Türk Eğitim-Sen Eskişehir 1 No’lu Şube Başkanı Kamuran Arıkan şu ifadeleri kullandı:
"Son günlerde kamuoyunda, hemen hemen her yıl olduğu gibi, öğretmenlerin kılık kıyafeti yeniden gündeme getiriliyor. Öğretmenlerin serbest kıyafet uygulamasına geçmesinden bu yana zaman zaman bu tartışmaların tekrarlandığını görüyoruz.
Ancak burada şunu ifade etmek istiyorum: Acaba bu konu, Milli Eğitim Bakanlığının bir gündem saptırması mı? Çünkü öğretmenlerin büyük bölümünü ilgilendirmeyen ve eğitim sisteminin temel meseleleri arasında yer almayan bir konu, Türkiye'nin gündemine taşınabiliyor.
Aslında öğretmenler arasında ciddi bir kılık kıyafet sorunu yok. Bunu özellikle belirtmek isteriz. Sendika olarak öğretmenlerin, mesleklerinin gerektirdiği sorumluluk çerçevesinde kendilerini ifade edebilecek şekilde giyinebileceklerini düşünüyoruz. Öğretmenlerin büyük çoğunluğu da zaten bu hassasiyetle hareket ediyor.
Bunun dışında davranan öğretmenler veya yöneticiler var mıdır? Elbette olabilir. Ancak bunlar eğitim sisteminin temel sorunları arasında gösterilecek boyutta değildir ve zaman içerisinde çözülebilecek meselelerdir.
Peki Milli Eğitim Bakanlığı öğretmenlerin kılık kıyafetini gündeme getirirken kamuoyunun dikkatinden hangi sorunlar uzaklaşıyor? Asıl konuşulması gereken meselelerin neden gündeme gelmediğini sormamız gerekiyor.
Bugün Türkiye'nin gündemine öğretmenlerin kılık kıyafeti getiriliyor. Peki eğitimde gerçekten temel sorunumuz öğretmenlerin kıyafeti mi? Hayır.
O halde bu maskeyi kaldıralım ve arkasında kalan gerçek sorunlara bakalım.
Bugün Türkiye'de öğretmenlerin saygınlığıyla ilgili ciddi bir sorun var. Bu yeterince konuşuluyor mu? Hayır.
Öğretmen yetiştirme sistemi ve eğitim fakültelerinin durumu konuşuluyor mu? Eğitim fakültelerinin bazı bölümleri boş kalıyor, yeterince tercih edilmiyor ve üniversite sınavındaki başarı sıralamaları giderek düşüyor. Bunlar gündeme getiriliyor mu? Hayır.
Milli Eğitim Bakanlığı personelinin eş durumu tayinleri konuşuluyor mu? Konuşulmuyor. Eşler bir araya gelemiyor. Cumhurbaşkanımız üç çocuk çağrısında bulunuyor ancak insanlar zaten geç yaşlarda evleniyor. Evlendikten sonra da eşler farklı şehirlerde görev yaptıkları için bir araya gelemiyor. Çocuk sahibi olduklarında ayrı bir sorunla karşılaşıyorlar.
Şu anda eş durumu tayini bekleyen çok sayıda arkadaşımız var. Asker ve polis eşlerine il emri verildi. Peki diğer çalışanların eşleri eş değil mi? Onlar anne veya baba değil mi? Bir öğretmen özel sektörde çalışan bir mühendisle evlendiyse bunun problem haline gelmesi doğru mu?
Okulların ödenek sorunu var. Hepiniz Eskişehir'deki okulları geziyorsunuz ve okulların durumunu biliyorsunuz. Okullara yeterli ödenek gönderiliyor mu?
Okullar kapanmadan yaklaşık 10 gün önce İŞKUR üzerinden çalışan personelin görevlerine son verildi. Peki o 10 günlük süreç nasıl geçirildi? Ortaya çıkan ihtiyaçların maliyeti nereden karşılandı?
Şimdi okullar yeniden açılıyor. Okullar hazır mı? Temizlikleri tamamlandı mı? Yeterli temizlik personeli verildi mi? Hayır. Peki bunlar gündeme getiriliyor mu? Hayır.
Eğitim sistemi sürekli değişiyor. Neredeyse her Milli Eğitim Bakanına göre sistem yeniden şekilleniyor. Oysa eğitim süreklilik isteyen bir alandır. Bu sorun yeterince konuşuluyor mu? Hayır.
Eğitimde liyakat sorunu var. Bunu her zaman söylüyoruz. Eğitimde liyakat sorunu var mı? Var. Peki yeterince gündeme getiriliyor mu? Hayır.
Eğitimde mülakat sorunu var. En son 1611 öğretmen arkadaşımızın hakkının yenildiğini ifade etmiştik. Sendikaların ve özellikle bizim sendikamızın katkılarıyla bu arkadaşlarımızın hakları iade edildi ancak üç yıldır atanamadılar. Dolayısıyla mülakat meselesi de eğitim sisteminin önemli sorunlarından biri olmaya devam ediyor.
Öğretmenler arasındaki adaletsizlik ciddi boyutlara ulaştı. Proje okullarına öğretmenlerin nasıl seçildiği konuşuluyor mu? Hayır.
Öğrencileri doğrudan ilgilendiren sınav sistemi yeterince tartışılıyor mu? Hayır.
Zorunlu 12 yıllık eğitim tartışılıyor. Biz zamanında zorunlu 12 yıllık eğitime karşı olduğumuzu söylemiştik. Şimdi Milli Eğitim Bakanı da 12 yıllık zorunlu eğitim sisteminin yeniden değerlendirilmesi gerektiğini ifade ediyor. Peki bu mesele yeterince konuşuluyor mu? Hayır.
Okul binalarının durumu ortada. Eskişehir'de de bazı okul binalarının durumunu hepimiz biliyoruz. Yıkım aşamasına gelen binalar var. Bu konu gündeme getiriliyor mu? Hayır.
Türkiye'de hâlâ ikili eğitim uygulanan okullar var. İkili eğitim sorunu konuşuluyor mu? Hayır.
Bunların tamamı bizim gerçek gündemimizi oluşturan sorunlardır.
Öğretmenlerin mali ve özlük hakları yeterince gündeme getiriliyor mu? Hayır.
Velilerin öğretmenler üzerindeki baskısı konuşuluyor mu? Öğretmenler hem öğrenciler hem de veliler karşısında ciddi sorunlarla karşılaşabiliyor. Öğretmenin otoritesinin giderek zayıflaması konuşuluyor mu? Hayır.
Sözleşmeli öğretmenlik gündeme getiriliyor mu? Hayır.
Ücretli öğretmenlik konuşuluyor mu? Hayır. Milli Eğitim Bakanımız, '40 bin liranın altında çalışan öğretmen varsa bana şikâyet edin' dedi. Biz de buradan kamuoyuna duyuralım. Ücretli öğretmenler haftada 30 saat derse giriyor. Bu öğretmenlerin ay sonunda aldıkları ücrete bakılsın. Aldıkları ücret asgari ücrete ulaşıyor mu?
Özel öğretim kurumlarında çalışan öğretmenlerin yaşadığı sorunlar gündeme getiriliyor mu? Getirilmiyor.
Öğrencilerin kılık kıyafet sorunu konuşuluyor mu? Öğretmen, öğrencinin kıyafeti konusunda uyarıda bulunduğunda dahi sorun yaşayabiliyor. Biz bunları il disiplin kurullarında ve müfettişlerle yaptığımız görüşmelerde dile getiriyoruz. Bir öğretmen öğrencisine, 'Kızım, oğlum, bunu neden giyiyorsun?' dediğinde veli şikâyette bulunabiliyor ve 'Çocuğumun psikolojisini bozdunuz' denilerek öğretmen hakkında disiplin süreci başlatılabiliyor. Hatta öğretmen kınama cezasıyla karşı karşıya kalabiliyor. Bunlar gündeme getiriliyor mu? Hayır.
Çalışan anne ve babaların çocuklarının yaşadığı sorunlar konuşuluyor mu? İnsanlar sabah 8'den akşam 5'e kadar çalışıyor. Bu ailelerin çocukları için kreş imkânları ve okulların şartları yeterince ele alınıyor mu? Hayır.
Dezavantajlı çocukların durumu gündeme getiriliyor mu? Bu çocukların eğitimi için yeterli imkân sağlanıyor mu? Hayır.
Meslek liselerinin sorunları konuşuluyor mu? Hayır.
Okul kantinlerindeki fiyatlar konuşuluyor mu? Bir öğrenci bugün kaç liraya tost yiyebiliyor? Kaç liraya çay veya meyve suyu alabiliyor? Evinden aç gelen bir öğrenci okulda bir tost alacak parayı bulamıyorsa bunun üzerinde durulması gerekmiyor mu?
Kayıt ücretleri konuşuluyor mu? Hayır.
Dezavantajlı bölgelerde görev yapan öğretmenlerin şartları konuşuluyor mu? Eskişehir merkezinde görev yapan bir öğretmenle Şemdinli'de görev yapan bir öğretmenin şartları aynı mı? Değil. Peki bu farklılıklar yeterince gündeme getiriliyor mu? Hayır.
Bir başka önemli mesele de öğretmenlerin emeklilik sorunudur. Öğretmenler artık emekli olamıyor, 65 yaşına kadar çalışmak zorunda kalıyor.
Eskişehir üzerinden bir örnek vereyim. Yaklaşık üç-dört yıl öncesine kadar Eskişehir'de yılda ortalama 400 civarında öğretmen emekli oluyordu. Hatta bazı yıllarda bu sayı 650 civarına kadar çıkıyordu. Böylece sistemden emekli olan öğretmenler çıkıyor, onların yerine yeni öğretmenler sisteme dâhil olabiliyordu.
Şimdi ise Eskişehir'de yılda ancak 60-70 civarında öğretmen emekli oluyor.
Neden? Çünkü öğretmen emekli olduğunda gelirinde çok ciddi bir düşüş yaşanıyor. Normal şartlarda emekli olduğumuzda maaşımızın yaklaşık yüzde 75'ini emekli aylığı olarak almamız gerekirken başöğretmenlik tazminatı ve seyyanen zamlar emekliliğe yansıtılmadığı için bugün bir öğretmen, çalışırken aldığı maaşın yarısından daha düşük bir gelirle emekli olmak durumunda kalıyor.
Dolayısıyla öğretmenler emekli olmak istemiyor. Bunun sonucunda sistemde norm kadro fazlası öğretmen sorunu da karşımıza çıkıyor.
Eğitim sisteminin asıl sorunlarının bunlar olduğunu bir kez daha ifade etmek istiyorum. Öğretmenlerin kılık kıyafeti üzerinden yürütülen tartışmaların ise bu temel sorunların önüne geçtiğini ve gerçek eğitim gündemini gölgede bıraktığını düşünüyoruz."

