Yıllar önce yayınlanan Ezel dizisinde bir sahne vardı. Ramiz Dayı’nın koğuşunu basan gardiyanlar sorguya götürmek için bir mahkumu çok sert bir şekilde alıyor. ‘Ramiz Bey’e bakma. O ne yapsın? Emir büyük yerden’ diyen Baş Gardiyan o mahkumun gözlüğünü yere atıp; ayağıyla çiğneyerek kırıyor. Mahkuma “Gideceğin yerde görecek şeyin yok. Sen soruları işit yeter” diyor. “Sonra kızmayın bana arkadaşlar. Ben bir emir kuluyum” diyerek, yaptığı zorbalığı savunuyor.

Büyük Oyuncu merhum Tuncel Kurtiz’in canlandırdığı Ramiz Dayı, Baş Gardiyan bozuntusuna tokat gibi şu yanıt veriyor; “Emir almak başka! keyif almak başka!”

TRUMP’UN BİR TELEFONUYLA TUTUKLUYU SALANLAR

Ülkemizde muhalif belediye başkanları, muhalif gazeteciler art arda tutuklanırken; bu hukuk zulümlerini Saray’dan aldıkları emirle gerçekleştirenlerin ve onlara kalemleriyle yalakalık yapanların keyif alması bir hayli düşündürücü. Amerika Başkanı Trump’un bir telefonuyla gecenin bir yarısında tutuklu salıverenlerin, gücü kendi halkından Saray’a muhalif insanlara yetiyor. Hastanede doktora şiddet, okulda öğretmene şiddet, kadına şiddet, çocuğa şiddet, alanlarda üniversite öğrencisine şiddet ne yazık ki olağan hale getirildi. Çocuk istismarcılar, katiller, gaspçılar, hırsızlar dışarıda gezerken, cezaevleri belediye başkanları, gazeteciler, siyasetçilerle dolduruldu. Böyle bir dönemde; “Ülkemizde adalet var. Hukuk tüm kurallarıyla işliyor” diyenler, dünyanın en komik fıkrasını anlatıyor.

BELKİ DE EN KARANLIK DÖNEMİ YAŞIYORUZ

Belki de Türkiye Cumhuriyeti bugün demokrasi ve hukuk anlamında en karanlık dönemini yaşıyor.

“Naziler Komünistler için geldiğinde sesimi çıkarmadım; çünkü komünist değildim. Sonra sendikacılar için geldiler, bir şey söylemedim; çünkü sendikacı değildim. Sonra Yahudiler için geldiler, sesimi çıkarmadım, çünkü Yahudi değildim. Benim için geldiklerinde, sesini çıkaracak kimse kalmamıştı.” Yukarıdaki sözleri bağnazlığa karşı suskun kalmanın felaketli sonuçlarına kendi öz yaşamı ile tanık olmuş Alman din adamı, Martin Niemoller’e ait. Şu günlerde şahitlik ettiğimiz yargı zulümlerinin yaşandığı ortamda Niemoller’in bu sözleri beyinlerimizde daha çok yankılanıyor. Bugün masallarla, hamasi nutuklarla, yandaş medyanın algı programlarıyla uyutulanlar ne kadar kötü bir kara dönem yaşadıklarını belki de 10-15 yıl sonra farkına varabilecek. “Yaşanan hukuksuzluklara karşı neden sessiz kaldım” diye Martin Niemoller gibi pişmanlık duyacaklar.

Grigory Petrov'un güzel bir sözü var. "Aydınları korkak olan ülkenin, zalimleri cüretkar olur" diye…

/////////////////

FOTO ŞAKA

Macaristan Başbakanı Viktor Orban: Sayın Erdoğan sizi Macaristan Denizcilik Bakanı ile tanıştırayım.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan: İyi de Macaristan’da deniz yok, nasıl bakanı olur?

Macaristan Başbakanı Viktor Orban: İyi de sizde de Adalet Bakanı var!

////////////////

FIKRA

SAVAŞ KAYBETTİĞİMİ HİÇ KİMSE DUYMAZDI

Napolyon tekrar dünyaya gönderilmiş. Beyaz Saray’daki akşam yemeğinde Donald Trump’un kulağına eğilerek: “Sizin elinizdeki silahlar bende olsaydı, Waterloo Savaşı’nı asla kaybetmezdim sayın Başkan!" demiş. Napolyon daha sonra Rusya’ya gitmiş. Kremlin Sarayı’ndaki yemekte de Putin’e Gizli Servis KGB’nin gücünü hatırlatarak, şunları söylemiş: “Böyle bir gizli servis bende olsaydı, Waterloo’yu asla kaybetmezdim!” Napolyon nihayet Ankara’ya gelmiş. Yemekten sonra Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a dönerek: “Mösyö Tayyip doğrusu çok şanslısınız! Sizdeki basın bende olsaydı, Waterloo Savaşı’nı kaybettiğimi hiç kimse duymazdı!”

/////////

ÇİVİ

"Adaletsiz bir ülke mezbahadan başka bir şey değildir." Georges Clemencau