ABD’de gerçekleşen Copernicus Matematik Olimpiyatı 2026 Dünya Finali'nde Bronz Madalya kazanarak; Eskişehir ve Türkiye’nin gururu olan Lise öğrencisi Ömer Sarp Yıldırım, Haberes Dergisi’nin 76’ncı sayısına konuk oldu. Haberes Dergisi Genel Yayın Yönetmeni Ayhan Aydıner’in yaşadıklarını anlatan Yıldırım; “Bu deneyim bana uluslararası bir ortamda kendimi görme fırsatı verdi. Farklı ülkelerden öğrencilerle aynı ortamda bulunmak ve aynı matematik heyecanını paylaşmak çok güzeldi” dedi.
Copernicus Matematik Olimpiyatı 2026 Dünya Finali'nde Türkiye'yi temsil ettiniz. Uluslararası organizasyonda gösterdiğiniz başarılı performansla Bronz Madalya kazanarak ülkemize büyük bir gurur yaşattınız. Bu organizasyona nasıl hazırlandınız? Bu başarıyı bekliyor muydunuz? Burada kazandığınız deneyim geleceğinizi nasıl etkileyecek?
Matematiği küçük yaşlardan beri çok seviyorum. Benim için matematik yalnızca okulda gördüğümüz bir ders değil; düşünmeyi, farklı çözüm yolları bulmayı ve zor bir problem üzerinde uğraşmayı sevdiğim bir alan. Bahçeşehir Fen ve Teknoloji Lisesindeki eğitimim ve Eskişehir BİLSEM’deki çalışmalarım da bu ilgimin daha da gelişmesini sağladı.
Copernicus Matematik Olimpiyatı ile Eskişehir BİLSEM’in yönlendirmesi sayesinde tanıştım. Ön eleme aşamasına katıldım; tüm soruları doğru yanıtlayarak tam puan aldım ve altın madalya kazandım. Bu sonuçla Dünya Finali’ne katılmaya hak kazandım. Ardından Amerika Birleşik Devletleri’nde gerçekleştirilen Dünya Finali’nde Türkiye’yi temsil ettim.
Final öncesinde özellikle olimpiyat tarzı, farklı düşünme ve problem çözme becerisi gerektiren sorular üzerinde çalıştım. Elbette başarılı olmayı çok istiyordum ancak dünyanın farklı ülkelerinden başarılı öğrencilerin katıldığı bir finalde sonucu önceden tahmin etmek kolay değildi. Bu nedenle bronz madalya kazanmak benim için çok büyük bir mutluluk oldu. Türkiye’yi temsil ederek bu başarıyı elde etmek ise madalyayı benim için çok daha anlamlı hâle getirdi.
Bu deneyim bana uluslararası bir ortamda kendimi görme fırsatı verdi. Farklı ülkelerden öğrencilerle aynı ortamda bulunmak ve aynı matematik heyecanını paylaşmak çok güzeldi. Bundan sonra da matematik ve bilim alanında kendimi geliştirmek, yeni çalışmalar ve projeler üretmek ve ülkemi uluslararası platformlarda yeniden temsil etmek istiyorum.
İlkokuldan itibaren bugüne kadar süren eğitim hayatınız hakkında bilgi verir misiniz? Nasıl bir öğrencisiniz?
İlkokuldan itibaren düzenli ve planlı çalışmaya önem veren bir öğrenci oldum. Derslerimi son ana bırakmak yerine zamanımı mümkün olduğunca iyi planlamaya çalışıyorum. Ama hayatımın sadece derslerden oluşmasını da istemiyorum. Gezmek, eğlenmek, arkadaşlarımla ve ailemle zaman geçirmek benim için çok önemli. Bence insan sevdiği şeylere de zaman ayırdığında derslerinde daha verimli olabiliyor.
Spor yapmayı ve özellikle basketbol oynamayı çok seviyorum. Bunun yanında satranç, zekâ oyunları ve küp oyunlarıyla ilgileniyorum. Problem çözmekten, araştırmaktan ve yeni şeyler öğrenmekten keyif alıyorum.
Eğitim hayatım boyunca sınav başarısının yanında proje çalışmalarına da önem verdim. 2025 LGS’de Türkiye birincisi oldum. Liseye başladıktan sonra da akademik çalışmalarımı ve proje üretmeyi sürdürdüm. TÜBİTAK 2204-A Lise Öğrencileri Araştırma Projeleri Yarışması’nda kimya alanındaki projemle bölge birinciliği elde ettim. Şu anda da yeni şeyler öğrenmeye ve farklı projeler üzerinde çalışmaya devam ediyorum.
Kendimi sadece yüksek not almaya çalışan bir öğrenci olarak görmüyorum. Merak eden, araştıran, üreten ama aynı zamanda spor yapmaya, eğlenmeye ve hayatın farklı yönlerini yaşamaya çalışan bir öğrenciyim.
Eğitim hayatınızda elde ettiğiniz başarılarda ailenizin etkisi nasıl?
Ailemin başarılarımda çok büyük bir payı var. Onlar beni hiçbir zaman sadece aldığım notlarla ya da kazandığım derecelerle değerlendirmediler. İlgi duyduğum alanlarda kendimi geliştirebilmem için isteklerimi dinlediler ve imkânları doğrultusunda ellerinden gelen desteği sağladılar.
Özellikle annem eğitim hayatım boyunca en büyük destekçilerimden biri oldu. LGS hazırlık döneminde de olimpiyat ve proje süreçlerinde de yanımdaydı. Bazen yoğun ve yorucu dönemler olabiliyor. Böyle zamanlarda ailemin bana güvenmesi ve destek olması benim için çok değerli.
LGS Türkiye birinciliği, TÜBİTAK kimya alanındaki bölge birinciliği ya da Copernicus Dünya Finali’ndeki bronz madalya dışarıdan bireysel başarılar gibi görünebilir. Ama benim için bunların arkasında ailemin sevgisi, emeği ve desteği de var. En önemlisi de bana kendi hedeflerimi belirleyebilmem için alan tanımaları. Bu yüzden kazandığım başarılarda onların da çok büyük payı olduğunu düşünüyorum.
Üniversite eğitiminizle ilgili planınız ne? Gelecekte nasıl bir meslek kariyeri düşünüyorsunuz?
Henüz lise eğitimimin başındayım ve önümde karar vermek için zaman olduğunu düşünüyorum. Bu nedenle şu anda kendimi tek bir üniversite ya da meslekle sınırlandırmak istemiyorum. Matematik, fen bilimleri ve teknolojiye ilgim çok fazla. Aynı zamanda araştırma yapmayı, proje geliştirmeyi ve ortaya somut bir çalışma çıkarmayı seviyorum.
Gelecekte iyi bir üniversitede, ilgi duyduğum ve yeteneklerimi en iyi şekilde kullanabileceğim bir alanda eğitim almak istiyorum. Üniversite yıllarında da sadece derslerle sınırlı kalmadan araştırma ve proje çalışmalarına devam etmek isterim.
Meslek seçiminde benim için önemli olan, yaptığım işi gerçekten sevmek, sürekli öğrenebilmek ve ürettiğim çalışmalarla insanlara ve bilime katkı sağlayabilmek. Önümüzdeki yıllarda edineceğim deneyimlerin hangi alanda ilerlemek istediğimi daha da netleştireceğini düşünüyorum.
Sizce ülkemizin eğitim sisteminin Avrupa ve Amerika’ya göre eksi ve artıları neler?
Farklı ülkelerin eğitim sistemlerini tam anlamıyla değerlendirebilmek için o sistemlerin içinde uzun süre eğitim görmek gerektiğini düşünüyorum. Bu nedenle kesin bir karşılaştırma yapmam doğru olmaz. Ancak uluslararası yarışmalarda farklı ülkelerden öğrencilerle bir araya gelmek bana bazı şeyleri gözlemleme fırsatı verdi.
Türkiye’de özellikle temel derslerde güçlü bir eğitim verildiğini ve öğrencilerin yoğun bir çalışma disiplini kazanabildiğini düşünüyorum. Ülkemizde gerçekten çok başarılı ve yetenekli öğrenciler var. BİLSEM, TÜBİTAK gibi kurumların ve bilimsel yarışmaların öğrencilere sunduğu imkânlar da çok değerli.
Bunun yanında eğitimin daha fazla uygulama, araştırma, proje üretme ve öğrencinin ilgi alanlarını keşfetmesi üzerine kurulmasının yararlı olacağını düşünüyorum. Avrupa ve Amerika’daki bazı eğitim ortamlarında öğrencilerin spor, sanat, bilimsel araştırma ve sosyal etkinlikleri akademik hayatlarıyla daha fazla birlikte yürütebildiklerini görüyoruz. Bence önemli olan farklı sistemlerin iyi yönlerinden yararlanarak öğrencilerin sadece sınavlarda değil, hayatın farklı alanlarında da kendilerini geliştirebilecekleri fırsatları artırmak.
Ülkemizde son yıllarda yetişen nitelikli değerlerimizin büyük çoğunluğu “beyin göçü” olarak yurt dışına gidiyor. Siz bu konuda ne düşünüyorsunuz?
Bence insanların eğitim almak, araştırma yapmak ve farklı deneyimler kazanmak amacıyla yurt dışına gitmeleri tek başına olumsuz bir durum değil. Bilim zaten uluslararası bir alan ve farklı ülkelerde bulunmak insana yeni bakış açıları kazandırabilir. Ben de gelecekte eğitimimin bir bölümünde yurt dışındaki imkânlardan yararlanmak isteyebilirim.
Ancak önemli olan, başarılı insanların kendi ülkelerinde de hayallerini gerçekleştirebilecekleri ortamların bulunması. Bilim insanlarının ve gençlerin araştırma yapabilecekleri, projelerini geliştirebilecekleri ve fikirlerinin değer gördüğünü hissedebilecekleri imkânlar arttıkça ülkelerine katkı sağlamak istemelerinin de artacağını düşünüyorum.
Ben gelecekte nerede eğitim alırsam alayım, edindiğim bilgi ve deneyimin ülkeme de katkı sağlamasını isterim. Copernicus Dünya Finali’nde Türkiye’yi temsil ederken hissettiğim gurur da bunu bana daha güçlü biçimde hissettirdi. Benim için önemli olan yalnızca bireysel olarak başarılı olmak değil; öğrendiklerimle ve ileride yapacağım çalışmalarla ülkeme ve insanlara faydalı olabilmek.