiniz arasında nasıl bir denge kuruyorsunuz?

İnsanların zihnindeki Tuğba ile evdeki Tuğba arasında değer farkı yok. Sadece sahnedeki hâlim daha görünür. Doğayı seven, hayvanlarla vakit geçirmeyi seven, sade yaşamaktan mutlu olan bir kadınım. Bu dengeyi korumak beni ayakta tutuyor.

Önümüzdeki yıllar için hayal ettiğiniz ama henüz kimseyle konuşmadığınız bir proje veya yaşam planınız var mı?

Evet var. Kadınlara ve çocuklara dokunan, sanatı ve eğitimi bir araya getiren uzun soluklu bir proje. Henüz zamanı var. Bazı hayaller sessizlikte büyür.

Sporcu kimliğinizden de bahsetmek isterim. Voleybol, yüzme ve yelkencilik gibi spor kariyeriniz var. Halâ aktif olarak ilgileniyor musunuz?

Spor hayatımın vazgeçilmez bir parçası. Voleybol, yüzme ve yelkenle uzun yıllar ilgilendim. Türkiye’de ilk fitness DVD’lerini de ben çıkardım. Amacım özellikle kadınlarımızın evlerinde profesyonel bir şekilde spor yapmalarını sağlamaktı ve çok da ses getirdi çok da amacına güzel hizmet eden bir proje olmuştu. Bugün de aktif olarak spor yapıyorum. Spor bana disiplin, mücadele ve dayanıklılık kazandırdı.

Siyasetle ilgilenme düşünceniz var mı?

Toplumsal konularla her zaman ilgilendim ve teklifler de aldım. Ancak siyaseti bir koltuk değil, bir sorumluluk alanı olarak görüyorum. Eğer bir gün bu alanda yer alırsam, gerçekten katkı sunabileceğim bir noktada olur.

Sosyal sorumluluk… Bugün en çok hangi konuya dikkat çekmek isterdiniz?

Kadınların ekonomik ve sosyal olarak güçlenmesi. Kız çocuklarının eğitimi ve kadınların kendi ayakları üzerinde durabilmesi benim için çok önemli. Ayrıca doğanın ve hayvanların korunması benim için çok çok önemli. Bu konularla ilgili de ses getiren çalışmalar yıllardır yapıyorum. Yardım değil, sürdürülebilir çözümler üretmek gerektiğine inanıyorum.

Eğer geçmişine dönüp 20’li yaşlarına ya da kariyerinizin en ilk günlerindeki Tuğba’ya bir tavsiye verebilseydiniz, ne söylerdiniz? O dönemde bilmeni istediğin şey ne olurdu?

“Her yükü tek başına taşımak zorunda değilsin.”

Bunu bilmek isterdim. Sınır koymanın güçsüzlük değil, bilgelik olduğunu daha erken öğrenmek isterdim. Dünyaya açılmaktan asla çekinmezdim…

Eskişehir’e hiç geldiniz mi? Neler söylemek istersiniz şehrimizle ilgili?

Evet, çok defa geldim ve çok severim. Eski başkan Yılmaz Büyükerşen çok sevdiğim bir abim ve bence Eskişehir‘i dünya şehri yapan bir belediyeci. Bana göre Eskişehir Türkiye’nin Avrupa’ya açılan modern ve çağdaş yüzü. Genç, kültürlü, sanatla iç içe bir şehir. Enerjisi çok güzel ve insana iyi geliyor.