Organ nakilleri konusunda Türkiye’nin önde gelen Cerrahlarından olan ESOGÜ Öğretim Üyesi Dr. Yavuz Selim Angın Haberes Dergisi’nin 77’nci sayısına konuk oldu. Genel Yayın Yönetmenimiz Ayhan Aydıner’in sorularını yanıtlayan. Dr. Angın; “Türkiye organ nakli konusunda özellikle canlı vericili organ nakillerinde önemli bir deneyime ve güçlü bir altyapıya sahip. Özellikle karaciğer ve böbrek naklinde çok başarılı merkezlerimiz ve bu alanda ciddi bir cerrahi birikimimiz var” dedi.
Neden Tıp, neden doktorluk? Doktor olmak çocukluk hayaliniz miydi?
Aslında çocuklukta “mutlaka doktor olacağım” diye başlayan bir hikayem yok. Ancak zaman içerisinde insanlara doğrudan fayda sağlayabileceğim, aynı zamanda sürekli öğrenmeyi ve kendimi geliştirmeyi gerektiren bir mesleğin bana uygun olduğunu düşündüm. Tıp da bu iki özelliği bir arada taşıyan çok özel bir alan.
Zamanla mesleğin içine girdikçe doğru bir tercih yaptığımı daha iyi anladım. Çünkü hekimlik sadece bir hastalığı tedavi etmekten ibaret değil. Bir insanın en zor zamanlarından birinde onun yanında olmak, bazen hayatını değiştirecek bir karar vermek ve bunun sorumluluğunu taşımak çok farklı bir duygu.
Hekimlik sizin için ne ifade ediyor? Yaptığınız mesleğin en zor ve en güzel yönleri nelerdir?
Hekimlik benim için öncelikle büyük bir sorumluluk demek. Karşınızda sadece bir “hasta” değil, hayatı, ailesi, beklentileri ve korkuları olan bir insan var. Verdiğiniz kararların sonuçları doğrudan bir insanın hayatını etkiliyor.
Mesleğin en zor tarafı da aslında bu sorumluluk. Özellikle cerrahide bazen bütün bilgi ve tecrübenizi kullanmanıza rağmen istediğiniz sonucu alamayabiliyorsunuz. Bunu kabullenmek kolay değil.
En güzel tarafı ise bunun tam tersi. Bir hastanın iyileştiğini görmek, yıllardır hayatıyla ilgili kaygı yaşayan birisinin yeniden normal hayatına döndüğünü görmek, yaptığınız işin anlamını size tekrar tekrar hatırlatıyor. Cerrahinin en güzel taraflarından biri de, bazen yaptığınız müdahalenin sonucunu çok kısa süre içerisinde görebilmeniz.
Sizce ülkemizde doktorların ve tıp alanında akademik kariyer yapanların en büyük sorunu nedir?
Bence en önemli sorun, hekimlik mesleğinin ve akademik üretimin gerektirdiği emeğin karşılığının yeterince verilememesi.
Hekimlik zaten uzun bir eğitim ve yoğun bir çalışma süreci gerektiriyor. Bunun üzerine akademik kariyer yapmak isteyen bir hekimin aynı zamanda bilimsel araştırma yapması, makale üretmesi, kongrelere katılması, eğitim vermesi ve kendisini sürekli geliştirmesi gerekiyor.
Bütün bunları yoğun klinik çalışma içerisinde yapmak oldukça zor. Dolayısıyla genç hekimlerin yalnızca daha iyi şartlarda çalışmaya değil, bilim üretmeye de teşvik edilmesi gerektiğini düşünüyorum. Çünkü güçlü bir sağlık sistemi sadece iyi klinisyenlere değil, aynı zamanda bilim üreten hekimlere de ihtiyaç duyar.
Organ nakilleri konusunda uzman bir isimsiniz. Türkiye organ nakli konusunda dünyada ve Avrupa'daki konumu nedir?
Türkiye organ nakli konusunda özellikle canlı vericili organ nakillerinde önemli bir deneyime ve güçlü bir altyapıya sahip. Özellikle karaciğer ve böbrek naklinde çok başarılı merkezlerimiz ve bu alanda ciddi bir cerrahi birikimimiz var.
Ancak organ naklini sadece ameliyat sayıları üzerinden değerlendirmemek gerekiyor. Kadavra bağışının artırılması, organ bağış kültürünün toplumda güçlendirilmesi ve mevcut organların daha etkin şekilde kullanılabilmesi de en az cerrahi başarı kadar önemli.
Türkiye'nin bu alanda çok ciddi bir potansiyeli olduğunu düşünüyorum. Özellikle genç hekimlerin ve deneyimli transplant ekiplerinin bir arada çalışmasıyla ülkemizin organ naklinde uluslararası düzeydeki konumunu daha da güçlendirebileceğine inanıyorum.
Organ nakli yapılırken nelere dikkat edilmeli? Bu ameliyatların zor yanları nelerdir?
Organ nakli, cerrahinin belki de en fazla ekip çalışması gerektiren alanlarından biri. Sadece cerrahın teknik başarısı yeterli değil. Donörün değerlendirilmesinden organın çıkarılmasına, taşınmasına, alıcının hazırlanmasına, ameliyat sonrası yoğun bakım ve immünsüpresif tedaviye kadar çok uzun bir süreç söz konusu.
Cerrahi açıdan baktığımızda özellikle karaciğer nakli son derece kompleks bir ameliyat. Damar yapıları, safra yolları, kanama riski ve hastanın genel durumu aynı anda yönetilmek zorunda.
Ama bence işin en zor taraflarından biri, bir insanın hayatını kurtarmak için başka bir insanın bağışladığı organın en doğru şekilde kullanılmasının sorumluluğunu taşımak. Bu nedenle transplant cerrahisinde teknik bilgi kadar etik sorumluluk ve ekip uyumu da çok önemli.
Ülkemizde başta tıp alanında olmak üzere bilim insanlarına yeterince değer veriliyor mu?
Bilim insanlarının yaptığı işin değeri çok büyük ama bunun toplumda ve sistem içerisinde daha fazla karşılık bulması gerektiğini düşünüyorum.
Bilimsel çalışma kısa vadede sonuç vermeyebilir. Bazen bir araştırmanın sonucunu almak yıllar sürebiliyor. Dolayısıyla bilime yatırım yaparken sabırlı olmak gerekiyor.
Özellikle genç akademisyenlerin araştırma yapabilecekleri zamanı ve kaynakları bulabilmeleri önemli. Akademisyeni sadece yayın sayısıyla değerlendirmek yerine, yaptığı çalışmanın niteliğine, topluma ve bilime katkısına da bakılması gerektiğini düşünüyorum.
Hocalık yaparken mi, hastaları tedavi ederken mi daha mutlu oluyorsunuz?
İkisini birbirinden ayırmak benim için çok zor. Çünkü iyi bir akademisyenliğin iyi bir hekimlikten, iyi bir hekimliğin de sürekli öğrenmekten geçtiğini düşünüyorum.
Bir hastayı ameliyat edip sağlığına kavuşmasına katkıda bulunmak çok büyük bir mutluluk. Ama bildiğiniz bir şeyi genç bir meslektaşınıza veya öğrenciye aktarabilmek ve onun yıllar sonra o bilgiyi başka bir hastanın tedavisinde kullanacağını bilmek de ayrı bir mutluluk. Sanırım beni akademisyenlikte tutan en önemli şeylerden biri de bu. Yaptığınız iş sadece o günkü hastayı değil, sizden sonra gelecek hekimleri de etkileyebiliyor.
Dr. Yavuz Selim Angın’ın hayatındaki kırılma noktası neydi?
Hayatımda tek bir kırılma noktası olduğunu söylemek zor. Tıp Fakültesine girmek, uzmanlık eğitimi, cerrahiyle tanışmak ve sonrasında akademik hayata geçmek birbirini takip eden önemli dönüm noktaları oldu.
Özellikle cerrahi eğitimi sırasında aldığım kararların ve karşılaştığım hocaların mesleki gelişimimde çok büyük etkisi oldu. Cerrahi bana sadece ameliyat yapmayı değil, karar vermeyi, sorumluluk almayı ve bazen belirsizlik içerisinde doğru kararı vermeye çalışmayı öğretti.
Bugün geldiğim noktada ise hâlâ kendimi yolun başında görüyorum. Çünkü tıpta, özellikle cerrahide, ‘artık öğrendim’ diyebileceğiniz bir nokta yok.
Tıp alanında eğitim almak isteyen gençlere neleri tavsiye edersiniz?
Öncelikle Tıp Fakültesine sadece prestijli bir meslek olduğu için gelmemelerini tavsiye ederim. Çünkü hekimlik çok uzun bir eğitim, yoğun bir çalışma ve ciddi bir sorumluluk gerektiriyor.
Bu mesleği gerçekten insanlarla ilgilenmeyi, öğrenmeyi ve zor durumlarda sorumluluk almayı seven insanların seçmesi gerektiğini düşünüyorum.
Bir diğer tavsiyem de sadece sınavlara çalışmamaları. İngilizce öğrenmeleri, bilimsel makale okumayı alışkanlık haline getirmeleri ve teknolojiyi, özellikle yapay zekâyı yakından takip etmeleri gerekiyor.
Önümüzdeki yıllarda tıp çok hızlı değişecek. Ancak teknoloji ne kadar gelişirse gelişsin, hekimin temel özelliğinin iyi bir insan ve iyi bir klinisyen olmak olduğunu unutmamak gerekiyor.