Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt şu ifadeleri kullandı;

"Yatırım programımız hakkında oldukça geniş bir değerlendirme yaptı değerli arkadaşlarımız. Teşekkür ediyorum ben. Bak, arada teşekkür ediyoruz, yani teşekkür etmiyoruz değil. Özellikle Sayın Kepez'in dediği, yani 'hükümetin yaptığı iyi şey yok mu, takdir etmiyor musunuz?' Ettik geçen hafta. Havaalanı yoluna yapmış olduğunuz o resimleri çok beğendik, çok güzeldi. NATO, NATO liderleri 'Türkiye cennetmiş' diyecekler sayenizde. O nedenle teşekkür ediyorum.

Tartıştığımız şey 2027 yılı Odunpazarı Belediyesinin yatırım programı. Yani 1 yıl sonra Türkiye'de neler olacak hiç kimse bilmiyor, siz de bilmiyorsunuz. Dolar kaç lira olacak, mazot kaç lira olacak, çimento kaç lira olacak? Bunları tutturma şansımız hiç yok. Dolayısıyla bu iz bedeli diye anlamadığınız ya da anlamak istemediğiniz şeylerin teknik konular olduğunu düşünmeniz lazım. Biz bakacağız; dolar eğer 75 lira olursa başka türlü bir iş yapacağız, 50 lira olursa başka türlü iş yapacağız. Çimento 100 lira olursa başka iş yapacağız, daha düşük olursa başka bir iş yapacağız. Siz bilmiyor musunuz? Bilmiyorsunuz, biz de bilmiyoruz.

25 yıldır bu ülkeyi tek başına ezici bir biçimde çoğunlukla yönetiyorsunuz. 2002'de dolar 1.6 liraymış, şimdi 44 lira, 6 sıfır atılmış olmasına rağmen. Dolayısıyla iyi değil, yani yönetiliyor ama iyi yönetilmiyor, sorun orada. Dolayısıyla da bizim bu çifte standarta itirazlarımız var. Arkadaşlarımızın söylediği; demokrasi açısından, özgürlükler açısından, hukuk açısından Türkiye'de bir çifte standart var, sorun burada.

'Makara bakara' diyen adama şey yapmadınız; bakan oldu, büyükelçi oldu ama diğer vatandaşı kelepçelediniz, attınız. Bizim itirazımız buna. Yani eşitlik varsa, adalet varsa herkese olmalı. Şimdi bazı konularda açıklama yapanları hemen kelepçeleyip içeri atarsınız; işte Fatih Altaylı Cumhurbaşkanına hakaretten tutuklanır, yatar ama Tamar Tanrıyar güle oynaya gezer. Aynı şeyle suçlanıyor; aynı şeyle suçlanan 2 kişi hakkında farklı uygulama yapılıyorsa buna itiraz ediyoruz. Yoksa bu ne Fatih Altaylı bizim partilimiz ne bu Deniz Göktaş bizim arkadaşımız. Yani bunlarla bizim alakamız yok. O izlediğimiz videoda CHP ile ilgili de bir sürü eleştiri var. Eleştiri bir haktır, özgürlüktür, buna herkesin tahammül etmesi lazım.

Siz 2027 yılı yatırım programının tutmayacağını söylemek istiyorsunuz ama ne yaptınız ne ettiniz 2026 ile ilgili sorguya tabi tutuyorsunuz. 2026 ile ilgili konuşmaları daha önce yaptık, şimdi de yapalım. Yapalım, yapma konusunda bir endişemiz yok ama arkadaşlarımızın söylediği bu tasarruf genelgesi nedeniyle geciken izinler bizi sıkıyor. Bu sıkıntı bizim bazı yatırımları yapmamıza engel oluyor.

Şimdi 'kaç araç aldınız?' diyorsunuz. 14 tane çöp kamyonu almışız, 4 tane elektrikli araç almışız, 4 tane büyük iş makinası almışız, 1 tane minibüs almışız, 1 tane de Türkiye Belediyeler Birliği bir büyük iş makinası bağışlamış. Şimdi 2026'nın 6. ayında, yani 6 aylık bir süre içerisinde o dediğiniz araçların yarısını almışız zaten. Daha da alırız, yeter ki izinler zamanında çıksın. İşte söyledi; Örnek Köy ile ilgili izin 2 yılda zor çıktı. Kalkanlı'da yapacağımız mısır kurutma tesisi ile ilgili izin çıkmadı, verilmedi, reddedildi, 'yapamazsınız' dedi. Şimdi ne hesap soruyorsunuz? Biz de diyoruz ki bakanlık bize 'buraya yatırımı yapamazsınız' dedi, yapmayacağız. Bunu aşacak bir gücümüz yok.

Bazı konularda bilgi sahibi olarak eleştirmek lazım. Yani bir duyduğumuz güzel sözler, hoş sözler ama bunların gerekçeleri ne, bunlar nasıl uygulanır? Bunları bilene sorarak konuşmak lazım. Şimdi, kuru peyzaj. E kuru peyzaj deyince kuru peyzaj olmuyor. Kuru peyzajın yararı var mı yok mu bunun da tartışılması lazım. Belki sizin kastettiğiniz kuru peyzajla bizim yaptığımız kuru peyzaj aynı olmayabilir. Çünkü kuru peyzaj dediğiniz işte efendim toprağın üstüne bir örtüyü sereceksiniz, onun üstüne de çakıl taşlarını döşeyeceksiniz, güzel güzel boyayacaksınız gibi anlaşılıyor. Öyle bir şey yok, bu çevreye daha da zararlı. Farklı birtakım uygulamaları yapacaksınız. Park Bahçeler Müdürlüğümüz yıllardır taahhüt ettiğimiz bütün yeşillendirme işlerini başarıyla gerçekleştiriyor. Bu konuda bir endişeniz olmasın.

Şimdi burada tek proje önerimiz var, o projenin içinde bunların hepsi gerçekleştirilecek. Mahalle mahalle de olabilir. Elbette yeni parklar yapılacak, elbette eskiyen parklar onarılacak. Yani bunun şimdi 'eski parkı onardık' diye biz yatırım yapmamış mı olacağız? Eski park eskimiş, kullanılmıyor ya da kötü, mecburen yenileyeceksiniz. Ama şimdi öyle bir şey var ki söyleyince 'kavg'" diyorsunuz. Şehir Hastanesinin önüne park yapacağız, yeni park. Programımızda var, paramız hazır. Efendim, DSİ su kuyusu kazmamıza izin vermiyor. Ne yapacağız şimdi? Su olmadan parkı nasıl yapacağız? E bırakın izin verin. Şimdi efendim neymiş, 'rezervler çok kısıtlıymış, yeni kuyu kazamazsınız.' E nasıl sulayacağız? Şimdi şebeke suyundan park bahçe sulanır mı? Dolayısıyla bu konularda bize ya izin vereceksiniz ya yetki vereceksiniz ya da para vereceksiniz. Şimdi bunlar olmazsa biz bunu yüksek sesle dillendiririz. Yüksek sesle dillendirdiğimiz zaman 'kavga ediyor' demeyin. Ben nerede anlatacağım derdimi? DSİ Müdürüne, Sağlık Müdürüne, Tarım Müdürüne, Orman Müdürüne bir şeyler anlatmam lazım. Çünkü bizim yapacağımız işlere ne yazık ki olumlu yaklaşmıyorlar.

2027'de yapacağımız ayrı ama 2026'da niye yapamadık? 2026'da niye yapamadık, bakın. 2025 yılında 27 milyon lira, 2026'nın ilk 6 ayında 25 milyon lira emlak vergisinden kültür payını valiliğe göndermişiz. 50 küsur milyon vermişiz, valilikten bize bu sokak iyileştirmesi ya da tarihi bölgedeki iyileştirmelerle ilgili kültür yapılarının korunması için verilmesi gereken para yok. Odunpazarı halkından toplanan emlak vergisini götürüp valiliğin bütçesine attık. Valilik bunu yasa gereği adil bir biçimde ihtiyaç sahibi kurumlara dağıtacak. Biz adalet istiyoruz. Odunpazarı'ndan 52 milyon lira almışınız şimdiye kadar ama 52 lira vermemişiniz. Projeyle müracaat ettik, bir sürü projemiz var, 52 lira vermemişiniz. E şimdi ben bunu söyleyince kavga mı olacak? Bu kavga değil, bu hak arama. Bu konuda da desteğinizi istiyoruz, yardımınızı istiyoruz. Yüce Ada'da projemiz var, hazır, her şey belli, hadi buyur, yok. Onun için bu noktada biz şikayetlerimizi dile getireceğiz. Bu şikayetler içerisinde her şey var.

Şimdi, afet işleri ile ilgili ne yaptınız? Afet işleri ile ilgili 1. derecede görevli kim? AFAD. AFAD ile birlikte yapıyoruz bir şeyler, çalışıyoruz, yatırım yapmaya gayret ediyoruz. Ne yapacağız, araç alacağız izin, yatırım yapacağız izin, bina yapacağız izin. Bunlar olursa o işleri gayet iyi bir biçimde yaparız diye düşünüyorum.

“Talat Başkan Neredeyse Biz Oradayız”
“Talat Başkan Neredeyse Biz Oradayız”
İçeriği Görüntüle

Belediyeyi Cumhuriyet Halk Partisi binasına çevirmeyin diyorsunuz. Ben particiyim. Parti adına seçilmişim. Bunu şimdi rozeti çıkardım, bilmem ne. Bu kimseye yalakalık yapacak halim yok. Herkes beni Cumhuriyet Halk Partili Kazım Kurt diye seçti.

Yaptığım işi o programa göre o ilkelere göre yaparım. Dolayısıyla burada particilik yapacağız tabii. Nerede, ne yapacağız? Teslim mi olacağız? Siz sanki particilik yapmıyorsunuz. Sanki bakanlıklarda particilik yapılmıyor. Sanki bakanlar partili bile memur. Ama onlar tıkır tıkır particilik yapıyor. Daha önce başsavcıydı şimdi bakan oldu. Ben diyor, hizmetimi partime yaparım. Dolayısıyla burada o demagojileri bırakacağız. Biz particiyiz, partimizin de şu anda bir seçilmiş genel başkanı vardır. Diğeri atanmıştır, mahkeme kararıyla gelmiştir. Biz onu tanımıyoruz. Bu kadar net. Salı günü, salı günü gelecek olan da seçilmiş genel başkanımızdır. Hukuk dediğiniz şey iyi işlemiyor diye bu memlekette adalet yok diye 500 kilometre yürüyen bir şahıs o yürümeyen adaletle gelip partinin başına, gelip partinin başına oturdu. Yani dolayısıyla bu çelişkileri aşmak zorundayız.

Bizim, bizim yapacağımız diğerleri rakamlar, rakamlar değişir, gelir, gider. Dediğim gibi mazot, mazot bugün 68 liradır bir bakmışın ocak ayında 168 lira olmuş. Dolayısıyla bu konularda maalesef merkezi hükümetin sıkıntıları bizi etkiliyor. Ha siz ne diyorsunuz? Savaş var, ne yapalım? Ya savaş var da Rusya da Ukrayna ile savaşıyor, birinde enflasyon %3 birinde enflasyon %5. Biz savaşmıyoruz bizde %38. Yani dolayısıyla, dolayısıyla bu konularda bir haklı tarafınız yok. Biz içeride savaş.

Bize, bize bağış yapan insanlarla ilgili siz dedikodu yapıyorsunuz. Ya adam insanlar bize güvenmiş, bağış yapıyor. Şimdi Sayın Doktor Nurten Yüksel ile Sayın Lütfü Yüksel daha önce biliyorsunuz bir yaşlı bakım merkezimizin inşaatına çok büyük bir katkı sundular. Teşekkür ettik. Ondan sonra bitişiğine şimdi Alzheimer merkezimizin binasının yapılışına da çok büyük bir katkıda bulundular. Biz onlara teşekkür ediyoruz. Biz de ediyoruz. Daha çok teşekkür edelim, daha çok yatırım yapsın. Güvenmiş, getirmiş bu işin içine girmiş.

Yine bu yıl sevgili dostumuz Murat Barış bir kreş yapıyor, attı temelini, başladık, yapıyoruz. Şimdi bunlara, bunları teşvik etmek lazım. Bunları daha da çoğaltmak lazım. İnsanlar güvenirse yani 2016'da 3 kişi bize neredeyse 100 milyonun üstünde bir bağışla bir iş çıkarmış. Dolayısıyla bu insanlara teşekkür ediyoruz. Bu insanların daha da çoğalmasını istiyoruz. İnşallah onların isimlerini oralara yazacağız ve bunlar onore olacak, sağlığında onore olacak. Biz Odunpazarı Belediyesi olarak bu yatırım programıyla önümüzdeki yıl yapmayı hayal ettiklerimizi Uğur Bey'in dediği gibi ortaya koyduk. Hayallerimizi yıkar mısınız? Göreceğiz, koşarsınız peşinde, uğraşırsınız ama biz de bunu gerçekleştirmek için her türlü mücadeleyi yaparız. Ben yatırım programını hazırlayan bütün çalışanlarımıza, bütün arkadaşlarımıza teşekkür ediyorum."