YENİ Parti Odunpazarı Belediye Meclis Üyesi Uğur Yıldız Mecliste yaptığı açıklamada şunları söyledi; "3 Kasım Salı günü saat 11.00’de Kurşunlu Külliyesi’nin kapısına gittiğimizde, içimizde haksız ve hukuksuz olan bu tahliye işleminin yapılmayacağına, bu yanlış karardan dönüleceğine dair bir umut taşıyorduk.
Şehrimizin kültürel, sosyal ve tarihî hayatı için son derece önemli olan bu külliyenin karanlığa gömülmeyeceğini, devlet aklının galip geleceğini, adaletin bu sefer tecelli edeceğini ve şehrimize bu kötülüğün yapılmayacağını düşünüyorduk.
Ama 2024 yerel seçimleri sırasında söylenen bir cümlenin karşımızda duvar gibi durduğunu, o söze hizmet eden bir bürokrasi yapısı içerisinde üzerimize gelindiğini, aslında bu talimatın seçim çalışmaları sırasında bir kere verildiğini ve geri alınmadığını, en çok da siyasi hedefleri olan bürokratların bu emre uyarak vazifelerini yerine getirdiklerini gördük.
O cümleyi bir kere daha hatırlarsak, aynen şu sözler söylenmişti:
'Bir gerçeği sizlere şu anda söylüyorum. Merkezi yönetimle yerel yönetim el ele vermezse, dayanışma hâlinde olmazsa, o şehre herhangi bir şey gelmez. Hatay’a geldi mi? Şu anda Hatay garip kaldı.'
Bu cümleler, 'Bizden olmayana hizmet etmiyoruz' demenin bir itirafıydı. O gün vatandaş oyuyla tehdit edilmiş, hizaya getirilmeye çalışılmış, AKP’li yöneticilere ve bürokratlara da açıkça 'Gereğini yapın!' emri verilmişti.
Geçen gün de yaşadığımız, bu sözlerle yapılması istenenlere paraleldi. Verilen tahliye kararının siyasi olmaktan başka hiçbir yanı yoktur. Silkeleme, çalıştırmama ve alan daraltma politikaları her gün, her fırsatta devam etmektedir.
Bizim Odunpazarı Belediyemizle beraber Beyoğlu, İstanbul Büyükşehir, İzmir ve Bursa Büyükşehir Belediyeleri ile Vakıflar Genel Müdürlüğü arasında yaşanan bu uyuşmazlıkların siyasi saikle ortaya çıkarıldığını biliyor ve görüyoruz.
Eğer bunun aksi söyleniyorsa, 'Yok, öyle değil' deniyorsa AKP yönetimindeki belediyelerin kullandığı Vakıflara ait taşınmazlarda böyle tahliye kararları alınıp alınmadığını, tahsis şartlarına aykırı kullanılan yerlerin boşaltılıp boşaltılmadığını, kaç yerde tahsis şartına aykırı kullanımın tespit edildiğini ve ne gibi işlemler yapıldığını öğrenmek istiyoruz.
Biz bunların kamuoyuna şeffaf bir şekilde açıklanmasını, birinci ağızdan cevaplanmasını istiyoruz. Çünkü bunları basından öğrenemiyoruz. Habere, haber yapma ve haber alma özgürlüğüne konan sansürlerden, bu konularla ilgili haberlere erişim engeli getirilmesinden dolayı bunların Vakıflar tarafından açıklanmasını bekliyoruz.
Bu süreç içerisinde yaşanan başka bir hususa da değinecek olursak;
Adalet ve Kalkınma Partisi Eskişehir İl Başkanı’nın açıklamalarını ve mecliste sözcüsüne okuttuğu metni büyük bir hayret ve üzüntüyle dinledik.
Mülkiyet hakkı üzerinden, Vakıflar ile belediyemiz arasındaki ilişkiyi basit bir kiralama gibi düşünmesini, Külliyenin kullanım konusunu basit bir konut kiralamasıyla karşılaştırmasını şaşkınlıkla dinledik.
Toplanan kira ve ödenen kirayı, belediyenin orada yaptığı hizmetleri dışarıda bırakarak anlatmasını ve hesabı buna göre yapmasını utanarak dinledik.
İl başkanının yaptığı;
Bu hesap, iş bilmemezliğin hesabıdır.
Bu hesap, hizmet etmeyi unutmuş, ranta odaklanmış zihniyetin hesabıdır.
Bu hesap, Eskişehir’den vazgeçmiş, Eskişehir’i yönetemeyeceğini bilenlerin, en son 15 sene evvel belediye yönetmişlerin hesabıdır.
Bu hesap, 'Size bir şey olmayacak' diye külliye esnafını kandırmaya çalışan, dükkânlarına giden yolları kapatan, çok değil, az bir zaman sonra işlerini azaltarak zarar ettirip dükkânlarını kapatmak zorunda bırakacakları esnafa kurdukları tuzağın hesabıdır.
Bu hesap, geçim derdinde olmayanların, iş yerlerini kaybetme korkusu yaşamayanların, 'Evimde çorbam nasıl kaynar?' kaygısı taşımayanların hesabıdır.
Bu hesap, Odunpazarı’ndan aldıkları yerleri harabeye çeviren, parktan anneleri kovan, yine milletin parkında habercilerin üzerine yürüyenlerin hesabıdır.
Ve gelinen noktada Külliye, Odunpazarı Belediyesi’nin, Odunpazarı esnafının, Eskişehir halkının elinden alınmış, kapatılmış ve karanlığa gömülmüştür.
Bu tahliye, şu anda ülkemizin nasıl ve ne biçimde yönetildiğinin resmidir.
Bir hususta da maalesef demek istiyorum. Bunu da yine üzülerek söylüyorum.
Bu şehir için karar alan, yönetiminde bulunan ve söyleyecek sözleri olan Adalet ve Kalkınma Parti’ li siyasiler, maalesef içinde bulundukları siyasi yapının adalet anlayışıyla hareket etmiş; Eskişehir’in bir yöneticisi ve vatandaşı olmanın üzerlerine yüklediği sorumlulukla tahliyenin karşısında duramamış ve çözüm üretmemişlerdir.
Ankara’da oturan bakanı, Kütahya’daki bürokratı, buraya hiç gelmeyen birini geçtim ama Eskişehir içinden Adalet ve Kalkınma Partili bir yönetici, meclisimizden bir meclis üyesi acaba gidip orada bir esnafı, külliye içinde bulunan bir kiracıyı dinledi mi?
'Buradaki tüm müzeler kapatılıyor ama siz yerinizde kalacaksınız' dediğinde ne cevap aldı?
Oranın temizliği, bakımı ve asayişiyle ilgili bir plan paylaştı mı?
Sayın Başkanım,
Herkesin hem her şeyi bildiği hem de her şeyden habersiz gibi davrandığı bir sürecin sonunda külliye kapandı ve bölge karanlığa gömüldü. Demek ki bu topraklarda milletin daha çekeceği çile varmış.
Bugün kapısına kilit vurulsa da ışıkları sönse de biz külliyeden ve hakkımızı savunmaktan vazgeçmiyor, haksızlığın karşısında durmaya devam ediyoruz."
