Cumhuriyet Halk Partisi Eskişehir İl Başkanı Talat Yalaz şu ifadeleri kullandı; "AKP'nin Eskişehir Milletvekili Nebi Hatipoğlu tarafından Eskişehir Büyükşehir Belediyemize ve Tepebaşı Belediyemize yönelik olarak son günlerde dile getirilen iddialar üzerine kamuoyunu doğru bilgilendirme ve gerçekleri açıklama zorunluluğu doğmuştur. Nebi Hatipoğlu gerçekleştirdiği basın toplantısında siyasi nezaketin ve eleştiri sınırlarının çok ötesine geçerek kullandığı ifadelerle kendi seviyesini dahi geride bırakmıştır.
Gerek rektörlüğü döneminde gerek Büyükşehir Belediye Başkanlığı dönemlerinde hayatını Eskişehir'e adamış, 5 dönem üst üste halkımızın açık ve güçlü desteğiyle seçilmiş, bozkırın ortasında vaha olarak anılan bir kent yaratan Yılmaz Büyükerşen'e Nebi Hatipoğlu siyaseti bıraktırdığını ifade etti. Yani Nebi Hatipoğlu, Yılmaz Büyükerşen'e siyaseti bıraktırmış. Kendisine buradan samimiyetle soruyoruz; nasıl bıraktırdığını, ne yapıp da bıraktırdığını da açıklamasını beklerdik. Söz gelimi bir seçimde karşısına geçip 70 bin fark mı atmış? Yani 70 bin fark atsa siyaset bırakılırdı herhalde, Yılmaz Hoca bırakırdı. Ya da anketlerde kendisinin siyasi partisi 1. çıkıyor, Cumhuriyet Halk Partisi'nde bir geri gidiş mi var; ondan dolayı mı bırakmış? Yoksa Cumhuriyet Halk Partisi, yani Yılmaz Büyükerşen'in partisi Cumhuriyet Halk Partisi; sahadan, çarşıdan, pazardan uzak bir siyaset icra ederken kendileri sokakta, sahada siyasetin nabzını tutuyorlar ve bir sonraki seçimde kendilerinin seçileceğine inanıyorlar da bu sebeple mi bırakmış? Bunların açıklamasını açıkçası kendisinden bekliyoruz.
Yine açıklamasında Tepebaşı Belediye Başkanımız Ahmet Ataç'a yönelik etik dışı ve seviyesiz ifadeler kullanarak siyasi çaresizliğini açık bir şekilde göstermiştir. Odunpazarı'nda Kazım Kurt öncülüğünde sürdürülen halkçı belediyecilik anlayışı karşısında sandıkta kazanamayanlar şimdi de ilçeyi ikiye bölme niyetlerini açıkça dile getirmişler, halkın iradesine saygısızlıklarını ve yönetememe halinin itirafını dile getirmişlerdir.
Değerli basın mensupları, değerli Eskişehirliler; unutulmamalıdır ki Eskişehir'de siyaset kişisel hırslarla değil halkın iradesi, emeği ve ortak aklıyla yapılır. Bu kentin hafızasında kimlerin taş üstüne taş koyduğu, kimlerin ise yalnızca konuştuğu çok iyi bilinmektedir. Bugün Eskişehirlilerin yıllardır sandıkta açık ve net biçimde ortaya koyduğu tercihi hazmedemeyenlerin algı operasyonlarıyla, tehditkar söylemlerle ve bölme planlarıyla sonuç almaya çalışmaları nafıledir. Eskişehir ne talimatla dizayn edilecek bir şehir ne de masa başı hesaplarla şekillendirilebilecek bir kenttir.
Öncelikle ifade etmek isterim ki kentimizin önemli kültür ve turizm değerlerinden birisi olan Yılmaz Büyükerşen Balmumu Heykeller Müzesi, Eskişehir Büyükşehir Belediyemize aittir. Müze, belediyemizin imkanlarıyla işletilmekte olup elde edilen gelirin tamamı belediye bütçesine kaydedilmekte, hiçbir şekilde herhangi bir kişi ya da şahsi hesaba aktarılmamaktadır. Müzede yer alan balmumu heykellerin sanatsal tasarım ve yapım süreci Eskişehir'e ve Türkiye'ye sayısız kültürel değer kazandırmış olan değerli hocamız Yılmaz Büyükerşen tarafından tamamen sanatsal katkı ve bağış iradesi çerçevesinde gerçekleştirilmiştir. Heykellerin üretiminde kullanılan malzemelerin bedelleri belediye bütçelerinden karşılanmış, bu eserler üzerinden Sayın Büyükerşen'in şahsına yönelik tek kuruşluk bir gelir dahi söz konusu olmamıştır. Müzenin işletilmesi, güvenlikten danışmaya, yönetimden diğer tüm hizmet alanlarına kadar tamamen Eskişehir Büyükşehir Belediyesi sorumluluğundadır. Müze bünyesinde görev yapan tüm personel belediye kadrolarında çalışmakta ve maaşları belediye bütçesinden ödenmektedir. Gelirlerin kullanımı şeffaf, denetlenebilir ve kayıt altındadır. Elde edilen gelirler ihtiyaç sahipleriyle öğrencilerin eğitim ve sağlık giderlerinde kullanılmakta, tüm harcamalar belediyenin bütçe ve kesin hesaplarında yer almakta ve ilgili denetim mercilerinin de incelemesine açıktır. Büyükşehir Belediyemiz ödeme ve tahsilat süreçlerini mevzuata uygun şekilde yürütmektedir. Bir milletvekiline, Nebi Hatipoğlu bile olsa böyle asılsız iddialarla kamuoyunu yanıltmaya çalışmak yakışmamaktadır. Böyle bir iddiada, böylesine vahim bir iddiada bulunuyorsanız elinizde somut bir delil, bilgi ve belgeyle halkın karşısına çıkın. Bu dediğimiz hususların aksine Nebi Hatipoğlu'nun elinde bir tek somut belge varsa cesaret etsin, kamuoyuyla açıklasın.
Öte yandan değerli basın mensupları, Nebi Hatipoğlu'nun Tepebaşı Belediyesi ve Belediye Başkanımız Ahmet Ataç hakkında kullandığı dil, siyasi eleştirilerin çok daha ötesinde yaş üzerinden küçümseyici, alaycı ve tehditkar bir üsluba dönüşmüştür. Yerel yöneticiliği kişisel yaşa indirgemek ne ahlakidir ne etiktir ne de siyasidir. Böyle bir dil sadece ama sadece bu dili kullanan ağızlara yakışır. Eleştiri yapılacaksa vizyon, hizmet ve icraatlar üzerinden yapılır. Başkanlarımızın hemşehrilerimizden aldıkları büyük desteklere hazmedemeyenler, başkanlarımızı seçimle yenemeyenler algılarla yıpratmaya çalışmaktadır ama nafile bir çaba içindedirler. Ahmet Ataç'ın yaşı üzerinden ortaya koymaya çalıştıkları, sadece yaşı üzerinden ortaya koymaya çalıştıkları bu siyasi başarısız denemeler hiçbir zaman amacına ulaşmamıştır, ulaşamayacaktır. Siyasetteki okumasını Sayın Nebi Hatipoğlu yaş üzerinden yapıyorsa bir zahmet Recep Tayyip Erdoğan'ın ve Devlet Bahçeli'nin kaç yaşında olduklarını da kendilerine sormak gerekir. Sandıkta yenemedikleri Ahmet Ataç'ın yaşı, yani yaşı ileri diyerek neyi amaçladıklarını da belirtmelerini isteriz. Ahmet Ataç bıraksın, yerine Nebi Hatipoğlu mu geçsin? Ya da bunun yolu bellidir; bir genel seçim sandığı önümüze konulur, genel seçimde provasını yaparız, gözü keserse de yerel seçimde çıkar karşısına Ahmet Ataç'ın aday olur. Ama o bileği bükemedikleri gibi bükemeyeceklerini de hep birlikte kendileri bizzat görür ve gözlemlerler.
Bu itibarla yaş üzerinden yapılan bu siyasetin son derece çirkin olduğunu ve bunun dışında başka bir siyaset yapabilme gibi imkan bulamadıklarından bir çaresizliğin de dışa vurumu olduğunu ifade etmek istiyorum. Ahmet Ataç'ın Tepebaşı'nda ortaya koyduğu belediyecilik anlayışı birçok ifadede özetleyecek olursak Alzheimer Merkezi ve huzurevleri, Çocuk Ağız ve Diş Sağlığı Polikliniği, özel çocuklar için montaj atölyeleri, İki Elin Sesi Var Çocuk ve Gençlik Senfoni Orkestraları, gençlik merkezleri, Gökkuşağı kafeler, deneyimli kafeler, etüt merkezleri, belde evleri, birçok sosyal sanatsal yaşam projesi, kültürel etkinlikler, insan odaklı sosyal belediyeciliğe ilişkin birçok proje ve hayata geçirilen hizmettir. Yani bunları yok sayıp sadece Tepebaşı Belediyesi üzerinden yaşa dayalı bir okuma yapmak büyük bir vizyonsuzluğun da göstergesidir. Tepebaşı Belediyesi, Ahmet Ataç'ın liderliğinde yalnızca yerelde değil, uluslararası alanda da akıllı kent girişimi kategorisinde küresel model ödülü almış, dünyaya örnek gösterilen bir yerel yönetim olmuştur. Bu başarıyı yok saymaya yönelik algı saldırıları beyhudedir. Bugün Ahmet Ataç'ın Belediye Başkanı olmasıyla 1999'dan beri hayata geçirilen projelerle toplumsal dayanışmayla sosyal demokrat belediyeciliğin en önemli örneklerinden birisi haline gelen Tepebaşı, ülkemizin en yaşanabilir ilçeleri sıralamasında 8. sıraya yerleşmiştir. Buna rağmen Nebi Hatipoğlu'nun kamuoyuna sunduğu iddialar resmi denetim raporunda bile yer almayan, belgeye dayanmayan, kulaktan dolma ifadelerle süslenmiş bir algı siyaseti niteliği taşımaktadır. Bir milletvekilinin görevi dedikodularla değil, belgelerle konuşmaktır. Sayıştay raporlarında dahi yer almayan iddiaların gerçekmiş gibi sunulması kabul edilemez. Nebi Hatipoğlu'nun tehditkar ifadeleri AK Parti iktidarının yaratmak istediği korku ikliminin şehrimizdeki yansımasıdır. Siyaset eleştiriyle, eleştiriyi tehditle, algıyla karıştırmadan seçmenin emaneti olan iradeye saygı gösterilerek yürütülmelidir. Belediyemizce kentimizin çocuklarına, yaşlılarına, gençlerine, kısacası her bir yurttaşına dokunan hizmetler algı operasyonlarının gölgesinde bırakılamayacak kadar kıymetli ve değerlidir.
Ayrıca 'ben yaptım oldu' anlayışıyla Odunpazarı ilçemizi bölüp yeni bir belediye kurmak düşüncesi neden ve nasıl gündeme gelmiştir bunu da yerli yerine oturtmak lazım. Halk iradesiyle seçimleri kazanamayanlar, daha bir önceki seçimde Cumhuriyet Halk Eskişehir'deki yerel seçimler tarihinin en rekor farkını yiyen, 70.000 fark gibi bir farkı daha 2 sene önce yiyen Nebi Hatipoğlu, halk iradesiyle seçimi kazanamayıp böyle bir binbir fırıldak ile belediyelerimizi kazanabileceklerini zannetmektedir. Bu entrika zihniyeti ilçemizi değil ikiye, bine de bölseler sandıkta yok olmaya mahkumdur. Ve kamuoyunun dikkatinden kaçmaması gereken önemli bir husus da şudur: Nebi Hatipoğlu 2023 seçimlerinde İyi Partiden milletvekili seçilmiş, hepinizin bildiği üzere seçmenin emanet ettiği oylarla Türkiye Büyük Millet Meclisine girmiş, kısa süre sonra partisinden ayrılarak seçildiği yerin tam karşısında konumlanan başka bir siyasi kanada geçmiştir. Bu tercih seçmen iradesine ve halkın verdiği yetkiye sadakat gösterilmediğinin son derece somut bir örneğidir. Henüz bu siyasi savrulmanın hesabını kamuoyuna açık ve ikna edici biçimde verememiş bir ismin halkın oylarıyla seçilmiş, defalarca seçilmiş belediye başkanlarımızı tehditkar bir dille hedef alması siyaseten de ahlaken de kabul edilemez. Kamuoyunda borsa manipülasyonları iddialarıyla anılan, lüks yaşam tarzıyla sıkça gündeme gelen, alın terinin, emeğin ve yerel yönetimlerin kamusal sorumluluğunun ne anlama geldiğinden bihaber bir anlayışın sosyal belediyeciliği hedef alması şaşırtıcı değildir. Ama bilinmelidir ki Cumhuriyet Halk Partili belediyeler tehditlere boyun eğmez. Hesap vermesi gerekenler halktan aldığı yetkiyi kişisel ve çıkarları uğruna boşa düşürenlerdir. Cumhuriyet Halk Partisi olarak bizler şeffaflık, hesap verilebilirlik, kamu kaynaklarının doğru kullanımı ve sosyal belediyecilik ilkeleriyle hareket ediyoruz. Bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da bu ilkeleri gölgelemeye yönelik hiçbir ithama sessiz kalmayacağız. Kentimizin kültürel mirası ve sosyal belediyecilik anlayışı üzerinden yaratılmak istenen algıları reddediyor, tüm hemşerilerimizi resmi bilgi ve belgelere dayalı açıklamaları dikkate almaya davet ediyoruz. Bizim siyasetimiz rantın değil halkın, ayrıcalığın değil emeğin, tehditkar dilin değil demokratik meşruiyetin siyasetidir. Bu çizgiden de bir adım geri atmadık, atmayacağız. Siyaset tehdit diliyle, isnatla ve karalamayla değil hukukla, belgeyle ve halkın iradesine saygıyla yapılır. Aksi halde bu yolun sonu bellidir: sandıkta mahkumiyet, kamuoyunda mahcubiyet. Değerli basın mensupları, değerli Eskişehirliler, son olarak sözün özü şudur: Bir AK Parti İl Başkanı geçtiğimiz günlerde çıkıp Cumhuriyet Halk Partisinin parçalanacağını ifade etmiştir. Yani halkta, sokakta karşılığı olmayanlar, artık iktidar olma umudunu kaybedenler, iktidar olmanın beyhude yolunun Cumhuriyet Halk Partisinin parçalanması olduğuna umut bağlamışlardır. Yine AK Parti'nin milletvekili az önce ifade ettiğim gibi bütün Eskişehir'i yönetebilme imkan ve ihtimalini belediye başkanlarımızın siyaseti bırakması ya da algı operasyonlarıyla yıpratılması ya da olmadık ifadelerle ithamlarla kamuoyunda rencide edilmeye çalışılmasına bağlamıştır. Bu büyük bir acziyetin göstergesidir. Bizler kendilerini sokağa, halkın arasına, çarşıya, pazara, halkın arasında siyaset yapmaya davet ediyoruz. Siyasetin adresi böyle salonlarda yapılan olmadık iddialarla halkın karşısında olmak değil, bizatihi halkla kol kola girerek halkın arasında siyaset yapmaktır. Bunu yapmadıkları takdirde kaybetmeye mahkumdurlar. Hepinizi saygı ve sevgiyle selamlıyoruz. Borsada manipülasyon olabilir, siyaseti manipüle ettirmeyiz. Bizler buradayız, belediye başkanlarımız dimdik ayakta görevlerinin başındadır. Aksi bir şeyin rüyasını görenler avucunu yalarlar, rüyasında bile göremeyecekleri kadar Eskişehir gerçeği, Eskişehirlilerle belediye başkanlarımızın uyumu ve halkımızın belediye başkanlarımıza teveccühü ortadadır. Saygılarımı sunuyor, her birinizi saygı ve sevgiyle selamlıyorum."
