Kadın zekâsının ve bakış açısının bilime kattığı değer, yalnızca bir temsil meselesi değil; aynı zamanda daha dengeli ve kapsayıcı bir ilerlemenin de anahtarı konumunda. “11 Şubat Uluslararası Bilimde Kadınlar ve Kız Çocukları Günü” kapsamında; bilim ve teknoloji ekosisteminde kadınların bugün geldiği noktayı, teknoloji transferinden girişimciliğe kadar kadınların etkin olduğu alanları ve genç kızlara ilham verecek rol modellerinin önemini, Anadolu Üniversitesi Ar-Ge ve İnovasyon Koordinasyon Birimi Teknoloji Transfer Ofisi (ARİNKOM TTO) Yöneticisi Öğr. Gör. Dr. Rabia Taş değerlendirdi.
Bilimde kadınların varlığı sizce neden hâlâ özel olarak vurgulanması gereken bir konu? Bugün gelinen noktayı nasıl değerlendiriyorsunuz?
Genel olarak bilimde, araştırmada ve girişimcilikte kadınların sayısı her geçen gün artıyor. Yürütücü, koordinatör ve girişimci kadınların sayısındaki bu artışı görmek sevindirici. Ancak özellikle vurgulanması gereken bir husus var: roller. Kadınlar ekiplerin içinde yer alabiliyor ancak yönetici pozisyonlarına gelme noktasında sayılar görece daha sınırlı kalıyor. Ekip liderliği ve tüm koordinasyonun sağlandığı liderlik rollerinin de kadınlara emanet edilmesi hâlinde, gerçek anlamda eşitlikten ve ilerlemeden söz edebiliriz. Sayıların artması önemli, fakat rollerde hâlâ iyileştirmeye ihtiyaç var.
“Fırsat eşitliğini zeminde sağlıyoruz, asıl amacımız bu başarıları kampüs ve toplum genelinde görünür kılmak”
ARİNKOM TTO olarak kadın araştırmacıların ve girişimcilerin desteklenmesine yönelik yürüttüğünüz çalışmalar ya da öncelikli yaklaşımlar nelerdir?
Üniversitemizde herkesin eşit zeminde buluştuğuna inandığımız için yalnızca kadınlara özel programlar yürütme ihtiyacı duymuyoruz. Açılan tüm programlar; proje, girişimcilik ve patent eğitimleri herkes için eşit fırsatlar sunuyor. Ancak projeler tamamlandığında ya da şirketler kurulduğunda, akademisyenlerin ve öğrencilerin görünürlüğünü artırmaya odaklanıyoruz. Çalışmaların basında daha fazla yer alması, kampüs içinde bilinirliğinin artması için çeşitli etkinlikler düzenliyoruz. Her yıl 8 Mart’ta gerçekleştirdiğimiz “Bilim ve Araştırmada Kadın Ödülleri” programı da bu anlayışla ortaya çıktı. Geçtiğimiz yıl boyunca projelerde, üniversite-sanayi iş birliklerinde, patentlerde ve girişimcilikte başarılı çalışmalara imza atan kadın akademisyenleri ödüllerle sahneye çıkarıyor; çalışmalarını posterlerle görünür kılmaya çalışıyoruz. Böylece emeklerin görünmez kalmamasını amaçlıyoruz.
Kız çocuklarının küçük yaşlardan itibaren bilimle buluşması sizce neden kritik? Bu alanda üniversitelere ve teknoloji transfer merkezlerine ne gibi sorumluluklar düşüyor?
Kız çocuklarının rol model ihtiyacı oldukça fazla. Bazı meslek gruplarında erkek araştırmacıların, buluşçuların ve girişimcilerin daha fazla görünür olması, bu algıyı pekiştiriyor. Neyse ki çocuklara yönelik hikâye kitaplarında giderek daha fazla kadın kahramanla karşılaşıyoruz. Kız çocuklarının bilimle ve araştırmayla erken yaşta buluşması, kalıplaşmış rolleri yıkmak ve kadınların her alanda var olabileceğini göstermek açısından büyük önem taşıyor. Teknoloji Transfer Ofisleri olarak doğrudan hedef kitlemiz çocuklar olmasa da akademisyenlerin çalışmalarıyla çocuklara yönelik birçok etkinlik düzenleniyor. Bilim deney şenlikleri, doğa okulları, Çocuk Üniversitesi etkinlikleri ve TÜBİTAK bilim-toplum projeleriyle öğrencileri kampüs içinde bilim ortamlarıyla buluşturuyor, onları kadın rol modellerle tanıştırıyoruz.
“Karşısında başarmış bir kadın görmek, kız çocukları için ‘yapılabilirlik’ kaygısını motivasyona dönüştürüyor”
Rol model kadın bilim insanlarının görünürlüğü kız çocuklarının kariyer hayallerini nasıl etkiliyor?
Bir şeyi başarmış birini görmek, onu hayal edebilmeyi kolaylaştırıyor. Hiç örneği olmayan bir hedef, “Nasıl yaparım?” kaygısını doğurabiliyor. Ancak bunu başarmış bir kadın araştırmacıyı ya da girişimciyi görmek, kız çocukları için güçlü bir motivasyon kaynağı oluyor. Bu nedenle mentorluk ve deneyim paylaşımı etkinlikleriyle bu grupları bir araya getirmeye çalışıyoruz. Böylece özgüven eksikliklerini ve soru işaretlerini azaltmayı hedefliyoruz.
“Kadınların yapay zekâ alanında yaptıkları her araştırma, bu araçlarda da eşitliği güçlendirecek”
Yapay zekâ, girişimcilik ve ileri teknolojiler çağında bilimde kadınların geleceğini nasıl görüyorsunuz?
Hayatın her alanında olan yapay zekâ, kadın-erkek ayrımı olmaksızın hepimizin araştırma alanlarını etkiliyor. Ancak teknolojiyi geliştirenlerin kimliği, teknolojinin sunduğu çıktıları da şekillendiriyor. Örneğin bazı yapay zekâ araçları bir persona oluşturduğunda ilk olarak erkek figürler üretebiliyor. Bu durum, geliştirici ekiplerin erkek ağırlıklı olmasından kaynaklanıyor olabilir. Kadınların yapay zekâ ve dijital dönüşüm alanlarında yapacağı her araştırma, bu araçlarda da dilin ve rollerin eşitlenmesine katkı sağlayacak.
Bilim yolculuğuna adım atmayı düşünen genç kızlara vermek istediğiniz en önemli mesaj ne olur?
Dünya çok hızlı değişiyor; iklim, ekonomi ve çalışma biçimleri dönüşüyor. Ancak değişmeyen tek şey, araştırmaya duyduğumuz merak. Bilim yolculuğuna yeni çıkanların doğru soruları sorması çok önemli. Bu nedenle gençlere en büyük tavsiyem, bol bol soru sormaları ve meraklarını canlı tutmaları. Bilim dünyasında kadınların yalnızca varlıklarıyla değil, liderlik rolleriyle de geleceği şekillendirmesi gerektiğini vurgulayan Anadolu Üniversitesi ARİNKOM TTO Yöneticisi Öğr. Gör. Dr. Rabia Taş, merak duygusunun her türlü değişimin anahtarı olduğunun altını çiziyor. Bilim yolculuğundaki tüm genç kızlar için, bu merak rehberliğinde; kalıplaşmış yargılardan uzak, başarıyla dolu bir gelecek hedefleniyor.

