İsmail Sakarya şu ifadeleri kullandı; "Dün Şanlıurfa'nın Siverek ilçesi Ahmet Koyuncu Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesinde hepimizi derinden sarsan ağır bir saldırı yaşanmıştır. Saldırıyı gerçekleştiren kişinin okulun eski öğrencisi olduğu, saldırının ardından yaşamına son verdiği, saldırıda aralarında hayati tehlikesi olan eğitim emekçileri de olmak üzere, öğrenciler ve kamu görevlileri dâhil 17 kişinin yaralandığı yetkililer tarafından açıklanmıştır.
Tek başına bir 'şiddet vakası' olarak değerlendirilemeyecek olan bu elim hadise, içinde bulunduğumuz sistemin derin çelişkilerini ve çözülme halini açık biçimde ortaya koymaktadır. Daha geçtiğimiz ay İstanbul Çekmeköy’de görev yaptığı okulda uğradığı bıçaklı saldırı sonucu hayatını kaybeden meslektaşımız Fatma Nur Çelik’in acısını hâlâ içimizde taşırken böylesine bir trajedinin yeniden yaşanması şiddetin eğitim kurumlarda ne denli yapısal bir sorun haline geldiğini göstermektedir.
Bugün eğitim, çocuklarımıza umut vermiyor.
Bugün eğitim, gençlerimize gelecek kurdurmuyor.
Gençlerimiz hayal kuramıyor, yarına inanamıyor.
Çünkü bu sistem, onları hayata değil; çaresizliğe, öfkeye ve çıkışsızlığa sürüklüyor.
Ve işte o öfke, o umutsuzluk, bugün okul koridorlarında silah sesi olarak yankılanıyor!
Buradan soruyoruz:
En güvenli yer olması gereken olan okullar nasıl oldu da en güvensiz alanlara dönüştü?
Bilimin, aklın, aydınlanmanın mekânı olması gereken okullar, nasıl oldu da çocukların camdan atlayarak canını kurtarmaya çalıştığı yerlere dönüştü?
Bu bir çöküştür!
Bu, eğitimde güvenlik politikasının iflasıdır!
Bu, öğretmeni yalnız bırakan, okulu kaderine terk eden anlayışın eseridir!
Her olaydan sonra yapılan açıklamalar ve geçici tedbirler, kalıcı ve caydırıcı çözümlerin yerini alamamış; sorun adeta kronikleşmiştir.
Bugün gelinen noktada açıkça görülmektedir ki okullarımızın güvenliği yalnızca temenniyle, geçici önlemlerle ya da kâğıt üzerindeki düzenlemelerle sağlanamaz. Okul giriş-çıkışlarının etkin denetimi, yeterli ve nitelikli güvenlik personeli istihdamı, gerçekçi risk analizleri ve güçlü psikososyal destek mekanizmaları artık bir tercih değil, açık bir zorunluluktur.
Eğitim çalışanlarının ve öğrencilerimizin can güvenliği, hiçbir idari gecikmeye, hiçbir ihmale ve hiçbir gerekçeye kurban edilemez.
Eğitim, bir güvenlik meselesine indirgenemeyecek kadar yaşamsal, piyasa ilişkilerine terk edilemeyecek kadar kamusal bir haktır. Öğrencilerin ve eğitim emekçilerinin can güvenliğini, fiziksel ve ruhsal bütünlüğünü korumak kamusal sorumluluğun en temel gereğidir.
Buradan bir kez daha, altını çizerek taleplerimizi kamuoyuna ve bu Bakanlığa ilan ediyoruz:
· Okullarda revir ve sağlık görevlisi bulunmalıdır.
· Okul girişlerinde kadrolu güvenlik görevlisi görevlendirilmeli, girişlerde denetim sağlanmalıdır.
· Okullarda yeterli sayıda kadrolu temizlik personeli görevlendirilmelidir.
· Her öğrenci için ücretsiz, sağlıklı okul yemeği ve temiz içme suyu sağlanmalıdır.
· Her okula rehber öğretmen atanmalı, öğrenci sayısına göre rehber öğretmen sayısı artırılmalıdır. Rehber öğretmenlerin raporları dikkate alınmalıdır.
· Ülkemizdeki sosyal hizmetler sistemi geliştirilmeli ve okullarla sosyal hizmetler arasında ilişki kurulmalıdır.
· CİMER üzerinden öğretmenler üzerinde kurulan baskıya son verilmelidir.
· Kalabalık sınıflar azaltılmalı, yeni okul binaları ve derslikler yapılmalıdır.
· Sanat ve spor dersleri güçlendirilmeli, okul takımları ve sanat kulüpleri yaygınlaştırılmalıdır.
· Tüm okullar TSE güvenlik ve fiziki koşul standartlarına uygun hale getirilmelidir. Bu talepler lütuf değil, en temel haktır.
Bu talepler ertelenemez, görmezden gelinemez.
Bir kez daha söylüyoruz:
Okulları güvensiz bırakanlar, bu tablonun sorumluluğundan kaçamaz.
Biz buradayız, takipçisiyiz ve bu mücadeleden geri adım atmayacağız.
Gelin, ARTIK YETER diyelim!
Eğitim İş
Eğitim Sen
Eğitimin Gücü Sen
Hürriyetçi Eğitim Sen
Özel Öğretmenler Sendikası
Teç Sen

